cnn türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cnn türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2013 Pazartesi

Rasim Ozan: '5 yıllık parayı peşin versinler, medyadan çekileyim'

CNN Türk'te eşi Nagehan Alçı ile birlikte Hakan Çelik'in sunduğu Hafta Sonu Keyfi programına katılan Rasim Ozan Kütahyalı,  "Şu an kazandığım parayı 5 senelik peşin getirin, ben medyadan çekilirim. Umrumda değil gazetecilik, televizyonculuk" diyerek kalbinden geçenleri açık açık ifşa etmiş oldu. 

5 sene sonra kendisnin unutulacağından emin bir şekilde konuşan Kütahyalı, böylece "Türkiye'nin demokratikleşmesi", "vesayetin yıkılması" gibi konulardaki temel düstunurunun da "para" olduğunu canlı yayında itiraf etti. 
Türk medyasının "en sevimli çifti" olarak anılan(!) Kütahyalı - Alçı çiftnin bu sözler üzerine canlı yayında bir soğukluk geçirdiği de gözlerden kaçmadı.


İşte Kütahyalı'nın dikkat çeken o açıklaması:
Rasim Ozan: Daha önce de biraz espri ile söyledim, bana, medyada benden nefret edenler, hemen hemen yüzde 95'tir her halde...
Hakan Çelik: Yüzde 95 var mıdır?
Rasim Ozan: Medyada... Ama o da doğal.
Nagehan Alçı: Yüzde 5 var mıdır nefret etmeyen?
5 YILLIK KAZANCIMI PEŞİN GETİRİN
Rasim Ozan: Ama doğaldır. Paraşütle gelmiş biri için nereden geldi bu denmesi doğaldır. Ben hiç yadırgamıyorum. Ben de olsam nereden çıktı bu derdim her halde. Ancak çok hazmetmiş biri olman lazım ki bana karşı her hangibir olumsuz duygu beslememek için. Ben dedim ki toplanın, benim kazandığım parayı beş senelik koyun önüme... Beş sene çekip gideyim. Beş sene sonra her halde beni unuturlar zaten. Önerim bu kadar net. 5 senelik, şu an kazandığım parayı peşin getirin, ben medyadan çekilirim. Umrumda değil. Sen de biliyorsun, gazeteci olayım da, televizyoncu olayım da... hiç öyle bir derdim yok. Ama Nagehan bu işi çok sever o ayrı.
Hakan Çelik: Ağırlıklı olarak hayatını sürdürmek için mi bu mesleği yapıyorsun Rasim. Temel şey o mu?
ABARTIYORUM ÇÜNKÜ ANLAŞILMAK İSTİYORUM
Rasim Ozan: Benim şu... Benim olayım bir mücadele ile girdim. Kapatma davası filan. 2008'de Taraf'ta yazmaya başladım. Ardından köşe yazarlığına başladım. Televizyona çıktım. Televizyonda da etki oldu. Ben tabi çok sevdiğim Kafka'nın "abartıyorum çünkü anlaşılmak istiyorum" sözüne çok inanırım.
Belki de benden evvel de liberal yazarlar abilerim vardı, onlar da bir travma geçiriyor şimdi adapte olamıyorlar. Onlardan farkım, çok kitlesel bir üslupla yazmam ve onun da tutması... Şu an yine mücadele var ama eskisi kadar değil. Onun için diyorum.
CNN TÜRK REJİSİNE KJ'Yİ DEĞİŞTİRTTİ
CNN Türk rejisi Kütahyalı'nın bu sözleri üzerine KJ'de "Kütahyalı: Para için gazetecilik yapıyorum. Paramı versinler çekileyim" yazdı.
Deneme
Rejinin yazdığı o metni birkaç dakika sonra farkeden Rasim Ozan Kütahyalı ise şöyle itiraz etti:
"Nagehan sözünü kestim, yalnız bir KJ yazmışlar, "Para için gazetecilik yapıyorum. Paramı versinler çekileyim"... Tam öyle değil şöyle yazsınlar. 5 yıllık şu anki kazancımı nakit versinler medyadan çekilirim yazsınlar. Toplasınlar benden nefret edenler, getirsinler... Olay bu."
Bu itirazdan sonra reji yazıyı Kütahyalı'nın istediği şekilde değiştirdi.
Deneme

28 Ekim 2013 Pazartesi

Kızıyorum kızmasına da, kızmak yetmiyor bir şeyler daha yapmalı...

