ntv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ntv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2013 Perşembe

Ne değişti de Oğuz Haksever bu kadar değişti?

Bir yanda dönemin Polis Akademisinden İdris Bal'a canlı yayında posta koyan bir Oğuz Haksever var, öbür yanda ise konuğu Fatmagül Berktay'ı susturmak için üzerine yürümeye kalkan bir Oğuz Haksever...

Polis Akademesi Öğretim Görevlisi İdris Bal (ki sonra AK Parti milletvekili olmuştur),  Aralık 2010'da üniversite öğrencilerinin protesto gösterilerini "ülkeyi istikrarsızlığa sürükleme amacıyla" yaptıklarını söyleyerek söze başlayınca ve ardından da  öğrencilerin gösterisini "illegal" olarak niteleyip, gösterinin 'organize' olmasını da eleştirince Oğuz Haksever konuğunu "bozmuş" ve bir protesto gösterisinin 'organize' olması kadar doğal bir şeyin olmadığını söyleyip 'İllegal gösteri ne demek?' diye sormuştu. 

Haksever, 'Protesto gösterisinin illegal olması ne demektir? Cahilliğimi bağışlayın ama hukukta illegal gösteri diye bir şey yok' diyerek Bal'a tepki göstermişti.

O ANLARI BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Aynı Oğuz Haksever 11 Haziran 2013 gecesi konuk ettiği İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Fatmagül Berktay'ın, "Birçok kanal doğruyu söylemiyor diye Gezi parkı için CNN İnternatioal seyrediyoruz" şeklindeki sözleri üzerine sesini yükselterek ve "CNN İnternational çok doğru söyler. Amerikan savaşında olduğu gibi değil mi" demişti. Berktay'ın sözünü kesmek için ayağa fırlayıp kameranın önünden geçtiğini bile farketmeyen Haksever, Berktay ile diyalogunda şunları diyordu:

"BİRİLERİ O ATEŞİ BESLİYOR"
 
Fatmagül Berktay: Bizim en iyi öğrencilerimiz evlatlarımız orada. Çok kaygılıyım. Malesef Sayın Valinin "sevgili yurttaşlarımız" açıklamasına inanmıyorum. Ekranlardan bu manzaraalrı gören hiç kimsenin de inanmayacağını düşünüyorum.

Oğuz Haksever: Neden inanmıyorsunuz?

Fatmagül Berktay: Çünkü gördük. Gezi Parkı'nın içine müdahale var.

Oğuz Haksever: Hayır! Ateş var orada. Birileri o ateşi besliyor.

Fatmagül Berktay: Hayır az önce...

Oğuz Haksever: Hayır efendim merdivenlerin kenarı.

Fatmagül Berktay: Parkın içine gaz sıkıldığını...

Oğuz Haksever:Yani biraz daha ortamı sakinleştirici...

... : Ama gerçeği söylemek lazım.

GERÇEĞİ SÖYLEYİN AMA GÖRDÜĞÜNÜZ GERÇEĞİ SÖYLEYİN
Oğuz Haksever:Tamam elbet gerçeği söyleyin. Ama gördüğünüz gerçeği söyleyin.

Fatmagül Berktay:Herkes CNN International seyrediyoruz. Hiçbir kanal doğruyu söylemiyor diye haber veriyor. Malesef biz tecrübelerimizle çok doğru olduğunu biliyoruz.

Oğuz Haksever:CNN International çok doğruyu söyler zaten. Amerikan savaşında filan. Operasyonlar yapılırken...

Fatmagül Berktay:Valla herkes kendine demokrat ama, bu güne ilişkin olarak doğru söyleme ihtimali çok fazla. Dolayısıyla ben sevgili yavrularım söyleminin inanılacak bir şey değil. CNN International'i boş verin, bu gördüğümüz manzalaral demokrasilerde göreceğimiz manzaralar değil.

Oğuz Haksever:Bunu da demiyebilirdi vali.

Fatmagül Berktay:Bu ancak totoliter demokrasi dediğimiz oksimoronda ya da mutlak saltanat rejimlerinde görülebilecek bir görüntü.

