nagehan alçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nagehan alçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2013 Çarşamba

Seks kasedi iddiası Nagehan Alçı'yı çıldırttı

Youtube'da yayınlanan ve eşi Rasim Ozan Kütahyalı'ya ait olduğu iddia edilen görüntüler Nagehan Alçı'yı çileden çıkarttı.

Milliyet gazetesi yazarı Nagehan Alçı, CNN Türk'te yayınlanan Dört Bir Taraf programında video paylaşım sitesi Youtube'da yayınlanan eşi Rasim Ozan Kütahyalı'ya ait olduğu iddia edilen görüntüler yüzünden ateş püskürdü.

Programda Nazlı Ilıcak'ın "Ahmet Hakan tutuklanacaktı iddiasını yaymasaydınız o zaman" sözlerine çok sert tepki gösteren Alçı, eşinin sosyal medyaya bomba gibi düşen görüntüleri için kimsenin tepki göstermediğini, kişilik suikasti yapıldığını ileri sürdü.

İşte Nagehan Alçı'nın Nazlı Ilıcak ile sert polemiğe yol açan o sözler:



SENİNLE KONUŞMUYORUM 

Nazlı Ilıcak: Bunları söylerken özen göstermemiz lazım. İkincisi şuna izin vermememiz gerekir.

Nagehan Alçı: Siz de inşallah bu kadar kesin konuştuğunuzda, kesin bilgilerle...

Nazlı Ilıcak: Bir dakika. Şuna izin verememiz lazım. Bir takım örneklerini verdiğim gibi komplo teorilerinin işin gerçeğini gölgelemesine izin vermememiz lazım.

Nagehan Alçı: Siz işin gerçeğini bildiğinizi mi iddia ediyorsunuz?

Nazlı Ilıcak: Seninle konuşmuyorum.  Herkese hitap ederek konuşuyorum.


SATIR ARASINDA ÇİRKİN ŞEYLER SÖYLÜYORSUNUZ

Nagehan Alçı: Kuryelik yapmaya karşı dikkatli olmak gerekir.

Nazlı Ilıcak: Nagehan, Rahatsız olma. Bir dakika. Ben bitireceğim Nagehan'dan fırsat kalmıyor.

Nagehan Alçı: Satır arasında çok çirkin şeyler söylüyorsunuz.Benden fırsat kalmıyor diyorsunuz.

Nazlı Ilıcak: Rahatsız oluyorsun.

Nagehan Alçı: Evet oluyorum...


"AHMET HAKAN TUTUKLANACAKTI" DİYE YAYMASAYDINIZ


Nazlı Ilıcak: Eee! "Ahmet Hakan tutuklanacaktı"yı yaymasaydınız kardeşim.

Nagehan Alçı: Aaaa! Bakın Nazlı Ilıcak... Bu program gittikçe çirkinleşti. Bir ben böyle bir şeyi asla yapmadım. Bunu Rasim'in üzerine fatura ediyorsunuz. O dönem konuşulan bir şeydi. Bir kişiye  fatura edemezsiniz. Bunu bu şekilde anlatmak yanlış mı ben de eleştiririm.

Nazlı Ilıcak: 1 kişi değil 5 kişi yazdı. 5 kişi yazdıysa da kötü.

Nagehan Alçı: Yapmayın allah aşkınıza. Bu bir takım çevrelerde konuşulan bir şeydi.

Nazlı Ilıcak: Nagehancığım ama bak, şimdi ne yapıyorlar...

BİR KELİME DE MONTAJ KASETLER İÇİN SÖYLEYİN İSTERSENİZ


Nagehan Alçı: Birileri böyle dezenformasyon yapıyor. Sonra da uyduruk kasetler çıkıyor... Kişilik suikastleri yapılıyor. Bir kelime de isterseniz onun için edin...

Nazlı Ilıcak: Ben sen rencide olacaksın diye söylemiyorum. Onu çok ayıpladım tabi.

Nagehan Alçı: Rencide olacak ne var.

Nazlı Ilıcak: Peki... Ben kasedi çıkaran herkesi laneliyorum.

Nagehan Alçı: Şantajlar, uyduruk montajlanmış kasetler...

