Ekrem Dumanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekrem Dumanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2014 Cuma

Cemaat medyasına operasyon mu Algı operasyonu mu?

Önce Fuat Avni (11.12.2014) Gülen Cemaati'nin medya ayağına dönük dev bir operasyon yapılacağını iddia etti. Ardından Zaman gazetesi önünde bir miting, Adliye ve Eminyet önünde protestolar yapıldı.

Toplum hükümet-cemaat savaşında bugüne kadar operasyonların hepsini bilen isim olarak değerlendirdiği Fuat Avni  isimli Twitter hesabından gelen bu medyaya yönelik operasyona tamam gözüyle bakarken, aynı hesap, operasyonun sızması ve  gelen tepkiler yüzünden iptal olduğunu açıkladı.

Ne olduğuna bir kez daha bakalım sırayla sonra da yorum yapmaya çalışayım.

FUAT AVNİ'DEN 150 GAZETECİYE OPERASYON TWEETİ

 
Zaman, Bugün ve Taraf gazetelerinin genel yayın yönetmenlerinin de aralarında 150'ye yakın gazetecinen gözaltına alınacağını öne süren Fuat Avni, "Kerim Balcı, Nuh Gönültaş, Adem Yavuz Aslan, Erhan Başyurt, Bülent Keneş Mehmet Baransu ve Emre Uslu listede" dedi.

BARANSU, USLU, KENEŞ, GÖNÜLTAŞ...

Yarın yani 12 Aralık Cuma günü İstanbul, Ankara ve Malatya merkezli operasyonlar yapılacak.
Bunları haber yapan Kerim Balcı, Nuh Gönültaş, Adem Yavuz Aslan, Erhan Başyurt, Bülent Keneş Mehmet Baransu ve Emre Uslu listede.

Ayrıca Zaman, Bugün ve Taraf gazetelerinin Genel Yayın Yönetmenleri de göz altına alınacaklar listesinde.

Cemaat geneline yargı ayağı, medya ayağı, emniyet ayağı gibi geniş çaplı operasyon yapılacak.
Operasyon kapsamında gözaltına alınacak gazeteci sayısı 150'ye yakın.

Genel olarak operasyonun merkezi İstanbul TEM Şube. Ekrem Dumanlı dahil Zaman Gazetesi'nin neredeyse yarısı gözaltı listesinde.

Cemaat'le birlikte muhalif basın ve merkez medya da operasyon kapsamına dahil edildi.
28 Şubat gerekçesi ile Merkez Medya'ya, Türkiye'nin tanınmış iş adamlarına, medya patronlarına ve yazarlara operasyon yapılacak.

Cemaate operasyon yapılırken Ergenekon'un intikamı diye susturulan merkez medya sonraki safhada 28 Şubat bahanesiyle tasfiye edilecek.

İŞTE FUAT AVNİ'NİN O TWEETLERİ

ekran-resmi-1436-02-19-3.01.48-pm.png
ekran-resmi-1436-02-19-3.02.32-pm.png
ekran-resmi-1436-02-19-3.02.39-pm.png
ekran-resmi-1436-02-19-3.02.47-pm.png
ekran-resmi-1436-02-19-3.02.53-pm.png

ekran-resmi-1436-02-19-3.26.23-pm.png
ekran-resmi-1436-02-19-3.26.41-pm.png
ekran-resmi-1436-02-19-3.29.53-pm.png
ekran-resmi-1436-02-19-3.29.58-pm.png
Deneme
ZAMAN GAZETESİ ÖNÜNDE EYLEM

İddianın ardından İstanbul'da Zaman Gazetesi ve Cihan Haber Ajansı çalışanlarına destek olmak için yüzlerce kişi, her iki yayın grubunun da bağlı olduğu Feza Gazetecilik'in önünde toplandı.

Grup, 'Biat edene saray, etmeyene zindan', 'Yolsuzluklar sıfırlanamaz' pankartları açtı; 'Demokrasi erlerinin yanındayız' sloganları attı.