Oğuz Haksever:Sayın Berktay, ...

Mustafa Akyol: Ben böyle düşünmüyorum...

"BEN SİZE BIRAKIYORUM SÖZÜ"
 
Oğuz Haksever:(Mustafa Akyol'a) Ben size bırakıyorum sözü, çünkü bu ortalığı yakanlara da bir şeyler söylemek gerekiyor. Mustafa Bey'e geleceğim...

Fatmagül Berktay:Bir dakika ama ben daha sözümü bitirmedim. Hükümet bunu başından beri yurttaş eylemlerini doğru yönetemedi.




Peki aradan üç yıl geçmeden neredeyse benzer olaylarda bu kadar farklı tavır sergileme nedeni nedir Oğuz Haksever'in?

Kişisel olarak düşüncemi söyleyeyim. Haksever'i eskiden de sevmezdim. Haber spikeri olarak tecrübeleri olan bir isim ancak, "tecrübeli" demek çalıştığı seneler ile değil, ekranı yönetme başarısıyla ilgili bir şey olmalı. "O Anlar" için şiirsel cümleler kurmak tecrübeli olmak için yeterli değil... Hele bir de Mehmet Barlas ile müzik programları yapma çabası, geçmişe anlamsız övgüler ve kötü müzisyenleri usta isimler gibi anlatmaya çalışması beni kişisel olarak iyice uzaklaştırıyor kendisinden.

Lakin bu kişisel yorumlar az önce sorduğum soruya yanıt olmuyor. Ne oldu da değişti Oğuz Haksever bu kadar? Herhalde tek bir yanıt var... Doğuş Grubu bu geçen sürede biraz daha eklemlendi hükümete... Tabi kraldan çok kralcılar da biraz daha belli etmeye başladı kendini...

17 Haziran 2013 Pazartesi

NTV BBC Dünya Bültenini sansürledi!

"Taksim Gezi olayları, Türkiye'de hükümete 11 yıllık iktidarının en zor günlerini yaşattı.

Protesto gösterileri Gezi Parkı'nın korunması için başlamıştı. Ancak kısa sürede çok daha geniş bir çerçeveye yayıldı. Anaakım medyanın -özellikle protestoların ilk günlerinde- olaylara yeterince yer vermemesi de protestocuların tepkisini çekti. Peki bu olaylar ve medyaya yönelik tepki, Türkiye'de basın özgürlüğü için bir milat olabilir mi?"
Selin Girit ve Göktay Koraltan'ın haberi bu soruyu soruyor ve sansür ile otosansür sistematikleştirilmiş, içselleştirilmiş deniyordu haberde.

17 Mayıs 2013 Cuma

Doğuş Galataport ihalesini (de) kazandı!

Galataport olarak bilinen Salıpazarı Liman Sahası' nın özelleştirme ihalesi dün (16 Mayıs) gerçekleştirildi. İhalede en yüksek teklifi 702 milyon dolarla Doğuş Holding A.Ş verdi.

Açık artırmaların başlama fiyatı 701 milyon Amerikan doları olarak belirlendi. Artırma aralığı ise 1 milyon dolar olarak açıklandı.

Doğuş Holding'in verdiği 702 milyon dolarlık teklif üzerine 2 firma da ihaleden çekilince teknik olarak ihale sona erdi.

DAHA ÖNCE OFFER ALMIŞTI

İhale ilk kez 8 önce yapılmıştı.  3 milyar Avroya Offer Grubu ortaklığı tarafından kazanılan ihale Danıştay tarafından iptal edilmişti. Global-Ofer ortaklığı Grubu 49 yıllığına 3.5 milyar Euro'luk bir teklif vermişti.

ANCAK BU İLK İHALE DEĞİL! 


Medya sektöründe sahibi olduğu NTV'deki muhalifleri birer birer kapının önüne koyması ile dikkatleri çeken Doğuş Grubunun kazandığı ilk ihale değil elbette bu.


Doğuş İnşaat’ın kazandığı 564 milyon euro ihale bedelli, 17 km uzunluğundaki Üsküdar-Ümraniye-Çekmeköy-Sancaktepe Metrosunun temeli yakında atılıyor.


