8 Ocak 2013 Salı

"Kral Çıplak" demek kolay mı?

Gazetelerin ilan ettikleri deklarasyon ile internet medyasının kendi haberlerini kullanmasına yasak getirmesi  bir süredir tartışılıyor. Genel kanı bunun hiç bir işe yaramayacağı, yazılı basının ölmeye mahkum olduğu, ölümü geciktirmek için böyle yollara başvurduğu yönünde.

Peki tamamen ticari işletmeler olan (ve aslında bizlerin haber alma özgürlüğümüz gibi liberal fikirler ile değil ticari ilişkiler kapsamında işleyen) yazılı basının öleceği iddiası ne kadar doğru?

Unutmamak gerekiyor Televizyon yaygınlaşırken de benzer bir iddia vardı: "gazeteler ölecek". Son 50 yıldır tekrarlanıyor bu iddia, henüz ölen yok. Peki neden...

Tabii ki olayın bir ekonomik boyutu var.

6 Ocak 2013 Pazar

Türkiye Medyasında 2012'nin bilançosu (1)

Türkiye’nin 2012 medya bilançosu ve 2013’ten beklentiler, doğrudan doğruya, ülkedeki siyasi, ekonomik ve kültürel iklimden etkilendi, etkilenecek. Toplumda ne yaşanıyorsa, medya, küçük kırılmalarla, onu yansıtıyor. Ülkeye kim, nasıl yön vermek istiyorsa, elbette birçok aygıtın yanında medyaya da öyle yön veriyor. 
Medya ekonomisi konusunda yetkin isimlerden biri Mustafa Sönmez 4 Ocak'ta böyle yazıyordu Cumhuriyet'teki köşesinde. Yeni yılın ilk günlerinde geçen yılın bir bilançosunu çıkartmak iyi olacak.


TUTUKLU GAZETECİLER


2012 yılının en büyük sıkıntılarından biri çoğu kez es geçilen "tutuklu gazeteciler"in sayısının bu kez görmezden gelinemeyecek kadar çoğalmasıydı.



3 Ocak 2013 Perşembe

Necip Fazıl, Adnan Menderes, mektuplar ve Örtülü Ödenek

Habertürk'ün dün ortaya çıkardığı, Necip Fazıl'ın dönemin Başbakan'ı Adnan Menderes'e yazdığı, para için "yalvaran" mektupları, aslında iyi bilinen bir dönemi tekrar gündeme getirdi.

İyi bilinen diyorum, çünkü Habertürk'ün açıkladığı mektuplar 27 Mayıs'tan sonra Demokrat Parti ve Menderes'in yargılandığı Örtülü Ödenek Davası'nın kayıtlarından alınmış durumda. O dava hem Rasih Nuri İleri'nin Örtülü Ödenek isimli kitabında,  hem Tuncay Özkan'ın Parsadan Hikayesi isimli çalışmasında, hem de davanın taraflarından Celal Bayar'ın torunu Emine Gürsoy Naskali tarafından Yassıada Zabıtları -1 Örtülü Ödenek Davası başlıklı kitapta uzun uzun incelenmişti.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Emrullah Uslu o yazıyı neden yazdı?

Taraf yazarı, eski polis Emre (Emrullah) Uslu, 26 Aralık'ta köşesinde “Başbakan Erdoğan’ın giderek Ergenekoncu çizgiye doğru kaydığını” yazdı.

İlk bakışta çok kafa karıştırıcı bu iddia için Uslu'nun gerekçeleri de var tabi:

“Başbakan’ın ofisinde dinleme böcekleri bulunmuş. Medyaya yansıyan bilgilere bakılırsa bu böcekler geçen şubat ayında bulunmuş. Benim merakım şu: Acaba böcek aramasının kamera kaydı var mı? Kamera kaydı yoksa, pekâlâ o aramayı yapan kurum da olmayan böcekleri çıkarıp Erdoğan’ı maniple etmek isteyebilir. Dünya siyaset tarihi bunun yüzlerce örneğiyle dolu.
Erdoğan umarım varsa o video kaydını incelemiştir. Yoksa bir başbakanı, odanda böcek bulduk deyip maniple etmek kadar kolay bir şey yoktur. Bunu dış istihbarat servisleri de yapar Başbakan’ı bir yöne kanalize etmek isteyen başka servisler de…
Bu bağlamda sorulması gereken soru şu: Böceklerin çıktığı tarih ile Erdoğan’daki değişimin tarihi örtüşüyor mu? Erdoğan’da son bir yılda görülen tuhaf değişimin, giderek Ergenekoncu çizgiye doğru kayışının ofislerinde çıkan böceklerle ilişkisi olabilir mi? Varsa nasıl?”
Uslu'nun Emniyet'in Gülen Cemaati'ne yakın duran kanadında olduğu ve MİT'e yönelik sert bir tavrı olduğu biliniyor. "Başbakan'ı manüple ediyor olabilirler" dediği kurum da şu sıralar Başbakan Erdoğan'ın eski müsteşarı Hakan Fidan'ın başında olduğu MİT.