Deneme


Operasyon iddiaları üzerine gazetecilere destek olmak için vatandaşlar yağmurlu havaya rağmen Vatan Caddesi üzerindeki Emniyet Müdürlüğü ile Çağlayan Adliyesi önüne akın etti.
Adliye önünde toplanan 2 bini aşkın vatandaş, demokrasi ve medyaya yönelik darbe anlamına gelecek operasyona karşı tepkilerini dile getirdi.

Deneme

BASIN SUSARSA BU İŞ BİTER Mİ SANDIN?

Vatandaşlar ellerindeki dövizlerde, 'Basını susturmakla bizi susturamazsınız', 'Hiç durmadan yürüyeceksiniz', 'Paraları süpürebilirsiniz ama Zaman'ı asla', 'Basın susarsa bu iş bitermi sandın', 'Dur yolcu, yolsuzluk çıkmaz sokak' 'Hırsızlığın yıldönümünde hırsız operasyonda' 'Korkma titre' gibi sloganlar dikkat çekti.

GÖKLERDEN GELEN BİR KARAR VARDIR

Vatan Caddesi üzerindeki İstanbul Emniyeti önüne de yüzlerce vatandaş akın etti. Yaklaşık bin kişi medyaya ve polisleri yönelik yeni bir operasyonu protesto etti.

DUMANLI "YA GELİN ALIN, YA DA BİZ GELİYORUZ"

Emniyete gelen vatandaşların ellerindeki pankartlarda, "Sıfırlanan paralar unutulmaz, Göklerden gelen bir karar vardır, 17 Aralık unutulmaz, 25 Aralık unutulmaz, bide "VIP" torpil unutulmaz" dövizleri yer aldı.

Ekrem Dumanlı: Bu sadece Zaman'ın meselesi değildir, bu özgürlük meselesidir

Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Fuat Avni'nin birçok medya kuruluşuna yönelik 'intikam operasyonu' iddiasına yönelik olarak, "Bu mevzuyu cemaat-parti kavgası gibi senarize etmek çok büyük gaflet olur. Bunun faturasını bu ülke çok ağır öder. Böyle bir operasyon, demokrasiye, basın özgürlüğüne darbedir" dedi.

Hükümete seslenerek adeta rest çeken Dumanlı, "gelin alın bizi, alırsanız alın yoksa ben Adliye'ye gideceğim" dedi. "Türkiye'nin beşinci sınıf bir Ortadoğu diktatörlüğüne dönüşmesine razı olmayacağız" diyen Dumanlı cemaatin olası biroperasyon karşısında direnişe geçeceği mesajını verdi.

Dumanlı, “Mesela sadece Zaman, Todays, Bugün gazetesi, Samanyolu, Samanyoluhaber değil. Bunda başarılı olurlarsa ardından Sözcü Gazetesi, ardından Hürriyet Gazetesi, ardından başka gazete ve televizyonlar. Bu resmen hukuka yapılan bir darbedir, basına yapılan bir darbedir, fikir özgürlüğüne karşı yapılan bir darbedir.” dedi. 

İKİNCİ OPERASYON BOMBASI

Gündemi sarsan operasyon iddiasının ardından Fuat Avni, akşam saatlerinde bir kez daha ortaya çıktı. Twitter fenomeni bu kez operasyonu nasıl deşifre ettiğini yazdı, operasyona katılacak isimleri yazdı. 

"TARTIŞMALARA NEDEN OLDU"
Listeyi yayınladıktan bir saat sonra bir kez daha ortaya çıkan Fuat Avni, bu kez de hükümet cephesinden kendi attığı twetlerin etkilerini yazdı. Fuat Avni'nin iddiasına göre operasyonun deşifre olmasının ardından Ankara, cemaate yönelik operasyon için yeni yollar aramaya başladı. İşte o yazılarlar;


56.20141212011901.jpg 


NE OLUYOR PEKİ?

Kısa bir yorum yapmaya çalışayım tüm bunlara...

1. Ortada bir operasyon yok. Yapılacak iddiası var, sonra yapılan protestolar var, daha sonra yapılmayacak deşifre oldu diye vazgeçildi iddiası var. Sonuç olarak operasyon yok.

2. Cemaat, bugüne dek yapılan tüm operasyonların birinci elden ifa eden yapı olarak bu işin nasıl yapıldığını çok iyi biliyor. Bu nedenle onlardan gelen "nefret operasyonu" söylemi aklıbaşında insanları güldürencek kadar trajik, şoke edecek kadar da komik.