Nazlı Ilıcak: Ben kasedi lanetlerim. Baştan aşağı lanetlerim. Ama şunu da lanetlerim. Bir kişi tutuklanacak diye hava yaymak yanlıştır.

Nagehan Alçı: Kim yapıyor bunu? Açıkça konuşun. Çamur atıyorsunuz üstü kapalı.

Nazlı Ilıcak: Ne diyorsun ya...

PROGRAMIN VİDEOSUNU BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ

Neler mi oluyor? Bir süredir herkesin ağız birliği etmişçesine "bize geldi ama yayınlamadık" dediği o video YOUTUBE sitesinde yayınlanıverdi. Sosyal medyada bir iki karenin de paylaşılmaya başlandığı görüntülerin Rasim Ozan Kütahyalı'ya ait olup olmadığı belli değil. Ama zaten önemli de değil. 


Düne kadar Deniz Baykal'dan MHP yöneticilerine, Deniz Kuvvetlerindeki subaylardan Hanefi Avcı'ya kadar pek çok kişinin özel hayatını üst üste yayınlanan video kasetler ile altüst ederken sesini çıkarmayanlar şimdi aynı silah kendilerine dönünce montaj demeye başladılar. Güç savaşının böyle sonuçlara yol açacağını bilmek, sezinlemek, tahmin etmek gerekiyor.

Üstelik canlı yayında bas bas bağırıp sonra o canlı yayında olan biteni haber yapınca, arayıp kaldırın o haberi de dememek gerekiyor. Ama yalılarda oturmanın, Aydın Doğan ile kadeh tokuşturup, o anları twitter'da paylaşmanın da bir bedeli olacak değil mi...

25 Kasım 2013 Pazartesi

Rasim Ozan: '5 yıllık parayı peşin versinler, medyadan çekileyim'

CNN Türk'te eşi Nagehan Alçı ile birlikte Hakan Çelik'in sunduğu Hafta Sonu Keyfi programına katılan Rasim Ozan Kütahyalı,  "Şu an kazandığım parayı 5 senelik peşin getirin, ben medyadan çekilirim. Umrumda değil gazetecilik, televizyonculuk" diyerek kalbinden geçenleri açık açık ifşa etmiş oldu. 

5 sene sonra kendisnin unutulacağından emin bir şekilde konuşan Kütahyalı, böylece "Türkiye'nin demokratikleşmesi", "vesayetin yıkılması" gibi konulardaki temel düstunurunun da "para" olduğunu canlı yayında itiraf etti. 
Türk medyasının "en sevimli çifti" olarak anılan(!) Kütahyalı - Alçı çiftnin bu sözler üzerine canlı yayında bir soğukluk geçirdiği de gözlerden kaçmadı.


İşte Kütahyalı'nın dikkat çeken o açıklaması:
Rasim Ozan: Daha önce de biraz espri ile söyledim, bana, medyada benden nefret edenler, hemen hemen yüzde 95'tir her halde...
Hakan Çelik: Yüzde 95 var mıdır?
Rasim Ozan: Medyada... Ama o da doğal.
Nagehan Alçı: Yüzde 5 var mıdır nefret etmeyen?
5 YILLIK KAZANCIMI PEŞİN GETİRİN
Rasim Ozan: Ama doğaldır. Paraşütle gelmiş biri için nereden geldi bu denmesi doğaldır. Ben hiç yadırgamıyorum. Ben de olsam nereden çıktı bu derdim her halde. Ancak çok hazmetmiş biri olman lazım ki bana karşı her hangibir olumsuz duygu beslememek için. Ben dedim ki toplanın, benim kazandığım parayı beş senelik koyun önüme... Beş sene çekip gideyim. Beş sene sonra her halde beni unuturlar zaten. Önerim bu kadar net. 5 senelik, şu an kazandığım parayı peşin getirin, ben medyadan çekilirim. Umrumda değil. Sen de biliyorsun, gazeteci olayım da, televizyoncu olayım da... hiç öyle bir derdim yok. Ama Nagehan bu işi çok sever o ayrı.
Hakan Çelik: Ağırlıklı olarak hayatını sürdürmek için mi bu mesleği yapıyorsun Rasim. Temel şey o mu?
ABARTIYORUM ÇÜNKÜ ANLAŞILMAK İSTİYORUM
Rasim Ozan: Benim şu... Benim olayım bir mücadele ile girdim. Kapatma davası filan. 2008'de Taraf'ta yazmaya başladım. Ardından köşe yazarlığına başladım. Televizyona çıktım. Televizyonda da etki oldu. Ben tabi çok sevdiğim Kafka'nın "abartıyorum çünkü anlaşılmak istiyorum" sözüne çok inanırım.
Belki de benden evvel de liberal yazarlar abilerim vardı, onlar da bir travma geçiriyor şimdi adapte olamıyorlar. Onlardan farkım, çok kitlesel bir üslupla yazmam ve onun da tutması... Şu an yine mücadele var ama eskisi kadar değil. Onun için diyorum.
CNN TÜRK REJİSİNE KJ'Yİ DEĞİŞTİRTTİ
CNN Türk rejisi Kütahyalı'nın bu sözleri üzerine KJ'de "Kütahyalı: Para için gazetecilik yapıyorum. Paramı versinler çekileyim" yazdı.
Deneme
Rejinin yazdığı o metni birkaç dakika sonra farkeden Rasim Ozan Kütahyalı ise şöyle itiraz etti:
"Nagehan sözünü kestim, yalnız bir KJ yazmışlar, "Para için gazetecilik yapıyorum. Paramı versinler çekileyim"... Tam öyle değil şöyle yazsınlar. 5 yıllık şu anki kazancımı nakit versinler medyadan çekilirim yazsınlar. Toplasınlar benden nefret edenler, getirsinler... Olay bu."
Bu itirazdan sonra reji yazıyı Kütahyalı'nın istediği şekilde değiştirdi.
Deneme

