fatih altaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fatih altaylı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2014 Cuma

Fatih Altaylı: Ankette Manipülasyon yapsam... Ne dersin?

13 MART 2013

Habertürk gazetesi genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı, bundan sonra başbakan Erdoğan'ın kendine hitabı  "Alo Fatih" ile anılacak olan Habertürk Televizyonu Yönetim Kurulu Başkanvekili Fatih Saraç'ı arıyor ve anketlerde manüplasyon yapayım diyor:

f.saraç - evet?

f.altaylı - diyorumki ben, bu anketin bdp ile olan bölümünü ben biraz anket şirketiyle konuşsam, iki puan yüksek göstersek ne dersin?

f.saraç - mhp'ninkini alıp oraya koyun ya.

f.altaylı - hı?

f.saraç - mhp'ninkini alıp oraya koyun.

f.altaylı -
işte biz kararsızlardan biraz aktarırım, biraz mhp'den aktarırım falan manipülasyon yapıyım.

f.saraç - ama bazı bilgiler var ha, onu şimdi oradan çıktım şeyde, çamlıca’dayım. (başbakan’ın kısıklı’daki evinden çıkıyor) yani seninle konuşacağım nelerini yayınlayacan, ne yapacan.

f.altaylı - işte konuşalım onları bi.

f.saraç - tamam, ben seni çıkıyım, yarım saat sonra çıkıyorum.

f.altaylı - ben ...

f.saraç - seni arayabilirim ama.

f.altaylı - tamam okey, çıkınca ara beni.

f.saraç - tamam hadi.

f.altaylı - tamam hadi, bay bay.



 

6 MART 2014 

Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı yukarıdaki ses kaydı, internette yayınlandıktan sonra, ses kayıtlarının montaj olduğunu, konuşmanın bütününe bakmak gerektiğini savunarak "Gelen anketi olduğu gibi yayınladık.Bizi bu kavgada bir taraf yapmak istiyorlar. Habertürk de inatla kimsenin yanında yer almıyor." dedi.

Kendini mağdur ilan etti

Altaylı doğal olarak kendisini sıkıntıya sürükleyecek bu ses kasetleriyle ilgili iddiaları yalanlayarak kendini mağdur ilan etmeyi de ihmal etmedi. Altaylı, konuyla ilgili hiç bir alakası olmamasına rağmen "2007'de benim başında bulunduğum gazeteye sahte bir belgeyle el kondu. Bunu niye kimse hatırlamıyor? Medyada Fatih Altaylı ve Ciner Grubu'nun ödediği bedeli neden kimse hatırlamak istemiyor" dedi.

Diğerlerine bok attı!

Habertürk Televizyonu Yönetim Kurulu Başkanvekili Mehmet Fatih Saraç 'ın gazetedeki konumunun da açık olduğunu belirten Altaylı, "Saraç Grubun yönetiminde. Gazetede adı yazıyor. Gizli saklı bir şey değil. Habertürk'te her şey şeffaf. Diğer gruplarda neler oluyor, kimse buna bir şey demiyor" dedi.

"Bir yerde olmak olmamaktan iyidir
"
 
Altaylı, artı 1 tv'de Mirgün Cabas ile Herşey programına telefonla katıldı ve sorularını yanıtladı. Cabas'ın "Vahim bir duruma düştüm. Şimdi bu durumdan kurtulsaydım" diye düşündüğün oluyor mu? sorusuna ise, "Çok vahim duruma düştüğümü zannetmiyorum. Türk medyasının durumu ne kadar vahimse bizim durumumuz da o kadar vahim..Bazı yerde olmak bazı yerde olmamaktan daha iyidir. Birbirimizden farklı bir durumda değiliz. Beni hala oarada tutuyor olmaları da grup açısından önemli" cevabını verdi. Altaylı, Cabas'ın istifa edip etmeyeceği sorusuna ise "İstifa etmeyi düşünmüyorum" diye karşılık verdi.

Senin hiç haber yapman engellenmedi mi?

Program sonunda Altaylı ile Mirgün Cabas arasında karşılıklı soru-cevap trafiği de yaşandı. Altaylı'nın Mirgün Cabas'a sorduğu, "Senin haber yapman hiç engellenmedi mi?" sorusuna Cabas'ın verdiği cevap bir hayli çarpıcıydı: "Evet engellendiği için orada değilim.. "

26 Kasım 2013 Salı

Fatih Altaylı o kitabı hiç yazmadı!

5 Eylül 2000 tarihinde, o sırada Hürriyet'te yazan Fatih Altaylı, Fethullah Gülen ile ilgili şu satırları yazıyordu köşesinde:

