melih altınok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
melih altınok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2013 Salı

Türkiye gazetesi, reklam, değişim ve herşeyin başı kredi...

Daha babası yaşarken şirketin yönetiminde söz sahibi olmak için uğraşan ancak çeşitli nedenler ile bir türlü istediği konumu elde edemeyen Mücahit Ören, Enver Ören'in ölümünden sonra İhlas Holding'in başına geçti.

Holding'in hala TGRT Haber gibi bir kanalı var ama ağırlığı Türkiye gazetesinde dersek yanlış olmaz. Gazetenin yönetiminde ise yıllardan beri Nuh Albayrak var.

Gazete yakın zamanda deyim yerindeyse baştan aşağı yenilendi. Bir yandan tasarımı, bir yandan logosu değişti, diğer yandan da yeni bazı yazar ve muhabirler ile yazıişleri kadrosunu güçlendirdi.

Yeni yazar diyoruz ama aslında yeni dediğimiz yazarlar Taraf'ın eski yazarları: Yıldıray Oğur, Alper Görmüş, Melih Altınok, Ceren Kenar gibi yazarların dışında Arzu Yıldız gibi Taraf muhabirleri de artık Türkiye'de. (İbrahim Kahveci, Burcu Çetinkaya ve Deniz Ülke Arıboğan gibi Tarafçı olmayanları da es geçmeyelim tabii ki).

Bu arada unutmadan Melih Altınok ile ilgili başka bir yazı daha yazdığımı söyleyeyim... OdaTV, BirGün, Taraf, Türkiye şeklinde giden medya karnesine bir süredir Kanal 24'ü de ekledi. Uzun uzun yorumlamazsam eksikliğini hissederim. Ama şimdi değil, daha sonra...

'Daha iyiye ulaşmak için değişim kaçınılmazdı' diyen Mücahit Ören, yeni dönemin amacını "Gazetemizde logo değişimi, yeni yazar kadrosu ve yenilenen içeriğimiz de daha iyiye ulaşma gayretimizin bir parçasını oluşturmaktadır." diyerek açıkladı. Ancak daha dikkat çekici olan gazetenin yeni yazarlarını tanıtan reklam.

Gelin hep beraber izleyelim.


Reklam işi zordur. Hele bir gazetenin reklamını yapıyorsanız daha da zordur. Egoları tavan yapmış, yazıları ile milyonları etkilediğini düşünen, hatta düşünmekle kalmayıp bunan inanan isimleri reklam filminde oynatmak, üstelik onları bir senaryo doğrultusunda hareket etmeleri için ikna etmek çok zor.  Şimdilerde Cumhuriyet'te yazan Bekir Coşkun, Habertürk'ün bir dönem çok sık yayınlanan "mutfak" temalı reklamın nasıl çekildiğini az da olsa Başın Öne Eğilmesin kitabında anlatır. (Reklamı hatırlamak isterseniz buraya bakabilirsiniz.)

Türkiye'nin reklamı da hiç farklı değil aslında. Baksanıza Melih Altınok'un, İbrahim Kapan'ın, Yıldıray Oğur'un, Halime Gürbüz'ün,  Ceren Kenar'ın hatta Burcu Çetinkaya'nın saf, şaşın bakışlarına. Deniz Ülke Arıboğan'ın, Alper Görmüş'ün reklam filminde rol almak yerine sadece görünmesi de şaşırtıcı değil. Belli ki "gençler" gibi reklam konseptine ikna olmamışlar.

Kolay da değil ikna olmak. Kendilerinin yazıları ile gündem belirlediğini, milyonları etkilediğini, herkesin ağzından çıkacak sözlere baktığını düşünen biri kolay kolay, sıradan insanın herşeyi bildiği, hatta kendisinden daha iyi bildiği düşüncesini kabul etmez. Hele bunu bir reklam filmi ile herkese ilan etmez. Gençler dediğim Melih Altınok, Yıldıray Oğur, Ceren Kenar'ı buna ikna eden reklamcı kimse tebrik ediyorum.

Bakmayın siz Nuh Albayrak'ın ısrarla her sorulduğunda "Demezler mi insana, mademki siz farklı düşünsek de beraber yaşayabilmeliyiz diyorsunuz, niye Türkiye Gazetesi’nde farklı düşünenleri yazdıramıyorsunuz?" demesine. Bakmayın siz "bizden farklı yazmayacaklarsa neden aldık gazeteye?" demesine.