24 Ekim 2013 Perşembe

Mehmet Baransu VS Nagehan Alçı

Sana aşık olan patronun sayesinde tv programı yaparsan, reytinglerde çuvallarsın. 
Biri sevgilisini yazar yapar, biri platonik aşkına ekranları açar. Üniversite gazetecilik kriterleri değişmeli.
Mehmet Baransu, son dönemde gazetecilik sözcüğü akla gelince (olumlu ya da olumsuz) telaffuz edilen isimlerin başında geliyor. Bazılarına göre kendisine Cemaat'in polis/istihbarat ağıyla gelen belgeleri, bilgileri yazıyor sadece... Bazılarına göre ise askeri vesayeti yıkmak için nasıl gazetecilik yapıldığını gösteren isim Baransu.

Ekşi sözlük'te farkında mıdır bilmiyorum ama türkiye tarihinin en önemli adamlarından biridir kendisi. diye yazılmış kendisi için. O kadar abartmamak lazım ama gazetecilik nasıl yapılmaza çok güzel örnekler veriyor çoğu zaman. Üstelik yaptığı işin gazetecilik olduğunu düşünerek yapıyor bunu.

Sadece köşesinden değil Twitter gibi sosyal medyadan da esip gürlüyor çoğu kez. Başbakan Erdoğan'a yönelik tweetleri değil sadece, medyadaki meslektaşlarına yönelik yazdıkları da unutulmazlar arasında. Aralık 2012'de yazdığı mesaj hala akıllarda örneğin.


Kendisi defaatle "otelde bedenini satan kişi" dediği ismin kadın bir gazeteci olmadığını (hatta kadın bile olmadığını) söyledi. Ama medya kulislerinde hakkında mesaj attığı kişinin Aslı Aydıntaşbaş olduğu yazıldı çizildi. 

İslam dinine inanan, bunu sık sık vurgulayan birinin bırakın dedidoku yapmayı, gıybet etmeyi, böyle "zina" göndermeli bir lafı aklından geçince bile tövbe etmesi gerektiğini düşünenlerdenim.

Allah ve peygamberi de böyle düşünüyor olmalı ki Kur'an'da şöyle deniliyor:

 "kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin...(nisa 4/15)" 

Neyse konumuz bu değil. Yukarıda alıntıladığım mesajları bugün attı Baransu. 


Kimdir reytinglerde çuvallayan TV programcısı? Bir kere kadın medya patronu olmadığına göre bu tv programcısı bir kadın. Devam edelim. Reytinglerde çuvallayan bir kadın TV programcısı arıyoruz. 