3. Cemaatin olmayan bir operasyonu var gibi göstermesinin nedeni ne olabilir sorusunun yanıtı net. Olmayan bir şeyi var gibi göstermek korkuyu büyütmekten başka birşey değil. Hele dünya medyasının bunu haber yapması, Fuat Avni'nin tweetlerin İngilizcelerini de atması... Bunlar da eklendiğinde, olmayan bir operasyon yapılacak gibi gösterilerek Erdoğan rejimini  zora sokmaya çalıştıkları ortada.

4. Cemaat ve çevresindeki halkaya siyasi bir müttefik olarak güvenilmeyeceği bu süreçte bir kez daha ortaya çıktı. Ahmet Şık ve Nedim Şener, Oda TV davası, KCK basın davası gibi süreçlerde gazetecileri tutuklayan, yargılayan, eleştirilere "basın özgürlüğü gibi göstermeyin" diye yanıt veren cemaat çevreleri bu kez kendisi basın özgürlüğü bayraktarlığına sığınıyor. Dumanlı'nın 2011'de yazdığı yazı tam da bugün kendisine söylenebilecek bir şey halini aldı.

5. Erdoğan rejimi böyle bir operasyon hedeflemiş ve uygulamaya koyacak iken deşifre olduğu için vazgeçmiş olabilir mi? Soruyu ikiye bölüp yanıtlayayım. Evet Erdoğan rejimi böyle bir operasyon hedeflemiş olabilir. 17 Aralık sonrası emniyette yapılan operasyonlar, medyaya da böyle bir uygulama yapılabileceğinin ispatı. Ancak vazgeçme herşeyi bozuyor. Bugüne dek geri adım atmamak ile övünen ve neredeyse övünmekte haklı olabilecek kadar az geri çekilen Erdoğan'ın böyle bir adımı sırf deşifre oldu diye atmaktan vazgeçmesi, üstelik gözaltına alınacağı söylenen isimlerin "bekliyoruz" demesine rağmen geri adım atması hiç de inandırıcı gelmiyor bana.

6.. Savaş giderek "kanlı" hale geliyor. Cemaat hükümeti daha da "kanlı" adımlar atmaya kışkırtıyor. Tüm bu "operasyon" polemiğinin tek gerekçesi de bu olabilir.

7. Cemaat çevrelerinin dile getirdiği gibi "nefret" değil belki ama ismi "Algı operasyonu" olmayı en çok hakeden de işte bu son yaşadığımız süreç olsa gerek.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

"Falan gazeteyi almayın demek yanlış" peki "falan gazeteyi alın" demek doğru mu?

Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı bugün köşesinde şöyle yazıyor:
Bazen gazete ve TV’ler için de aynı kanun tanımamazlık sergilenebiliyor. Bir devlet yetkilisinin, “Falan gazeteyi almayın, filan TV’yi seyretmeyin” deme hakkı yoktur. Ayrımcılık suçu, nefret suçu bir yana; haksız rekabete yol açıp teşebbüs hürriyetine de engel olunmuş demektir. Kimin ne okuyup okumayacağına siyasi irade karar veremez. Eğer siyaset markalar üzerinde ‘iyi’, ‘kötü’ ayrımı yaparsa, kendine taraftar gördüğü şirketlere kaynak aktarıp muhalif gördüğüne baskı kurarsa suç işlemiş olur.

Uzun bir zamandan beri sorumsuzca ve hukuksuzca söylenen laflar yüzünden bazı kurumlar, kuruluşlar, ticarethaneler mağduriyet yaşamakta. Kanaat-ı acizanemce mağduriyet yaşayan herkes hukuk mücadelesi vermek, iç hukukun bütün yollarını denemek; yetmiyorsa uluslararası hukuka başvurmak zorunda.
Çok haklı Dumanlı, bir politikacı, hele bir devlet yetkilisi elbette "falan gazeteyi almayın" diyemez, dememeli, dediği zaman karşılığında hakettiği ya özür dilenmeye zorlanmak olmalı ya da istifa etmesi talep edilmeli. Kamuoyu da bu talebin yerine getirilmesi için baskı yapmalı.