Değişimin ilk gün manşete taşıdıkları ve sonra da "başlığı yanlış atmışız şeklinde" özür diledikleri AK Parti kurucuları içindeki ajanlar haberi ile bir sinyal vermiş oldu Türkiye gazetesi, ama okuru için önemli olan hala, gazetenin logosundaki Türk bayrağının neden kalkmış olduğu.

Peki tüm bunların ardında ne gibi hesaplar dönüyor olabilir? Oda TV kaynaklı (güvenilirliği tartışılır) bir haber dikkat çekiyor. Cemaat medyasının AK Parti hükümetine muhalefet ettiği sırada eski Tarafçılara kapılarını açan Türkiye gazetesinin reklamdan yeni tasarıma dek mali kaynakları zorlayacak masrafları iddiaya göre Ziraat Bankasından alınan krediye bağlanıyor.
Türkiye gazetesinin “AKP’li Taraf” haline gelmesi hangi hediyeyle gerçekleşti?
Kulislerde sıkça konuşulan iddia şu: 
Ziraat Bankası Türkiye gazetesine (İhlas Yayın Holding’e) 40 milyon dolar kredi verdi.
Dediğim gibi doğruluğu tartışılır, ama doğru olma ihtimali çok yüksek bir iddia bu.

30 Haziran 2013 Pazar

Akşam yazarı Tuğçe Tatari 'kovuldu'!

Akşam gazetesi Post-Taraf olacak iddiamın üzerinden çok geçmeden Taraf'ın eski Yazı İşleri Müdürlerinden Kurtuluş Tayiz, Akşam gazetesinin yeni yönetimi tarafından transfer edildi. Kulislerde konuşulanlara göre Tayiz, hem köşe yazacak hem de Yazı İşlerinde görev alacak. Muhtemeldir ki Taraf'ın eski yazarları bir süre sonra Akşam gazetesinde çalışmaya başlayacaklar. Bu iddiamda ısrarcıyım. [Ancak Yıldıray Oğur ve Melih Altınok'un Türkiye gazetesine transfer olmalarına hem şaşarıdım hem de üzerine uzun uzun konuşmak gerekiyor diye düşünüyorum. Eğer elimi Ümit Alan'dan önce tutup Melih Altınok'un döneklik analizini yazabilirsem ne mutlu bana, yok BirGün'deki köşesinde Ümit Alan yazarsa o yazıyı onun da eline sağlık...]

Bu arada Akşam gazetesinin yeni yönetim açısından "aykırı" yazarları da hızla gazeteden "kovuluyor". Mart ayında blogda yazdığım bir yazıda "Artık muhtemelen kimse için "kovuldu" yazmam ama gerçekte ne olduğunu ben biliyor olacağım." demiştim. Ama şimdi hiç çekinmeden Akşam'ın aykırı yazarları kovuluyor diyebiliyorum.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Taraf gazetesini Gülen Cemaati mi bitirdi?

Taraf gazetesi kurulduğundan bu güne Gülen Cemaatinin açık desteğini almak, hatta cemaatin yayın organı olmak ile itham edildi.

Gazetenin kurucu babası Ahmet Altan'ın "çantacı" ve "fırıncı" diye tanımladığı "abi"leri ile yaptığı görüşme dışında Taraf ile Cemaatin arasındaki ilişkinin çok farklı boyutları vardı.

İlişki sadece Cemaat'e mensup olduğunu gizleyen ya da gizlemeyen pek çok yazarı olmasından kaynaklanmıyor. Gerçi bu ilişkilendirme Cemaat dahail pek çok kişiyi de rahatsız ediyor. Öyle ki Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı 2012 başında kaleme aldığı bir yazı ile Taraf gazetesinin üç yazarının ismini vererek "Cemaatin kalemleri" olarak nitelenmelerinden rahatsızlığını dile getirmişti:

"Mehmet Baransu, Emre Uslu, Önder Aytaç, hatta bazı Zaman yazarları... Bazı gazeteciler ne yazsa ne söylese hepsi 'cemaat'ten biliniyor. Aslında o gazeteciler defalarca açıkladı, "Biz cemaat sözcüsü değiliz; kendi düşüncelerimizi yazıyor, konuşuyoruz." dediler. Maalesef bazılarının umurunda bile değil. Varsa, yoksa cemaat! Tam bir paranoya ile karşı karşıyayız.