  Doğuş İnşaat

Tamamlandığında Olimpiyat Stadı’na ulaşımın Ümraniye’den 64 dakika ve Çekmeköy’den de 78 dakikada olması hedeflenen metro hattı üzerindeki duraklar; Üsküdar, Fıstıkağacı, Bağlarbaşı, Altunizade, Kısıklı, Libadiye, Çarşı, Ümraniye, İnkilap, Çakmak, Ihlamurkuyu, Altınşehir, Lise, Dudullu, Toplu Konut ve Çekmeköy olacak.

DOĞUŞ İNŞAAT KENDİSİNİ NASIL TANITIYOR?

Mega proje yaklaşımı ile hem kendi ülkesinde hem de uluslararası piyasada üstlendiği altyapı ve üstyapı projeleriyle Doğuş İnşaat, kendi sektörünün kilit şirketlerinden bir tanesidir. En saygın yapım şirketleri arasında yer alan Doğuş İnşaat, kuruluşu olan 1950 yılından bugüne kadar 12 milyar doları aşan 170 projeyi tamamlamıştır.

Yapmış olduğu işler arasında ana hatlarıyla, 19 adet baraj ve hidroelektrik santralı, 415 km’si otoyol olmak üzere 1150 km yol yapımı, 2.000.000 metrekare bina yapımı, altyapı işleri, toplam 35.000 m köprü, viyadük, alt ve üst geçitler, 96.000 m’den daha uzun tünel ve derivasyon tünelleri, limanlar, marinalar, sulama projeleri, kanalizasyon sistemleri, ofis binaları, alışveriş ve yaşam merkezleri, konut ve endüstriyel binalar sayılabilir. Bugün Doğuş’un içinde yer aldığı projelerin toplam tutarı 4,5 milyar doları bulmakta olup, bu rakam içinde Doğuş’un payına düşen miktar 3,5 milyar dolardır. Doğuş, dünya çapında da aktif inşaat çalışmalarını yürüten şirketlerin katılımıyla kurduğu ortak girişim veya konsorsiyumlarla Türkiye’de çeşitli raylı toplu taşıma sistemleri projelerinin yapımında yer almaktadır.

Yurtiçinde İstanbul’un ulaşım sorununa çözüm getirecek olan önemli metro projelerinden Üsküdar-Ümraniye-Çekmeköy-Sancaktepe Metrosu İnşaat ve Elektromekanik işleri ihalesi çok yakın zamanda kazanılan yeni bir projedir. Ayrıca, Boyabat Barajı ve HES İnşaatı ile Artvin Barajı ve HES Projesi de Doğuş İnşaat tarafından yapımına devam edilen çok önemli projelerdir.

Yapımı devam eden; Ukrayna’da Boryspil Uluslararası Havaalanı Geliştirme Projesi, Bulgaristan’da Sofya Metrosu Genişletme Projesi LOT 1 işleri ve 2011 yılı başında Libya’da yaşanan olaylar nedeniyle geçici olarak durdurulan Sirte Üniversitesi Kompleksi 1. Kısım inşaatı uluslararası piyasada göze çarpan işlerimiz arasındadır.

Doğuş İnşaat “Yaşam, mal varlığı ve çevre koruma” ile risk yönetimi konularında hizmet veren Lloyd’s Register Quality Assurance tarafından belgelenmiştir. Belgelendirme firması Doğuş İnşaat için ISO 9001:2008 Kalite, OHSAS 18001:2007 İş Sağlığı ve Güvenliği, ve ISO 14001:2004 Çevre Yönetimi sertifikalarını düzenlemiştir.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

NTV, THY Grevini bir gördü bir görmedi!

Reyhanlı katliamı üzerine haberleri an be an yayınlayan, ardından da yayın yasağı ile birlikte tüm haberleri sisteminden silen, NTVMSNBC şimdi de THY'nin grev haberini "uçurdu".





SABAH HABER VARDI ŞİMDİ İSE...