Peki tam tersi olursa? Yani bir siyasetçi, bir devlet yetkilisi çıkıp "falan gazeden başka gazete okumayın" derse?



ARINÇ'TAN GENÇLERE: ZAMAN OKUYUN YETER
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa'da gençlere Zaman gazetesi okumaları nasihati verdi.
Seçim bölgesi Bursa’daki çalışmalarını sürdüren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, beş yıldızlı bir odelde üniversite öğrencileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Kendi üniversite yıllarından örnekler veren Arınç, üniversitedeki en büyük hastalığının, cinnet derecesinde kitap okumak olduğunu artık o günleri özlediğini söyledi. Artık gazeteleri takip ettiğini, kitap okuyamaz olduğunu, günlük haberleri takip etmek için gazetelere baktığını belirten Arınç, öğrencilere ilginç bir tavsiyede de bulundu:
“Siz biraz gazeteden uzak kalın. Kaldı ki Türkiye’de öyle bir gazete var ki, her şey onun içerisinde. Onu takip ederseniz Zaman'la her şey daha iyi anlaşılır. Yani emin olun, Zaman’a baktığınızda, Zaman’ı okuduğunuzda, başka bir şeye karıştırmaya gerek kalır mı kalmaz mı diye siz düşünün. Ben şimdi burada başka bir şey söylersem, ’Medyadan sorumlu adam ne dedi bakın?’ derler sonra. Zaten şimdiden kaptı onlar cümleyi. Değerli kardeşlerim önce ona bakın, ihtiyaç duyarsanız sonra hepsine bakın.”

Çok uzak bir tarihte değil, 2011 yılı Haziran'ında yapıldı bu konuşma. Cihan Haber Ajansı haber olarak geçti, Zaman gazetesi de yayımladı

Ne diyeceğiz şimdi? Dumanlı o zaman sesini çıkarmış mıydı acaba? İtiraz etmiş miydi? Köşesine taşıyıp "Başbakan Yardımcısı böyle konuşmamalı, bizim gazetemiz bile olsa böyle konuşmamalı" diye yazmış mıydı?

Yanıt vermeyeceğim bu soruma...




8 Mayıs 2013 Çarşamba

Gülen'i ziyaret edip elini öpen gazeteciler kim?

Son günlerde Gülen'in, kendisini ziyaret eden bir dizi gazeteciye Başbakan Erdoğan'ın "güç zehirlenmesine uğradığı"nı söylemesi AKP ile Gülen Cemaati arasındaki gerilimin yeniden konuşulmasına neden oldu.

Peki kim o gazeteciler ve neler konuşuldu?



İddiaya göre o gazeteciler  Mehmet Altan,  Mahmut Övür, Ekrem Dumanlı, Amberin Zaman, Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Yavuz Oğhan ve Ardan Zentürk.
 
İddiayı ortaya atan Barış Yarkadaş, Taraf gazetesinde yaşananların ardında Mehmet Altan'ın olduğunu öne sürdü. "Mehmet Altan'ın Fethullah Gülen'in elini öptüğünü" söyleyen Yarkadaş, "Altan, Fethullah Gülen'e kendisi dışındaki sekiz gazetecinin yanında Türkiye'yi anlatırken, 'Artık yeter, elinizi masaya vurun' anlamına gelecek sözler sarf ediyor. Yani; Gülen Hareketi'nin liderinin AKP'ye karşı harekete geçmesini istiyor" dedi.

Yarkadaş, yazısında, "Gülen, yaklaşık iki sat süren toplantıda, Türkiye'de yaşanan gelişmelerden kaygı duyduğunu, Türkiye'nin dikta rejimine gittiğini ve Erdoğan'ın güç zehirlenmesi yaşadığını açık açık dile getiriyor" ifadelerini kullandı.