Peki Başbakan Erdoğan'ı "son bir yılda Ergenekoncu çizgiye kaydı" diyen Emre Uslu bugün köşesinde ne yazdı? Alıntılar ile yazının bir kısmını burada paylaşalım:

Ergun Babahan bana “Today’s Zaman’da ‘Mr. %10’ diye bir yazı yazdın, Erdoğan’ın her gelen ihaleden yüzde 10 pay aldığını yazdın” diye iftira atmasa belki de hiç haberim olmayacaktı.
Meğer Tayyip Erdoğan’a yakın kişiler benim Erdoğan’la ilgili “Bay %10” diye bir yazı yazdığımı, ve Erdoğan’ı ihalelerden yüzde 10 pay almakla itham ettiğim fitnesini yayıyormuş. Bu fitne ile AKP kaynıyormuş, yazmadığım bir yaz AKP ile Cemaat arasında kavga çıkarmış, ama haberim yok. (...)

7 Mayıs 2012’de, AKP-Cemaat kavgasının en zirvede olduğu dönemde, yazdığım ve Erdoğan’ı Atatürk’le kıyaslayıp baştan sona övdüğüm bu yazının Erdoğan’ın çevresince nasıl bir fitne malzemesine dönüştürüldüğünü öğrenince şok oldum.

Meğer bu yazının üstüne Akif Beki ile Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni arasında Medya Derneği’nin toplantısında büyük kavga çıkmış.

Babahan ve orada bulunan diğer gazetecilerden öğrendiğim kadarıyla, Akif Beki Bülent Keneş’e gelip “Emre Uslu, ‘Erdoğan ihalelerden yüzde 10 rüşvet alıyor’ yazıyor siz de bu yazıları yayımlıyorsunuz” diye çıkışmış. Keneş “Bizde böyle bir şey olmaz böyle bir yazı bizde çıkmaz” deyince herkesin önünde Beki “Ben aptal mıyım, ne okuduğumu ve nerede okuduğumu bilmez miyim, İngilizce yazmış ve o yazıyı Today’s Zaman’da okudum” demiş. (...)

Fitne çarkı dönmeye başlayınca Erdoğan’ı övdüğüm bir yazı bile Erdoğan’ın en yakınları tarafından fitne aracı olarak kullanılıyor, kavga sebebi yapılıyor. Adı aklımdan bile geçmeyen adam hakkında yazılar yazdığım iftirası atılıyor.

Erdoğan’ın çevresindeki fitne çarkı böyle çalışıyor: Cemaat-AKP kavgasının heyheyli günlerinde, yazdığım ve baştan sona Erdoğan’ı övdüğüm o yazıyı bile Erdoğan’ın çevresindeki insanlar tarafından çarpıtılıp fitne çıkarmak için yayıyorlar.

Gazetecilerin önünde kendi uydurdukları yalanlar ve fitne için kavga ediyorlar. Yazıyı okuma ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Çünkü fitneye o kadar inanmışlar ve şartlanmışlar ki benden, o heyheyli günlerde, Erdoğan’ı övecek bir yazı beklemiyorlar. Görünce abandone olup yeni yalanlar uydurup manipülasyon yapıyorlar.

Orada olan tüm gazeteciler de benim Erdoğan’ı yüzde 10 rüşvet almakla itham ettiğim yönünde bir yazı yazdığımı düşünüyor. Bu fitne sadece Akif Beki tarafından değil Erdoğan’ın en yakın çevresi tarafından anlatılıyor. Muhtemelen Erdoğan’a da böyle aktarılmış. Ergun Babahan gibiler de bu fitnenin üstüne sörf yapıp hem Cemaat ve AKP’yi birbirine düşürmeye çalışıyor.
6 gün önce Erdoğan'ı Ergenekoncu olmak ile itham ediyordu. Bugün ise Akif Beki ve şu sıralar gözden düşmüş olan Babahan'ı fitnecilik ile suçluyor.