Sabah sitenin manşetinde yer alan Grev haberi, sitenin Türkiye sayfasında bile yayınlanmıyor. Sitede THY, Grev anahtar kelimeleri ile yapılan arama ile zorlukla bulunan haberde Hava-İş: Grevdeyiz, THY: Uçuşlar sürüyor başlığı kullanılmış ve şöyle denilmişti:
"Türk Hava Yolları yönetimi ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşamayan Hava-İş Sendikası, aldığı grev kararını uygulamaya başladı. Sendikaya bağlı çalışanlar, gece saat 3'ten itibaren greve başlarken Türk Hava Yolları'ndan "Seferlerde bir aksama yok" açıklaması geldi."

İSTEDİĞİ HABERİ YAYINLAR İSTEMEDİĞİNİ YAYINLAMAZ 

Elbette, internet sitesinde haberin nerede yer alacağını ya da yer alıp almayacağına yayıncı kuruluş kendisi karar verir. Ancak var olan bir haberin bir anda bulunamaz olmasının dikkat çekici olduğu da ortada.

THY ÖNEMLİ BİR REKLAMVEREN DİYE Mİ?

NTV'nin haberi sitenin manşetten, ana sayfadan ve Türkiye kategosinin ana sayfasından düşürmesinin ardındaki gerekçenin THY'nin önemli bir reklam veren olması olduğu sanılıyor.

MANŞETTE OBAMA İÇİN "ÜÇ MAYMUN" DİYOR AMA...

NTV'nin internet sitesinde manşette yer alan Obama haberine attığı "üç maymun" başlığı ise ironik bir duruma yol açtı.
Deneme

REYHANLI BOMBALARI ARDINDAN DA AYNISINI YAPMIŞTI


NTV Reyhanlı haberlerine yayın yasağı konması üzerine de aynı şeyi yapmış, haberlerin tamamını arşivinden silmiş; ardından gelen eleştiriler üzerine de bir açıklama ile suçlamaları reddetmişti.
Açıkmalada şöyle denilmişti:

"NTV'nin Reyhanlı saldırısı ile ilgili haberleri görmediği ve yayınlamadığı bilgisi gerçek dışıdır. NTV olayın olduğu andan itibaren canlı yayın ekipleri muhabir bağlantıları ve uzman konuklarla gelişmeleri kapsamlı bir şekilde ekrana yansıtmıştır, yansıtmaya da devam etmektedir. Ancak soruşturmanın gizliliği ile ilgili gece yarısı gelen mahkeme kararı doğrultusunda yayın yasağı kapsamına giren görüntü ve bilgiler haber metinlerinde yer almamıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

20 Şubat 2013 Çarşamba

NTV'nin İsmail Beşikçi ile imtihanı

NTV Tarih dergisi ilk sayısından beri takip ettiğim bir yayın. BBC History ve Türkiye'deki öncülü Popüler Tarih dergisinin açtığı kulvarda, popüler ama bilimsel bir yayın çizgisi izliyorlar.

Piyasadaki benzerlerine göre farkı açık. Atlas Tarih'den daha bilimsel, Derin Tarih'ten daha akademik, Kürt Tarihi'nden daha geniş perspektiften bakıyor olaylara. Üstelik kendisine BBC Tarihi örnek alıyor ama çok daha yerli.

Derginin bu sayısında  (şubat 2013) ilginç bir röportaj / analiz var. 100 YILLIK ACILI GEÇMİŞİN ÇÖZÜLMEYEN SORUNLARI başlığı altında Kürt meselesini konunun önde gelen isimlerinden İsmail Beşikçi NTV'ye anlattı.



NTV Tarih dergisi Doğuş grubunun yayın çizgisinden hiç de uzak bir çizgi takip etmiyor aslında. Yayınları "bilimsel" ama grubun ideolojik çizgisi onları da sarıp sarmalıyor.

İsmail Beşikçi ise hem devlet ile hem de son zamanlarda PKK ile farklı konumlanan bir bilim insanı. Kürt sorunu üzerine düşünceleri nedeniyle 8 kez cezaevine girip çıktı. 17 yılı cezaevinde geçti. Yayınlanmış 36 kitabından 32'si Türkiye'de yasaklandı. 