Barış Yarkadaş'ın www.gercekgundem.com sitesinde yayınlanan (07.05.2013) yazısı şöyle:
Pazar günü kaleme aldığım ''Milli Merkez ve Fethullah Gülen'in sohbeti...'' başlıklı yazı gündemi sarstı. Yazıda yer alan analiz ile kulis bilgileri, ulusalcı kesimlerden Atatürkçülere, Fethullah Gülen Hareketi'nden AKP tabanına uzanan geniş bir yelpazede tartışıldı. Medyadaki gelişmeleri haber veren internet siteleri ise özellikle yazıda yer alan "Fethulah Gülen'in sohbeti'' başlıklı kısmı öne çıkardı. Birçok internet sitesi, "Gülen'in toplantısına hangi gazeteciler katıldı?'' diye sordu.

Dört gazeteciyi yazmıştım 

Zira; ben o yazıda, Gülen'in ABD'deki evinde bir süre önce gerçekleşen ziyarete, dokuz gazetecinin katıldığını, bunların dördünün Mahmut Övür, Mehmet Altan, Ekrem Dumanlı ve Amberin Zaman olduğunu yazmıştım. Diğer beş gazetecinin isimlerini ise öğrenememiştim!

Bakın kimler varmış? 

Dün gece sohbet ettiğim Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen bir tanıdığım, "Keşke bana sorsaydın...'' dedi. "Sorsaydın, herkesin bir sır gibi sakladığı isimleri ve sohbeti anlatırdım'' diye de ekledi. Hemen ardından ise, benim eksik bıraktığım isimleri sıraladı: ''Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Gazeteci Yavuz Oğhan ve Ardan Zentürk...''

Çok sert sözler


Gülen'in daveti üzerine ABD'ye götürülen bu dokuz gazeteci, yaklaşık 15 gün önce gerçekleşen bu ziyarete ilişkin hiçbir şey yazmadı! Belli ki; Fethullah Gülen'in "Türkiye bir diktatörlüğe gidiyor'' tespitini yazmak istemediler... Çünkü; bunu en başta Ekrem Dumanlı'nın istemediği biliniyor.
Hatırlarsanız, bir önceki yazıda, Dumanlı'nın Fethullah Gülen'in yanında, "Bu sözler yazılmasın'' dediğini aktarmıştım. Dumanlı, mevcut statükosunu koruma adına, Gülen'in sözlerini kamuya duyurmamaya ve ''AKP'yle yaşanan çelişkiyi derinleştirmemeye'' çalışıyor.

Gülen'in sözleri kamudan saklanıyor 

Zira; Dumanlı ve çevresi, AKP ile açıktan girilecek bir kavganın, mevcut statükolarını sarsacağını görüyor. Bunun yerine, kendi tabanlarına "Her şey yolunda, AKP güzel şeyler yapıyor, merak etmeyin'' mesajı veriliyor. Gülen'in "barış ve çözüm süreci''ne ilişkin dile getirdiği kaygılar ile çok sert eleştirileri ise ısrarla saklanıyor.
Oysa ki; Fethullah Gülen'in medyadan sır gibi saklanan sözlerine yansıyan öfke, işlerin Zaman Gazetesi ve çevresinin anlattığı gibi gitmediğini gösteriyor. Toplantıya katılan ancak buna ilişkin tek satır bile yazamayan gazeteciler, yakın çevrelerine "Gülen, AKP ile gönül bağını tamamen koparmış'' diyor. Tabii aynı kişilerin, bu gerçeği bilmelerine rağmen, köşelerinde tam tersini yazdıklarını da not düşmek gerekiyor...

Altan'ı dinlerken şaşırmışlar

O toplantıdan dişarıya sızan bilgilere göre, sohbetteki en ateşli ismin Mehmet Altan olduğu görülüyor. İddiaya göre, Mehmet Altan, Gülen'in odasına girerken, "Hocaefendi''nin elini öpüyor! Yıllardan bu yana "Birey, birey, birey'' ve "2. Cumhuriyet...'' deyip başımızın etini yiyen Mehmet Altan'a ilişkin anlatılan bu iddia eğer doğruysa, Altan'ın bundan sonraki sözlerinin hiçbir hükmü kalmıyor...