Hal böyle olunca bu yanlış algıya muhatap insanlara da büyük sorumluluk düşüyor. Keşke onlar üzerinden yürütülen psikolojik harbin değirmenine su taşımasalar ve bazı art niyetli kişilere fırsat vermeseler; sonuçta büyük bir kitlenin zan altında bırakılması da büyük bir vebaldir..."

Taraf gazetesinin  "abone olun gazeteniz kapınıza gelsin"  sloganı ile başlattığı abonelik sistemine en büyük desteğin Zaman gazetesinden geldiği de biliniyor.

Tüm bunları ardarda koyduktan sonra gelelim Taraf gazetesinin Oral Çalışlar'ın istifaya zorlanması sonrasında Cemaat ile ilişikli yorumlara.

Kavga ve bölünmenin arkasında "barış" mı "demokrasi" mi dualizmi yatıyor. Cemaat de yorumlara göre bu ikileme içinde kendine göre bir 'taraf' tutuyor. Peki orası neresi?

İlk ilginç yorum Milliyet'in yeni yazarı Nagehan Alçı'dan geldi. Alçı'nın eşi Rasim Ozan Kütahyalı'nın da Taraf'ın eski yazarı olduğunu hatırlayalım.  Alçı, Taraf'tan olaylı bir şekilde ayrılan Melih Altınok [Melih Altınok için ayrı ve uzun bir değerlendirme yazmayı da planlıyorum... Şimdiden yazma sözünü vereyim...] ile görüşmüş ve söylediklerini köşesinde okurlarıyla paylaşmıştı.

Taraf'taki ayrışmayı "barış" istemeyen Gülen Cemaati'ne bağlayan Altınok'un iddialarını aktarmakla yetinmeyen Alçı, Cemaat adına konuşmaya kendini yetkin gören bir isim (kim olduğu belli değil) ile de görüşmüş ve o iddialara yanıt da almıştı.

Alçı'nın köşesinden okuyalım:
Geçtiğimiz günlerde gazetesinden istifa eden Taraf yazarlarından Melih Altınok da yukarıdaki değerlendirmeyi destekliyor.

Hatta daha da ileri giderek bu yaşananların arkasında Pensilvanya'nın olduğunu söylüyor:

"Barış ve çözüm sürecine destek veren bizleri tasfiye planının arkasında Fethullah Gülen ve cemaat var. Gülen çözüm sürecine karşı çok mesafeli. Yaşananlardan memnun değil. PKK'ya karşı mücadeleye devam edilmesinden yana. (...)

Fethullah Gülen'in endişeleri

Taraf ve Pensilvanya iddialarını sormak için muhatapları aradım. (...) Gülen Hareketi ile ilgili iddialar için de hareketin ileri gelenlerinden birine sordum. Şu yorumu yaptı:

"Bunlar spekülasyon. Taraf'ta yaşananlarla hiç alakamız yok. Hocaefendi 'Sulhta hayır vardır' düşüncesiyle barış ve çözüm sürecine destek vermişti, hatırlarsanız. Hala o desteğin arkasında. Ancak bazı endişeleri var. Burada endişe kelimesinin altını çizmek istiyorum... Hocaefendi geçtiğimiz hafta bazı gazetecilerle görüştü. Mehmet Altan da oradaydı. Ben de bu görüşmenin tanığıyım. Asla Taraf'a dair bir şey konuşulmadı. Biz Oral Çalışlar'ı severiz, Taraf'ta yaşananlara çok üzüldük. Neşe Düzel, Çalışlar'dan daha iyidir demeyiz. İkisi de ayrı ayrı önemlidir. İddialar 'Her Taşın Altında Cemaat Var' paranoyasının bir ürünü."

Bu yorumlamalar ve yanıtları çarpıcı elbette ama Alçı'nın iddiasının bir kaç saat içinde boşa çıktığını da ekleyelim.  Metin Altınok  twitter hesabından Negehan Alçı'nın yazısındaki sözleri söylemediğini belirterek şöyle yazdı:

"Bugün Nagehan Alçı'nın yazısında yer alan "taraf operasyonun arkasında Gülen var" sözleri bana ait değil. Nagehan gerekli açıklamayı yapacak Taraf olayıyla ilgili çok çeşitli iddialar ortalıkta biz siz de duyuyorsunuz, ama benim "bu işin arkasında cemaat var" demem mümkün değil. Nagehan'la konuştum, cemaatle ilgili bana atfettiği sözlerle ilgili tekzibimi yayınlayacağını. programında da anlatacağını söyledi"