NTV DAHA ÖNCE HİÇ DE İYİ BİR SINAV VEREMEMİŞTİ

Velhasıl-ı kelam Beşikçi'nin görüşlerine dergide yer vermek çok önemli. Ama NTV'nin Beşikçi ile sınavı geçmişte pek de iyi not almasını sağlamamıştı. 

Bundan 2 yıl önce, henüz "barış süreci"/"İmralı ile müzakereler" başlamamışken, NTV'nin o dönem en popüler ekran yüzlerinden biri olan Banu Güven İsmail Beşikçi'yi Banu Güven ile Artı isimli programına konuk etmek istemiş, gün boyu programın anonsları ekranda dönmüş, ancak saat 5:30 olduğunda yayına Güven'in eski bir programı sürülmüştü. 

TEKNİK AKSAKLIK DEDİLER İKİ GÜN SONRA EKRANA ÇIKARDILAR

Sarı Hoca'nın ne diyeceğini merak eden izleyiciler Zülfü Livaneli'nin banttan anlattıkları ile yetinmişti. Kulislerde fırtınalar koparken Beşikçi iki gün sonra ekrana çıkabilmiş, 10 Mart 2011 günü yayınlanan özel röportajın girişinde poşu benzeri bir şal takmış olan Banu Güven iki günlük rötarın nedenini "Ankara stüdyosundan canlı yayına bağlarken yaşanan bazı teknik sorunlar" diye açıklamıştı.  [Banu Güven'in Beşikçi ile röportajının tamamını buradan izleyebilirsiniz. ]

Tabi bu açıklama çok inandırıcı değildi. NTV gibi bir kanalın imkanları düşünüldüğünde yayını engelleyen teknik aksaklığın nasıl bir şey  olduğu  ve duyurusu yapılan bir programın iki gün ertelenmek zorunda kalması kafaları karıştırdı.

NTV İLK KEZ YAPMIYOR BUNU

Doğuş Grubunun hükümete yakın durma kararı alıp 12 Haziran seçimleri öncesi Can Dündar ve Mirgün Cabas, Çiğdem Anad gibi NTV'nin ağır toplarıyla birlikte 'erken' tatile gönderilmesi, ardından da 8 Temmuz 2011'de Güven'i kovması ile birlikte gerçekler de gün yüzüne çıkmaya başladı. İddialara göre Güven'in  'erken' tatile çıkartılmasının perde arkasında 2 Haziran'da Vedat Türkali'nin konuk olduğu program ve Leyla zana ile röpotaj yapmak istemesi yatıyordu.

Türkali, programda Öcalan'ı görmek istediğini belirterek, "12 yıldır hapsetmişler Öcalan'ı oraya. Hiç kimseyle görüşmüyor. Şimdi buradan selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Selam ve sevgi benden Öcalan'a" demişti.

NTV Güven'in progrmaını tatile yollayıp arşivlerinden 2 Haziran tarihli programı da silmişti.

Peki ne değişmişti de 2 yıl önce ekrana çıkması yasaklanan, binbir rest ile mümkün olan İsmail Beşikçi NTV tarih sayfalarına konuk olmuştu?

MUHTEŞEM HAREM DÖNÜŞÜMÜ

Aslında NTV ve Tarih dergisi bu dönüşümü ilk kez yaşamıyor. Muhteşem Yüzyıl Show TV'de yayınlıdığı dönemde 11 Ağustos 2010'da Tarih Konuşmaları programında Fanteziden gerçeğe harem başlığı ile "gerçeği konuşacağız" denilerek harem konuşulmuştu. NTV Tarih yayın kurulundan Necdet Sakaoğlu da Harem gerçeğini anlattı.

4 Ocak 2012 tarihinde Muhteşem Yüzyıl'ın Star TV'de yayınlanmaya başlaması ile birlikte Doğuş Grubu bu tavrından çark etti.

29 Ocak 2012 gecesi NTV'de Tarih Konuşmaları programında Harem konusu, NTV Tarih yayın kurulundan Necdet Sakaoğlu'nun katılımıyla aynı derginin yazarı Ahmet Yeşiltepe'nin moderatörlüğünde yeniden konuşuldu. Diziye neredeyse imalar dışında hiç değinilmedi ama konuya bakış açısı değişmişti bir kere.

