Rasim Ozan Kütahyalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rasim Ozan Kütahyalı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2014 Perşembe

Rasim Ozan Kütahyalı dün ne diyordu şimdi ne diyor?

Sabah yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, son üç - dört yıl içerisinde birbirine zıt görüşleriyle dikkat çekiyor. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yönelik kaset komplosunu dün OdaTv’ye bağlarken, bugün sorumlunun Gülen cemaati olduğunu iddia ediyor. Dün “Kahraman” olduklarını iddia ettiği Ergenekon savcı ve hakimlerini şimdi “cunta” oluşturmakla suçluyor. Radikal muhabiriİsmail Saymaz, Rasim Ozan'ın şaşkına çeviren değişim öyküsünü yazdı.



İşte Saymaz'ın Rasim Ozan Kütahyalı analizi:

RASİM OZAN DÜN NE DİYORDU ŞİMDİ NE DİYOR?

Dört yıl önce “Çok net bir darbe planı” dediği Balyoz Davası hakkında “Temizlenme süreci temiz olmadı” yorumunu yapıyor. TSK’nın AK Parti ile Gülen Cemaati’ni karşı karşıya getirmek istediğini savunduğu günlerden, “Paşa Vesayeti'nden Hoca Vesayeti’ne mi geçtik?” diye şaşkınlık yaşadığı bugünlere, işte Rasim Ozan’dan seçkiler... 

DENİZ BAYKAL TORNİSTANI

6 Ekim 2011: “Bugün Ergenekon soruşturması bağlamında teknik takibe takılan bazı konuşmalardan anlıyoruz ki (Soner) Yalçın ve CHP yönetimi sürekli temas içinde, Baykal’ı tuzağa düşürmeye çalışıyorlar. İşte bu tuzakların en organize olanlarından biri bu İklim Bayraktar olayı.”

4 Ocak 2014 - “Başbakan da son dönemdeki her konuşmasında şu gerçeği vurguluyor: Türk siyasetini dışarıdan dizayn etmek isteyen karanlık yapılanmanın kurduğu tezgâhlar Baykal’a yapılan kalleş komployla başladı. Alçakça bir komployla montaj bir kasetle Baykal’ı indirme operasyonu başarıya ulaştı... 12 Eylül 2010’da güçlü bir “Evet” tercihinin çıkması bu operasyonu yapan devlet içi güçler için çok hayatiydi. O devlet içi güçlerin kendini hukuksal garanti altına almasını ifade ediyordu 12 Eylül 2010. Nitekim o tarihten sonra çok daha pervasız yargısal operasyonlara giriştiler. Çünkü bu devlet içi yapı 12 Eylül 2010’la beraber dokunulmazlık kazandı. Bizler de bu gerçeğin farkına sonradan vardık.”

ERGENEKON SAVCILARI: DÜN KAHRAMAN BUGÜN CUNTA!

6 Nisan 2011: “Hem Zekeriya Öz, hem de Ali Fuat Yılmazer hem de bu süreçte ismi çok anılmayan diğer kahramanlar 2007’den itibaren büyük, çok büyük, çok çok çok büyük bir işe giriştiler. Öz ve Yılmazer konumları dolayısıyla da “işin başı” olarak görülen ve en çok saldırılan iki isimdi.”

17 Aralık 2013: “Ey adı bende saklı polis şefleri. Devlet adamı değil devlet memurusunuz. Haddini bilmeyen generallere seslendiğim şekilde şimdi de aynen size sesleniyorum: Herkesi susturabilirsiniz ama ben susmam. Kafamı da kesseniz ben sivil siyasetin yanında olacağım. Dağıtın şu kurduğunuz Emniyet-Yargı cuntasını.”

GÜLEN CEMAATİ NEYDİ NE OLDU?

1 Eylül 2010: “2008’den itibaren Ergenekon soruşturması hız kazanınca Genelkurmay karargâhı strateji değiştirdi... “AKP ile yumuşak ilişkiler kurarak, cemaati yalnızlaştırma” stratejisi İlker Başbuğ dönemiyle birlikte uygulamaya kondu Hanefi Avcı’nın kitabında da ısrarla hükümeti eleştirmekten kaçınarak her şeyi doğrudan “cemaat”e yükleme kaygısı var. Dolayısıyla şu an bu kitap yukarıda bahsettiğim 2008’den beri uygulamaya konmak istenen Gülen hareketiyle AK Parti arasına nifak sokma operasyonunun bir parçası olarak kullanılmak isteniyor. Emniyet içinde İslami bir hayat tarzına sahip olduğu halde sırf kişisel çekişmelerden ötürü Gülen hareketine karşı Genelkurmay’a yaklaşan bir ekip var.”