Dün medya sitelerinde yer alan bir habere bakalım hemen. 
NAGEHAN ALÇI İZLENMİYOR 
CNN Turk'te yayınlanan ''Dört Bir Taraf'' adlı tartışma programında yer almanın yanı sıra bir de sabah programı sunan Nagehan Alçı'ya büyük şok. 
Kanal D'de Nagehan Alçı'nınsunumuyla ekrana gelen 'Bırakın Konuşalım'ın yayınlandığı 11.45 ile 12.15 saatleri arasında izlenme oranı 0,08 ratinge düştü. Nerdeyse '0 share', bir rekor olarak değerlendirildi.
Akşam'da eline tutuşturtulan belgeler ile köşe yazan, ardından Rasim Ozan Kütahyalı ile babasının ölüm döşeğinde olduğu hastanede anlı şanlı bir nikah ile evlenen, medyaya özel yaşamı ve mal varlığı ile haber olan, sunucusu olduğu tartışma programında bas bas bağıran, sola, sosyalizme yönelik saldırıları ile tüyleri diken diken eden, ama her gün daha popüler olan bir isim Nagehan Alçı.

Bu haber ile beraber okununca Baransu'nun işaret ettiği isim bir anda aydınlanıveriyor.

İddialara göre o medya patronu, işlerini devrettiği kızları ile kavga ediyormuş bu kadın tv programcısı için. Ama bunu yazmak, böyle tweetler atmak gazetecilik mi? Bence esas tartışılması gereken o...


NOT: Baransu'nun diğer tweetinde yazdığı, sevgilisini köşe yazarı yapan genel yayın yönetmeni kim mi? Onu da biliyorsunuz canım. 23 Nisan çocuğu kıvanında yazı yazıp, sonra bir gecede kaybolan yazarlar kim diye düşünün... O yazarı da, o genel yayın yönetmeni de bulursunuz.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Taraf gazetesini Gülen Cemaati mi bitirdi?

Taraf gazetesi kurulduğundan bu güne Gülen Cemaatinin açık desteğini almak, hatta cemaatin yayın organı olmak ile itham edildi.

Gazetenin kurucu babası Ahmet Altan'ın "çantacı" ve "fırıncı" diye tanımladığı "abi"leri ile yaptığı görüşme dışında Taraf ile Cemaatin arasındaki ilişkinin çok farklı boyutları vardı.

İlişki sadece Cemaat'e mensup olduğunu gizleyen ya da gizlemeyen pek çok yazarı olmasından kaynaklanmıyor. Gerçi bu ilişkilendirme Cemaat dahail pek çok kişiyi de rahatsız ediyor. Öyle ki Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı 2012 başında kaleme aldığı bir yazı ile Taraf gazetesinin üç yazarının ismini vererek "Cemaatin kalemleri" olarak nitelenmelerinden rahatsızlığını dile getirmişti:

"Mehmet Baransu, Emre Uslu, Önder Aytaç, hatta bazı Zaman yazarları... Bazı gazeteciler ne yazsa ne söylese hepsi 'cemaat'ten biliniyor. Aslında o gazeteciler defalarca açıkladı, "Biz cemaat sözcüsü değiliz; kendi düşüncelerimizi yazıyor, konuşuyoruz." dediler. Maalesef bazılarının umurunda bile değil. Varsa, yoksa cemaat! Tam bir paranoya ile karşı karşıyayız.

Hal böyle olunca bu yanlış algıya muhatap insanlara da büyük sorumluluk düşüyor. Keşke onlar üzerinden yürütülen psikolojik harbin değirmenine su taşımasalar ve bazı art niyetli kişilere fırsat vermeseler; sonuçta büyük bir kitlenin zan altında bırakılması da büyük bir vebaldir..."

Taraf gazetesinin  "abone olun gazeteniz kapınıza gelsin"  sloganı ile başlattığı abonelik sistemine en büyük desteğin Zaman gazetesinden geldiği de biliniyor.

Tüm bunları ardarda koyduktan sonra gelelim Taraf gazetesinin Oral Çalışlar'ın istifaya zorlanması sonrasında Cemaat ile ilişikli yorumlara.

Kavga ve bölünmenin arkasında "barış" mı "demokrasi" mi dualizmi yatıyor. Cemaat de yorumlara göre bu ikileme içinde kendine göre bir 'taraf' tutuyor. Peki orası neresi?