BİRKAÇ yıl önce Fethullah Gülen cemaati peşimde. Benim elimde Gülen'le ilgili bir kaset olduğunu düşünüyorlar ve bu kasedin içeriğini merak ediyorlar. Hiç ummadık kanallardan bana ulaşmaya çalışıyorlar. Sonunda ulaştılar. Gülen'in benimle bir yemek istediğini söylediler. Olur dedik ve buluştuk. Altunizade'de bir dershanenin üst katında, Gülen'in yaşadığı ve televizyon programları çektiği yerde buluştuk. Benim yanımda Teke Tek ekibi, onun yanında başta İhsan Kalkavan kendi ekibi. Güzel bir yemek yedik. 
Onlar da kendi bakış açılarından yaptıkları işleri anlattılar. 
Okulları nasıl kurduklarını, neden kurduklarını, nasıl yürüttüklerini. 
Gülen özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Balkanlar'daki faaliyetlerini anlattı. 
Hepimizin bildiği şeyleri kendi açılarından görerek aktardılar. 
Sohbetin sonunda Gülen'e izlenimimi aktardım. 
Gülen, yurtiçinde ve yurtdışında aynen bir mason teşkilatı gibi örgütleniyordu. 
Masonların yüzlerce yıl önce yaptıklarını, şimdi adına ‘‘mason'' demeden yapıyorlardı. 
Aynı zamanda da bir dönem Batı'dan Anadolu'ya gelen misyonerlerin işlevini üstlenmişlerdi ve ‘‘Türk emperyalizminin uç beyliklerini'' oluşturmaya çalışıyorlardı. 
Gülen'‘‘Bu, yapılanma açısından masoniktir'' dedim. 
Yüzüme uzun uzun baktı. 
Sonra kendi adamlarına döndü ve ‘‘Masonların kötü bir şey yaptığını kim söyleyebilir'' dedi. 
‘‘Sizin çevreler masonları pek sevmez'' dedim. 
‘‘Biz o çevrelerden değiliz'' dedi. 
O zaman yazmaya değer bulmamıştım. 
Ve bu konuda hazırladığım kitaba saklamıştım
Ama yine Gülen konuşulmaya başlanınca aktarmak istedim. 

Altaylı sözünü ettiği kitabı hiç yazmadı. 

Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün, "Kim benden sonra bu koltuğa oturmak istiyor?" sorusuna "Ben" deme cesaretini gösteren Altaylı, "dokunanı yakan"Gülen Cemaati ile ilgili bir kitap yazamadı. Hatta daha açık konuşalım, bugüne kadar hiç kitap yazmadı. 

Gülen ile ilgili eleştirel bir kitap yazmanın ne anlama geldiğini Ahmet Şık ve Nedim Şener tutuklandığı zaman görmüştük. "Trafik ışıkları bile benim için düzen demektir, önem veririm" diyen bir gazeteciyi yazdığı bir kitapta bazı iddiaları dile getirdiği iin 375 gün boyunca tutuklayan bir sistemden söz ediyoruz. 

Gündemi bile takip etmekten çekinen, Başbakan'a canlı yayında en önemli soruyu bir türlü sormaya cesaret edemeyen, hayatı bir değil üç dört gün geriden takip eden Fatih Altaylı'nın Gülen hakkında kitap yazmamış olmasına şaşırmamak lazım. 

Ancak ister istemez soracağım.  Susurluk'tan Tansu Çiller'in yalısının önünde neden eylem yaptın o zaman Altaylı? 

11 Şubat 2013 Pazartesi

Temelkuran ve köşe yazarlığı

[Bu yazıyı aslında daha önce yazdım, sonra hiç beklemediğim bir şeyi yapıp yanlışlıkla sildim.
Onun için yeniden, aynı şeyleri ikinci kez yazma sıkıntısıyla yazıyordum... 

Sonra süre uzadı. Yazmadığımdan değil sonu gelsin diye beklediğimden... Gecikmiş ama genişlemiş bir yazı oldu yani...]

Ciner Grubun sahibi olduğu Habertürk Gazetesi, yazarı Ece Temelkuran'ın geçtiğimiz sene Ocak ayının ilk günlerinde işine son verdi. Kararı çok sık kullandığı twitter hesabından duyuran Temelkuran "İlk önce benden duyun isterim. Habertürk benimle de yolunu ayırdı. Bütün çalışma arkadaşlarıma başarılar dilerim" dedi.

Peki Temelkuran'ın işten çıkartılma gerekçesi neydi? Bir kaç gün öncesinde gazetedeki köşesini, televizyon kanalındaki programını ve Medya grubundaki poziyonunu kaybeden Yiğit Bulut yüzünden, denge kurmak için mi çıkartılmıştı işten? Yoksa Hükümet eleştirilerini sıklaştırdığı için mi? Belki de twitter'da gördüğü "Türk uçakları sivil kürtleri bombalıyor" mesajını yaygınlaştırıp sonra da yalan olduğu ortaya çıkınca mesajları silmesi neden olmuştu işten çıkartılmasına...

Hangisi olduğunu net olarak bilemiyoruz. Elimizde sadece bazı veriler var... Onları alt alta sıralamaya çalışalım.


28 Ağustos 2012 Salı

'Militan değil gazeteci' ama şaşırmak yetmez

Suriye'de bir Türk gazeteci kaçırıldı. Bayramın üçüncü günü haber önce twittera, ardından da internet sitelerine Türk gazeteci öldürüldü diye düştü önce.



Bianet'ten Nilay Vardar'ın haberine göre  Suriye'de öldürülen yerel muhabirlerin sayısı tutulamıyor. Ancak yine Ramazan Bayramı sırasında yaşanan ve Cüneyt Ünal'ın da kaçırıldığı silahlı çatışmalarda yaşamını yitiren Japon gazeteci Mika Yamamoto öldürülen dördüncü yabancı gazeteciydi.