31 Temmuz 2013: “Eski Türkiye’de “alternatif iktidar” arayanlar Genelkurmay’a giderdi. “Paşam bizi başa getirin, ne isterseniz yaparız” derlerdi. Yeni Türkiye’de “alternatif iktidar” arayanlar Pensilvanya’ya gidip “Hocam bizi başa getirin, ne isterseniz yaparız” mı diyor yani? “Paşa vesayeti”nden “Hoca vesayeti”ne mi geçtik? İyice kafam karıştı.”

REFERANDUM ÇARKI!

11 Eylül 2010: “Bu halk oylamasında tüm ezilenlerle birlikte kendi kültürel kimliğini önemseyen Türkler, Türkçüler ve milliyetçiler de EVET demeli. 13 eylül sabahı ya yeni bir umutla güne uyanacağız, ya da barbarlığın galip geldiği bir güne. Karar hepimizin...”

28 Aralık 2013: “2010 yılını hatırladıkça içim parçalanıyor. Kendime de çok ama çok kızıyorum. 12 Eylül 2010 referandumu sonrasında demokrasiyi hedef alan kumpası görememiş olmaktan utanıyorum. 12 Eylül 2010’da cemaatin kapı kapı gezerek Erdoğan’ı desteklediği büyük bir yalandır. O referandumda Recep Tayyip Erdoğan meydan meydan gezerek cemaati desteklemiştir. O yüzden mezardan kalkıp oy atılması istendi.”

RASİM OZAN'IN ŞİKE DAVASI İLE İMTİHANI

31 Ağustos 2013: “3 Temmuz bağlamında Gülen Hareketi’ne de haksız biçimde saldırıldı. Fethullah Gülen’e çok çirkin ve yalan ithamlar yapıldı. Şike davası haklı bir davaydı ve Hizmet de Hizmet’in medyası da çok doğru bir tavır aldı. O süreçte gözü dönmüş bir fanatizmle Gülen Hareketi’ne bu saldırıyı yapanların başında Cengiz Çandar ve Ertuğrul Özkök geliyordu.”

28 Aralık 2013: “Fakat bugün geldiğimiz noktada Ergenekon ve Balyoz davaları da usulden bozulmalı ve yeniden yargılama yapılmalıdır. Şike ve KCK için de aynı durum geçerlidir. Gayrimeşru yöntemlerle meşru işler yapılamaz.”

18 Aralık 2013 Çarşamba

Seks kasedi iddiası Nagehan Alçı'yı çıldırttı

Youtube'da yayınlanan ve eşi Rasim Ozan Kütahyalı'ya ait olduğu iddia edilen görüntüler Nagehan Alçı'yı çileden çıkarttı.

Milliyet gazetesi yazarı Nagehan Alçı, CNN Türk'te yayınlanan Dört Bir Taraf programında video paylaşım sitesi Youtube'da yayınlanan eşi Rasim Ozan Kütahyalı'ya ait olduğu iddia edilen görüntüler yüzünden ateş püskürdü.

Programda Nazlı Ilıcak'ın "Ahmet Hakan tutuklanacaktı iddiasını yaymasaydınız o zaman" sözlerine çok sert tepki gösteren Alçı, eşinin sosyal medyaya bomba gibi düşen görüntüleri için kimsenin tepki göstermediğini, kişilik suikasti yapıldığını ileri sürdü.

İşte Nagehan Alçı'nın Nazlı Ilıcak ile sert polemiğe yol açan o sözler:



SENİNLE KONUŞMUYORUM 

Nazlı Ilıcak: Bunları söylerken özen göstermemiz lazım. İkincisi şuna izin vermememiz gerekir.

Nagehan Alçı: Siz de inşallah bu kadar kesin konuştuğunuzda, kesin bilgilerle...

Nazlı Ilıcak: Bir dakika. Şuna izin verememiz lazım. Bir takım örneklerini verdiğim gibi komplo teorilerinin işin gerçeğini gölgelemesine izin vermememiz lazım.