İlk ilginç yorum Milliyet'in yeni yazarı Nagehan Alçı'dan geldi. Alçı'nın eşi Rasim Ozan Kütahyalı'nın da Taraf'ın eski yazarı olduğunu hatırlayalım.  Alçı, Taraf'tan olaylı bir şekilde ayrılan Melih Altınok [Melih Altınok için ayrı ve uzun bir değerlendirme yazmayı da planlıyorum... Şimdiden yazma sözünü vereyim...] ile görüşmüş ve söylediklerini köşesinde okurlarıyla paylaşmıştı.

Taraf'taki ayrışmayı "barış" istemeyen Gülen Cemaati'ne bağlayan Altınok'un iddialarını aktarmakla yetinmeyen Alçı, Cemaat adına konuşmaya kendini yetkin gören bir isim (kim olduğu belli değil) ile de görüşmüş ve o iddialara yanıt da almıştı.

Alçı'nın köşesinden okuyalım:
Geçtiğimiz günlerde gazetesinden istifa eden Taraf yazarlarından Melih Altınok da yukarıdaki değerlendirmeyi destekliyor.

Hatta daha da ileri giderek bu yaşananların arkasında Pensilvanya'nın olduğunu söylüyor:

"Barış ve çözüm sürecine destek veren bizleri tasfiye planının arkasında Fethullah Gülen ve cemaat var. Gülen çözüm sürecine karşı çok mesafeli. Yaşananlardan memnun değil. PKK'ya karşı mücadeleye devam edilmesinden yana. (...)

Fethullah Gülen'in endişeleri

Taraf ve Pensilvanya iddialarını sormak için muhatapları aradım. (...) Gülen Hareketi ile ilgili iddialar için de hareketin ileri gelenlerinden birine sordum. Şu yorumu yaptı:

"Bunlar spekülasyon. Taraf'ta yaşananlarla hiç alakamız yok. Hocaefendi 'Sulhta hayır vardır' düşüncesiyle barış ve çözüm sürecine destek vermişti, hatırlarsanız. Hala o desteğin arkasında. Ancak bazı endişeleri var. Burada endişe kelimesinin altını çizmek istiyorum... Hocaefendi geçtiğimiz hafta bazı gazetecilerle görüştü. Mehmet Altan da oradaydı. Ben de bu görüşmenin tanığıyım. Asla Taraf'a dair bir şey konuşulmadı. Biz Oral Çalışlar'ı severiz, Taraf'ta yaşananlara çok üzüldük. Neşe Düzel, Çalışlar'dan daha iyidir demeyiz. İkisi de ayrı ayrı önemlidir. İddialar 'Her Taşın Altında Cemaat Var' paranoyasının bir ürünü."

Bu yorumlamalar ve yanıtları çarpıcı elbette ama Alçı'nın iddiasının bir kaç saat içinde boşa çıktığını da ekleyelim.  Metin Altınok  twitter hesabından Negehan Alçı'nın yazısındaki sözleri söylemediğini belirterek şöyle yazdı:

"Bugün Nagehan Alçı'nın yazısında yer alan "taraf operasyonun arkasında Gülen var" sözleri bana ait değil. Nagehan gerekli açıklamayı yapacak Taraf olayıyla ilgili çok çeşitli iddialar ortalıkta biz siz de duyuyorsunuz, ama benim "bu işin arkasında cemaat var" demem mümkün değil. Nagehan'la konuştum, cemaatle ilgili bana atfettiği sözlerle ilgili tekzibimi yayınlayacağını. programında da anlatacağını söyledi"

12 Mart 2013 Salı

Gazeteci kovulur mu?

Son günlerde gündem yoğun. "İmralı Zabıtları" haberinden tut, Milliyet'te Hasan Cemal ve Can Dündar'a, hatta Hasan Pulur'a; Hürriyet'te Yalçın Doğan'a, Mehmet Y. Yılmaz'a, Kanat Atkaya'ya yapılan sansür'e dek yazılabilecek çok şey var...

Ama ben geçen haftanın gündeminde önemli yer tutan bir olayın arka planında, pek de önemli olmadığını düşündüğüm, lakin aslında aktörleri için önemli olan bir şeyi yazmak istiyorum.

Gazeteci kovulur mu?