Ancak bir süredir kendisi ile ilgili yürütülen kampanya yazısında andığı bu suçlamalardan çok daha çarpıcı. Kendisinin İsrail ve CİA bağlantılı bir organizasyonun elemanı olduğu iddiasını (herhalde) yanıtlayacak kadar bile ciddiye almıyor olacak ki, o eleştirilere değinmek yerinde "Erdoğan'a Mr.%10 demedim" yazısı yazıyor.

Bakalım gelen günler, medya kulislerinde nelere gebe?

Taraf'ın tirajı artmaya devam ediyor

Dostumuz Kinpi, Ahmet Altan gitti Taraf'ın tirajı neden arttı?  başlıklı yazıma yaptığı yorumda ilginç bir soruyu dillendirdi:
Taraf gazetesinin Roboski konusunda attığı son manşet (affetmeye hazırız) ve aslında daha ilginci, kendi çalışanlarının bile maaşlarını düzgün ödeyemediği iddia edilen bir gazetenin devletin bürokratlarına marka gömlekler hediye etmesi (birincil kaynaktan duydum bunu, gömleği gönderen değil ama gömleği kabul etmeyen bürokrattan) bize Taraf gazetesi hakkında ne söyler?
Şimdi gelelim rakamlara...  Aralık ayının son haftasının da satış rakamları ilan edildi.

31 Aralık 2012 Pazartesi

Bu satırları Nasuhi Güngör yazmış olabilir mi?

TRT Türk'te genel yayın yönetmeni Ümit Sezgin'in ayrılığının ardından boşalan koltuğa, Star gazetesi yazarı Nasuhi Güngör oturmak üzere. Kendisi mesela Twitter'da "henüz olan bir şey yok" diyerek reddiyor ama TRT'nin içinden kaynaklar daha önce Milli Gazete, Yeni Şafak ve son olarak da Star gazetesinde muhabirlik, editörlük, temsilcilik ve yazarlık gibi görevler üstlenen Nasuhi Güngör ile TRT Genel Müdürü'nün el sıkışıp anlaştığını söylüyor. 



Güngör'ün CV'sine baktığımızda Susurluk döneminin ilginç ve karanlık cinayetlerinden biri olan Nesim Malki cinayetinin peşine düştüğü ve başarılı bir soruşturmacı gazetecilik örneği olan “İpin Ucundakiler” ve AK Parti'nin kuruluşunu incelediği “Yenilikçi Hareket” isimli kitaplarını görüyoruz.

Bu yazıda ilgileneceğimiz kitap Güngör'ün "Yenilikçi Hareket" isimli çalışması. Zira bu kitap ile Güngör'ün bugün geldiği çizgi arasında çok büyük fark var.

30 Aralık 2012 Pazar

Ahmet Altan gitti Taraf'ın tirajı neden arttı?


Önce bundan 20 yıl öncesine gidelim ve Cumhuriyet gazetesinin başına gelenlere bakalım. Sonra da Taraf gazetesindeki istifa depremine...

CUMHURİYET'TE NELER OLDU?

Nadir Nadi'nin ölümünden sonra 1991 yılında Cumhuriyet'te yaşanan kriz Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hasan Cemal ile İlhan Selçuk çizgisinin kavgasından başka bir şey değildi aslında.

Ankara Temsilciliğinden sonra genel yayın yönetmenliğini Nadir Nadi'den neredeyse zorla alan ve bu görevini 11 yıl sürdüren Hasan Cemal yazı işlerinde Okay Gönensin ile birlikte kendi ekibini oluşturmuş, patronajdan annesinin hisselerini de denetleyen Emine Uşaklıgil'den de destek görmeye başlamış, ancak yazarların neredeyse tamamı İlhan Selçuk'un çevresinde örgütlenmişlerdi.


Taraflar DYP ve SHP'nin ANAP'ı yendiği seçimlerin ardından merkez sağın koalisyon kurmasını isteyen Osman Ulagay'ın  haftada kaç gün yazı yazacağı meselesi yüzünden son kez karşı karşıya geldiler. Çünkü İlhan Selçuk ve pek çok yazar SHP'nin koalisyona katılmasını istiyorlardı. Hatta Uğur Mumcu, daha sonra yakın arkadaşı Emin Çölaşan'ın açıklayacağı gibi SHP ile DYP'nin koalisyon kurması için el birliği ile çalışıyorlar, evlerinde toplantılar düzenliyorlardı.

YAZARLAR TOPLUCA İSTİFA ETTİ