Nagehan Alçı: Siz işin gerçeğini bildiğinizi mi iddia ediyorsunuz?

Nazlı Ilıcak: Seninle konuşmuyorum.  Herkese hitap ederek konuşuyorum.


SATIR ARASINDA ÇİRKİN ŞEYLER SÖYLÜYORSUNUZ

Nagehan Alçı: Kuryelik yapmaya karşı dikkatli olmak gerekir.

Nazlı Ilıcak: Nagehan, Rahatsız olma. Bir dakika. Ben bitireceğim Nagehan'dan fırsat kalmıyor.

Nagehan Alçı: Satır arasında çok çirkin şeyler söylüyorsunuz.Benden fırsat kalmıyor diyorsunuz.

Nazlı Ilıcak: Rahatsız oluyorsun.

Nagehan Alçı: Evet oluyorum...


"AHMET HAKAN TUTUKLANACAKTI" DİYE YAYMASAYDINIZ


Nazlı Ilıcak: Eee! "Ahmet Hakan tutuklanacaktı"yı yaymasaydınız kardeşim.

Nagehan Alçı: Aaaa! Bakın Nazlı Ilıcak... Bu program gittikçe çirkinleşti. Bir ben böyle bir şeyi asla yapmadım. Bunu Rasim'in üzerine fatura ediyorsunuz. O dönem konuşulan bir şeydi. Bir kişiye  fatura edemezsiniz. Bunu bu şekilde anlatmak yanlış mı ben de eleştiririm.

Nazlı Ilıcak: 1 kişi değil 5 kişi yazdı. 5 kişi yazdıysa da kötü.

Nagehan Alçı: Yapmayın allah aşkınıza. Bu bir takım çevrelerde konuşulan bir şeydi.

Nazlı Ilıcak: Nagehancığım ama bak, şimdi ne yapıyorlar...

BİR KELİME DE MONTAJ KASETLER İÇİN SÖYLEYİN İSTERSENİZ


Nagehan Alçı: Birileri böyle dezenformasyon yapıyor. Sonra da uyduruk kasetler çıkıyor... Kişilik suikastleri yapılıyor. Bir kelime de isterseniz onun için edin...

Nazlı Ilıcak: Ben sen rencide olacaksın diye söylemiyorum. Onu çok ayıpladım tabi.

Nagehan Alçı: Rencide olacak ne var.

Nazlı Ilıcak: Peki... Ben kasedi çıkaran herkesi laneliyorum.

Nagehan Alçı: Şantajlar, uyduruk montajlanmış kasetler...

Nazlı Ilıcak: Ben kasedi lanetlerim. Baştan aşağı lanetlerim. Ama şunu da lanetlerim. Bir kişi tutuklanacak diye hava yaymak yanlıştır.

Nagehan Alçı: Kim yapıyor bunu? Açıkça konuşun. Çamur atıyorsunuz üstü kapalı.

Nazlı Ilıcak: Ne diyorsun ya...

PROGRAMIN VİDEOSUNU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ

Neler mi oluyor? Bir süredir herkesin ağız birliği etmişçesine "bize geldi ama yayınlamadık" dediği o video YOUTUBE sitesinde yayınlanıverdi. Sosyal medyada bir iki karenin de paylaşılmaya başlandığı görüntülerin Rasim Ozan Kütahyalı'ya ait olup olmadığı belli değil. Ama zaten önemli de değil. 


Düne kadar Deniz Baykal'dan MHP yöneticilerine, Deniz Kuvvetlerindeki subaylardan Hanefi Avcı'ya kadar pek çok kişinin özel hayatını üst üste yayınlanan video kasetler ile altüst ederken sesini çıkarmayanlar şimdi aynı silah kendilerine dönünce montaj demeye başladılar. Güç savaşının böyle sonuçlara yol açacağını bilmek, sezinlemek, tahmin etmek gerekiyor.

Üstelik canlı yayında bas bas bağırıp sonra o canlı yayında olan biteni haber yapınca, arayıp kaldırın o haberi de dememek gerekiyor. Ama yalılarda oturmanın, Aydın Doğan ile kadeh tokuşturup, o anları twitter'da paylaşmanın da bir bedeli olacak değil mi...