Küçük bir tekne, üç tayfası var, iş bırakmışlar. Efendi kaptan, sahilde oturan ayaklarını denize sallayan üç adama haber yollamış: “Gelsinler iş var!”
Adamlar gelince Kaptan ilkinden başlayıp sırayla sormuş: “Sen ne iş yaparsın?”
“Ben çok iyi görürüm” demiş ilk adam. Elini alnına götürmüş, şöyle bir ufka bakmış, uzun uzun... Ardından  demiş ki:
“Yedi deniz ötede, Hint Padişahı’nın sarayı var... Sarayın yedi katlı kulesinin, yedinci katındaki, yedindi pencerede, Padişahın on yedi yaşındaki yedinci kızı atlas yorganına nakış işlerken elindeki altın iğne düştü... Ben onu gördüm.”
Kaptan şöyle bir "la havle" çekmiş, ikinciye dönmüş ve sormuş: “Sen ne iş yaparsın?”
 İkinci de marifetini “Ben çok iyi duyarım..." diye açıklamış; sonra da elini kulağına götürüp başlamış dinlemeye... Bir iki dakika, herkesin şaşkın bakışları arasında dinlemiş, dinlemiş ve sonra da demiş ki:  "Yedi deniz ötede, Hint Padişahı’nın sarayı var... Sarayın yedi katlı kulesinin, yedinci katındaki, yedindi pencerede, Padişahın on yedi yaşındaki yedinci kızı atlas yorganına nakış işlerken elindeki altın iğne düştü ya... tınnnnnnn diye bir ses. Ben de onu duydum.”
Kaptan herifleri dövüp denize atacak ama, yine "la havle" çekip üçüncüye de sormuş:
“Sen ne iş yaparsın?”
“Ben kızarım” demiş üçüncü adam.
Kaptan şaşırmış: “Neye kızarsın?”
“Böyle lüzumsuz heriflerin söyledikleri yalanlara kızarım...”

Aslına bakarsanız 1993 yılından beri kah fiilen medya dünyasının içinde, kıyısında, köşesinde yer aldım. Yapmadığım iş, çalışmadığım alan kalmadı gibi. Lakin hala "lüzumsuz" tiplerin söylediği yalanlara, şişirmelere, atmasyonlara, palavralara, abartılara, kandırmalara alışamadım. Hala "kızıyorum" Hasan Pulur'un ünlü hikayesindeki gibi.

[Ünlü hikaye dedim ama, diyebilirsiniz ki "nereden ünlü?" Yıllar önce daha ilkokula gidereken, olan biteni öğrenmek isteyen ama okumaktan çok zevk almayan babama, çok sevdiği Hasan Pulur'un yazılarını okurdum... Milliyet, Güneş,... Hasan Pulur nereye biz ailecek oraya. Hasan Pulur da bu anlattığım hikayeyi belki yüzlerce kez yazmıştır köşesinde... Ben de dolayısıyla yüzlerce kez okumuşumdur. Onun için ünlü...]

Neyse neye kızdığımı da söyleyeyim. Son günlerde "Menderes'i astınız, Özal'ı zehirlediniz, Erdoğan'ı yedirmeyiz" şişirmesi ile iyice sloganlaşan "Özal'ı öldürdüler" palavrasına yönelik kızgınlığım. Yaklaşık olarak ayda bir kez farklı bir televizyon programına çıkan ve "babamı öldürdüler" diyen, ancak hiç bir kanıt bulunamadığı için her seferinde öldürme biçimini değiştiren Ahmet Özal'ın söylediklerine daha doğrusu...

Elimde bir basın bülteni var: "Haziran 1987 akşamı İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan havalanan uçakta Başbakan Turgut Özal’ın atlattığı ölüm tehlikesi A Haber’de yayınlanan Can Okanar’ın hazırlayıp sunduğu “Anlatılmamış Öyküler” programında ele alındı." diyor bültende.

Programın adının "Anlatılmamış Öyküler" olmasına mı kızayım... Ahmet Özal'ın aynı iddiasını tam 1 yıl önce Sevil Atasoy'un CNN Türk'te hazırlayıp sunduğu Suç ve Delil programında dile getirmiş olmasına mı kızayım...

Babamı zehirlediler diyip duran Ahmet Özal'ın mahkeme kararı ile mezarının açılmasına karar verildiğinde susup köşesine gizlenmesine mi kızayım...

Neye kızayım, ne edeyim bilemedim.


5 Nisan 2013 Cuma

Eleştirirsem işimden olurum demişti o kehaneti tuttu

Habertürk yazarı Amberin Zaman bundan tam 2 yıl önce 8 Mart 2011 günü CNN Türk'te katıldığı Medya Mahallesi programında ilginç bir itiraf ve kehanette bulunmuştu.

Kendisinin aynı zamanda yabancı basının da üyesi olduğunu hatırlatan Zaman, "Ben de dış basının içindeyim. The Economist gazetesinin Türkiye temsilcisiyim aynı zamanda" demiş ve yurt dışından Türkiye'deki son gelişmelerin nasıl görüldüğünü anlatmıştı.


5 Şubat 2013 Salı

Medya Mahallesi bitti mi?

CNN Türk'te yayınlanan ve Ayşenur Arslan ile Akif Beki'nin hazırlayıp sunduğu Medya Mahallesi programı dün olduğu gibi bugün de yayınlanmadı.

Konuyla ilgili olarak ne CNN Türk'ten ne de programı hazırlayıp sunan Ayşenur Arslan ile Akif Beki'den bir açıklama yapılmadı.


Ayşenur Arslan Cuma günü son olarak Nazlı Ilıcak'ı konuk olarak almış ve programını "Pazartesi görüşmek üzere" diyerek kapatmıştı.

Dün ve bugün saat 11.00'de Medya Mahallesi için ekran karşısına geçen izleyiciler Başak Şengül'ün sunduğu haber bülteni ile karşılaştı. Şengül de Medya Mahallesi'nin ekrana gelmemesi konusunda bir açıklama yapmadı.