ethem sancak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ethem sancak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2015 Cuma

Kurtuluş Tayiz'in PKK yazıları ile Kadir Cangızbay'ın travestilerinin ne ilişkisi var?

Akşam yazarı Kurtuluş Tayiz, "Uykuda polis öldüren cici çocuklar!" başlıklı yazısındaki satırlar ile aklıma çok ilginç şeyler düşürdü. Ne diyor Tayiz:

"...PKK'lılar cici çocuklardı; doğaya zarar vermemek için sigara izmaritlerini bile yere atmıyorlardı! PKK kuşları, böcekleri seven, koruyan bir örgüttü! Doğan Medyası ve Cumhuriyet, aylarca bu propagandayı yaptı millete.
Medya örgütün kanlı yüzüne giydirdiği güleryüzlü maskeyle milleti aldattı. Doğan Medyası, uykuda insan katleden canileri "cici çocuk" diye maskeleyerek kaleden içeri aldı, milletin savunmasız anında vurulmasına yol açtı.
Maalesef merkez medya kale kapılarını düşmana açan hain rolünü oynadı."
Tayiz'in Doğan Medyası dediği Hürriyet'e "çakmak" için çaba sarfettiği, bu arada ihmal etmeden Gülen Cemaati'ne laf sokuşturduğu, hatta yetinmeyip göze girebilmenin yolunun Erdoğan'a yağ yakmak olduğunu anımasığı anda "Ülke ne zaman zor duruma düşse, milletin başı ne zaman sıkışsa gözler onu arıyor. AK Parti'lisinden CHP'lisine ve MHP'ye kadar milletin güvendiği, işleri yoluna sokacak isim olarak gördüğü tek kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan. Türkiye'nin en büyük artısı bence bu." demesinin altında yatanlar yazının kendisinden daha ilginç bence.



Sevgili hocam Kadir Cangızbay'ın derslerinde anlattığı, (hatta ders notlarında da yazdığı ama benim bir türlü bulamadığım) bir travesti örneği vardır. 

Kadir Hoca derdi ki: 

"Travestiler, gerçekte 'kadın' olmadıkları için, yani kadınlığa sahip olmadığı için, bu gerçeği gizlemenin yolu olarak 'kadın'lığı abartmayı tercih ederler. Aşırı makyaj, dikkat çekici frapanlıkta giyim, kadınsı olduğunu düşündükleri kırıtma, dikkat çekici kadar çok 'kadınsı' kahkahalar... Bunların hepsi 'gerçek kadın' olmadığı gerçeğini gizlemek için yapılan abartılı davranışlardır." 

Benim mealen aktardığım bu sözlerin altında şöyle bir gönderme vardı aslında: "Türkiye'deki faşistler..." derdi Kadir Hoca masanın üzerinde duran viski sodasından bir yudum alıp, sigarasından bir nefes çektikten sonra de şöyle devam ederdi: 

"Türkiye'deki faşistlere bakın, çok büyük bir kısmı gerçekte Türk entisitesinden değildir. 12 Mart ve 12 Eylül'ün önemli faşistleri Çerkezdir. 'Türk' olmadıkları için, kendilerinde olmayan bu durumu aşırı şekilde abartılı olarak vurgular, herkesi Türk olmamak ile suçlar, Türk olmayanlara zulmederler..."

Hocamın haklılığına bir diğer örnek Alparslan Türkeş'in Kıbrıslı, Türk Milliyetçiliğinin temeli olan 9 Işık tezlerinin ise Hindistan'dan apartılmış olması sayılabilir mutlaka... Ya da Reha Oğuz, Yağmur Atsız gibi Turancıların birbirlerini dahi Türk olmamak ile suçlaması, kafa taslarını ölçtüklerinde Türk standart ölçüleri dediği ölçülerde çıkmaması sayılabilir.

Peki bunlar nereden geldi aklıma... Hemen başa dönelim... Kurtuluş Tayiz yüzünden geldi aklıma.

Taraf gazetesinin yazı işleri müdürü iken patron tarafından görevden alınması ile gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Oral Çalışlar'ın istifasına ardından da gazetedeki pek çok yazarın ayrılmasına yol açan Tayiz aslında kim diye bir bakalım...