Gülen'e sesleniyor


Altan'ın ''ateşli'' tavrı, kuşkusuz bununla sınırlı değil... Altan, Fethullah Gülen'e kendisi dışındaki sekiz gazetecinin yanında Türkiye'yi anlatırken, "Artık yeter, elinizi masaya vurun'' anlamına gelecek sözler sarf ediyor. Yani; Gülen Hareketi'nin liderinin AKP'ye karşı harekete geçmesini istiyor. Diğer gazeteciler ise hem Altan'ı, hem de Gülen'i sessiz sedasız izliyor. (Geri döndüklerinde tek bir satır dahi yazmadıklarını hatırlatmama gerek yok sanırım...)
Gülen, yaklaşık iki sat süren toplantıda, Türkiye'de yaşanan gelişmelerden kaygı duyduğunu, Türkiye'nin dikta rejimine gittiğini ve Erdoğan'ın güç zehirlenmesi yaşadığını açık açık dile getiriyor. Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Gazeteci Yavuz Oğhan, Ardan Zentürk, Mahmut Övür, Mehmet Altan, Ekrem Dumanlı ve Amberin Zaman ise bunları biraz da şaşkınlıkla dinliyor. Ekrem Dumanlı, ''hocaefendi''nin sözlerinin dışarı yansıyacağını anlayınca, "Bunlar yazılmasın'' diyerek müdahale ediyor. Mahmut Övür ise "Tabii ki; zaten aile içi sohbet ediyoruz'' karşılığını veriyor.

Taraf birdenbire karıştı


Bu görüşmenin hemen ardından, Taraf Gazetesi'nde ilginç gelişmeler yaşanıyor. TV Net'teki Muhalif programında da anlattığım üzere, ''Taraf Gazetesi'ndeki operasyonun, Mehmet Altan tarafından gerçekleştirildiği'' söyleniyor. Altan'ın gazetenin yeni yayın çizgisini belirlediği ve yeni dönemde kimlerin yazacağına karar verdiği iddia ediliyor. Cemaate yakın bir isim, bana bu gelişmeyi değerlendirirken, "Taraf'ın yeni misyonu, AKP'yi yerel seçimler öncesi terbiye etmek'' sözlerini sarf ediyor. Görüşmeye katılan Amberin Zaman'ın Taraf'a yazar olması, Mehmet Altan'ın demeçlerinin birinci sayfaya taşınması, ilginç gelişmeler olarak değerlendiriliyor.

ABD'deki görüşmelere tekrar dönersek...


Ayrıntılarına dün ulaşabildiğim bu görüşme ve sohbet, AKP'ci ve cemaatçi yazarların, hem kendi tabanlarına, hem de kamuya doğru bilgi vermediklerini gösteriyor. Bunun medyadaki karşılığı, ''karartma''dır. Ekrem Dumanlı, bu tavrıyla, hiç kimseye medya etiği dersi veremeyeceğini bir kez daha gösteriyor! Zira; Ekrem Dumanlı haberi saklıyor ve kamuya karşı olan görevini yerine getirmiyor. Aynı tespit, diğer yazarlar için de geçerli...
Gazetecinin görevinin kamuya doğru bilgi vermek olduğunu hatırlatmaya gerek duymak çok acı... Dokuz gazetecinin bulunduğu bir ortamda, haberin saklanması ve gerçeğin üzerinin örtülmesi, medyamızın içine düşürüldüğü durumu göstermesi açısından net bir tablo olarak karşımızda duruyor...

Fethullah Gülen kime 'küstahlaşıyor' dedi?


Neyse ki; ben pazar günü bu görüşmenin bir kısmını yazdıktan 24 saat sonra internet sitesine bir video yükleyen Fethullah Gülen, düşüncelerini artık içinde saklamayacağını ilan ediyor.
Fethullah Gülen, benim önceki yazımda yer alan ifadeleri doğrularcasına, "Küstahlaşma ve edindiği güç yüzünden kendini kaybetme'' üzerine esaslı bir vaaz veriyor. Gülen'in sözlerinin hedefinin kim olduğu çok açık... Egemen Bağış bu yüzden, Gülen'in ismini vermeden, Başbakan'ı koruyan bazı tweetler atmak zorunda kalıyor. Mehmet Baransu ise Bağış'ın sözlerinin yer aldığı tweetlerin, Fethullah Gülen'e karşı yazıldığı tespitini yapıyor. Baransu, tweetinde bunu açıkça söylüyor.
Bu meseleye; gerek duyarsak önümüzdeki günlerde yeniden devam ederiz...