Aynı Necdet Sakaoğlu örneğin 17 Ocak 2011'de kendisini arayan Mine Şenocaklı'ya "daha telefonu açar açmaz, “Dizi üzerine konuşacaksak, hiç konuşmayalım” demiş... Şenocaklı'dan “Hocam, diziden değil ecdadımızın gerçek tarihinden konuşmak için arıyorum” yanıtını alınca söyleşiyi kabul etmişti.

SAKAOĞLU BİR KONUŞUYOR BİR KONUŞMUYOR

Halbuki aynı Sakaoğlu birkaç gün önce Milliyet Cadde'den Nil Kural'ın sorularını yanıtlamış ve şöyle demişti: "Hürrem ve Kanuni hakkında yazılanlar nedir? Yapanlar ne kadar uyabilmiş? Bunlar o kadar eksik ki, benim gibi tarih yazıp çizenler, şaşkınlıkla bakıyor. Diziye yapılan eleştirilerde de, dizide de tutarlı olan şey çok az. Örneğin dizide, Hürrem’in Topkapı’da çok günü geçmiş... Topkapı Sarayı’nın gösterilen salonlarının hiçbiri Kanuni döneminde yok..." 

Zaten bir süre sonra "elimizde belge yok" diyen ve daha önce Bu Mülkün Sultanları (Oğlak Yayınları, 1999) ve Osmanlı Sarayı’nın kadınları hakkında yazdığı  Bu Mülkün Kadın Sultanları (Oğlak Yayınları, 2008) adlı kitapları büyük ilgi gören  Sakaoğlu, Kanunî dönemini, kızı Mihrümah’ı ve Hurrem, Mahıdevran ve Gülfem adlı eşleriyle ilişkisini konu alan “Saadetim Yıldızı Sultanım”  isimli bir kitap yayınladı.[Sakaoğlu'nun Başbakan'ın eleştirisini çürütmek için Kanuni'nin seferleri ile ilgili yaptığı matematik işlemini okumak için ise buraya bakabilirsiniz.Sakaoğlu diziyle ilgili soruya şöyle yanıt veriyordu Radikal Kitap'taki röportajda: "Dizi eleştirilebilir, giyim kuşam mekânlar, konuşmalar... çok yanlışlar var. Ama o bir dizi. Yasaklamak, yargı yoluna gitmek doğru değil. Bir başkası çıkar daha doğrusunu yapar o seyredilir." 

DİZİ KÖTÜ GÖSTERİYOR DİYEN DERGİ DİZİYİ KAPAĞINA TAŞIDI

NTV Tarih dergisi de tıpkı NTV televizyonu ve Necdet Sakaoğlu'na benzer bir dönüşüm yaşadı. Dizinin Show TV ekranlarında olduğu ilk aylarda haremin dizide anlatıldığı gibi olmadığını, halvetin başka birşey olduğunu Necdet Saka'nın yazıları ile anlatmaya çalışan dergi, dizi kendi grubuna geçince bir anda reklama başladı.

Derginin çeşitli sayıları, Muhteşem Yüzyıl'ın Doğuş Grubuna geçmesinden sonra diziden yararlanan kapaklar ile çıktı. Örneğin 29. sayı Pargalı İbrahim  kapağında dizide İbrahim karakterini canlandıran Okan Yalabık'ın fotoğrafı yer alıyordu.

GRUP YÖN DEĞİŞTİRİYOR OLAN 
ERKEN ÖTEN HOROZA OLUYOR

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Doğuş Grubu rüzganın nereden estiğini takip eden ve ona göre tavır alan bir yayın çizgisi sergiliyor. Televizyon için de geçerli bu iddia, dergisi için de... İster Muhteşem Yüzyıl dizisi olsun, ister Kürt meselesi. İyi ilişkisini kaybetmek istemediği hükümet Kürt meselesinde tavır değiştirince Doğuş Grubunun yayın organları da tavır değiştirebiliyor. Olan ise Banu Güven gibi "erken öten horoz"lara oluyor.