25 Kasım 2013 Pazartesi

Rasim Ozan: '5 yıllık parayı peşin versinler, medyadan çekileyim'

CNN Türk'te eşi Nagehan Alçı ile birlikte Hakan Çelik'in sunduğu Hafta Sonu Keyfi programına katılan Rasim Ozan Kütahyalı,  "Şu an kazandığım parayı 5 senelik peşin getirin, ben medyadan çekilirim. Umrumda değil gazetecilik, televizyonculuk" diyerek kalbinden geçenleri açık açık ifşa etmiş oldu. 

5 sene sonra kendisnin unutulacağından emin bir şekilde konuşan Kütahyalı, böylece "Türkiye'nin demokratikleşmesi", "vesayetin yıkılması" gibi konulardaki temel düstunurunun da "para" olduğunu canlı yayında itiraf etti. 
Türk medyasının "en sevimli çifti" olarak anılan(!) Kütahyalı - Alçı çiftnin bu sözler üzerine canlı yayında bir soğukluk geçirdiği de gözlerden kaçmadı.


İşte Kütahyalı'nın dikkat çeken o açıklaması:
Rasim Ozan: Daha önce de biraz espri ile söyledim, bana, medyada benden nefret edenler, hemen hemen yüzde 95'tir her halde...
Hakan Çelik: Yüzde 95 var mıdır?
Rasim Ozan: Medyada... Ama o da doğal.
Nagehan Alçı: Yüzde 5 var mıdır nefret etmeyen?
5 YILLIK KAZANCIMI PEŞİN GETİRİN
Rasim Ozan: Ama doğaldır. Paraşütle gelmiş biri için nereden geldi bu denmesi doğaldır. Ben hiç yadırgamıyorum. Ben de olsam nereden çıktı bu derdim her halde. Ancak çok hazmetmiş biri olman lazım ki bana karşı her hangibir olumsuz duygu beslememek için. Ben dedim ki toplanın, benim kazandığım parayı beş senelik koyun önüme... Beş sene çekip gideyim. Beş sene sonra her halde beni unuturlar zaten. Önerim bu kadar net. 5 senelik, şu an kazandığım parayı peşin getirin, ben medyadan çekilirim. Umrumda değil. Sen de biliyorsun, gazeteci olayım da, televizyoncu olayım da... hiç öyle bir derdim yok. Ama Nagehan bu işi çok sever o ayrı.
Hakan Çelik: Ağırlıklı olarak hayatını sürdürmek için mi bu mesleği yapıyorsun Rasim. Temel şey o mu?
ABARTIYORUM ÇÜNKÜ ANLAŞILMAK İSTİYORUM
Rasim Ozan: Benim şu... Benim olayım bir mücadele ile girdim. Kapatma davası filan. 2008'de Taraf'ta yazmaya başladım. Ardından köşe yazarlığına başladım. Televizyona çıktım. Televizyonda da etki oldu. Ben tabi çok sevdiğim Kafka'nın "abartıyorum çünkü anlaşılmak istiyorum" sözüne çok inanırım.
Belki de benden evvel de liberal yazarlar abilerim vardı, onlar da bir travma geçiriyor şimdi adapte olamıyorlar. Onlardan farkım, çok kitlesel bir üslupla yazmam ve onun da tutması... Şu an yine mücadele var ama eskisi kadar değil. Onun için diyorum.
CNN TÜRK REJİSİNE KJ'Yİ DEĞİŞTİRTTİ
CNN Türk rejisi Kütahyalı'nın bu sözleri üzerine KJ'de "Kütahyalı: Para için gazetecilik yapıyorum. Paramı versinler çekileyim" yazdı.
Deneme
Rejinin yazdığı o metni birkaç dakika sonra farkeden Rasim Ozan Kütahyalı ise şöyle itiraz etti:
"Nagehan sözünü kestim, yalnız bir KJ yazmışlar, "Para için gazetecilik yapıyorum. Paramı versinler çekileyim"... Tam öyle değil şöyle yazsınlar. 5 yıllık şu anki kazancımı nakit versinler medyadan çekilirim yazsınlar. Toplasınlar benden nefret edenler, getirsinler... Olay bu."
Bu itirazdan sonra reji yazıyı Kütahyalı'nın istediği şekilde değiştirdi.
Deneme