Tayiz şu ara 41 yaşında olsa gerek. Vanlı Azeri bir ailenin çocuğu. Baba MHP'li, anne MSP-RP çizgisini destekliyor. Ortaokuldan terk, yani ilkokul mezunu. 16 yaşında PKK saflarına katılmış. 1991-2004 yılları arasında Diyarbakır Cezaevinde PKK hükümlüsü olarak hapis yatmış. 2004 yılında Özgür Gündem'de çalışmaya başlamış. "PKK savaş ilan edince" "gazetecilik yapmak istediği için" kovulmuş.  2007'de Taraf yazı işlerinde çalışmaya başlamış. Yazı işleri müdürü olmuş. Patron "Erdoğan'a karşı savaş açmak istediği için" 2013 yılında Taraf'tan da kovulmuş. Sonrasında şimdi hala yazdığı Akşam gazetesinde... 

Bu yaşamöyküsünü kendisi anlatıyor. Habertürk'ten Kürşad Oğuz'a. 13 yıl PKK davasından hapis yatan, 'silahlı mücadele'ye katıldığını reddeden, ama sosyalist bir örgüt olduğunu söyleyen PKK için yıllarını veren, hapisten çıktıktan sonra da PKK saflarında, en azından medya kanadında yer alan bir isim.

Tayiz'in bugün köşesinde yaptığı, Kadir Cangızbay Hocamızın anlattığı travesti hikayesine benzemiyor mu? Kendisinin geçmişini unutturması için PKK'ye her bulduğu fırsatta vurması lazım. Ama yetmez, patronunun "iki erkek arasında aşk olurmuş" diyerek çıtayı yükselttiği Erdoğan sevgisini gözle görülür, elle tutulur şekilde yazması lazım. 

Çünkü "yandaşlık" da denilen bu tavır, tıpkı Olimpiyatların sloganı gibi: Citius, Altius, Fortius... Yani: "Daha Hızlı, Daha Yükseğe, Daha Güçlü".

25 Kasım 2014 Salı

'Gazetecilik faaliyetlerinde kovulmadılar'

Star Medya Grubu ve Kanal 24 ile Akşam ve Güneş gazetelerini elinde bulunduran işadamı Ethem Sancak, yayın yönetmenlerini görevden aldı.

Mustafa Karaalioğlu, Star gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert ve Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ocaktan'ın grupla herhangi bir ilişkisinin kalmadığı belirtildi.

PATRON İLE KARAALİOĞLU ARASINDA HORTUMLAMA KAVGASI

Star'da patron Ethem Sancak ve CEO Mustafa Karaalioğlu arasında 2 milyon liralık 'hortumlama' kavgası çıkmıştı. Buna göre gazetenin promosyon için kamu bankalarından çektiği kredinin 2 milyon lirasının Karaalioğlu'nun ekibi tarafından iç edildiği iddia ediliyordu.

İddiaya göre olayın ortaya çıkması Sancak ile Karaalioğlu'nun arasını açtı. Taraflar arasında o günden bu yana soğuk rüzgarlar esiyordu.

AKŞAM SAATLERİNDE TEBLİĞ EDİLDİ

Star Medya Grubu CEO'su Mustafa Karaalioğlu, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert ile Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ocaktan'ın görevlerine son verildiği kararı kendilerine akşam saatlerinde tebliğ edildi.

TWITTER'DA KİM NE DEDİ?

DenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDenemeDeneme
Deneme

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Ethem Sancak fikir gazetesi kurup Etyen Mahçupyan'ı başına geçirecek!

Medya kulisleri son günlerde bu haberi konuşuyor. İddiaların merkezinde Star ve Akşam gazetelerinin sahibi Ethem Sancak ile Zaman gazetesinde kendisine mobing uygulandığı için  ayrıldıktan sonra Akşam gazetesine transfer olan Etyen Mahçupyan var.

Kulislerde bir süredir konuşulan iddia aslında oldukça basit: "Ethem Sancak yeni bir gazete kurup başına Etyen Mahçupyan'ı getirecek."

ETHEM SANCAK KİMDİR?

İş adamı Ethem Sancak, İlk ve orta eğitimini Siirt'te tamamladı. Sancak üniversite eğitimini ise İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde aldı. 1976 yılında mezun olduktan sonra 1976-1978 yılları arasında gazetecilik yaptı.

68 kuşağından, Maocu, Perinçek'in liderliğini yaptığı TİKP üyesi ve Aydınlık gazetesi muhabiri olan Sancak, Hz. Muhammed'in soyundan gelme bin beş yüz kişilik Siirtli bir ailenin de reisi. Bir dönem CHP delegesi de olan Sancak, TÜSİAD içinde de aktif bir isimdi.

İlaç dağıtımı sektörünün yüzde 40'ını elinde bulunduran Hedef Alliance'ın sahibi olan Sancak'ın, tarım ve hayvancılık alanında da büyük yatırımları var.

Kendisini "Tayyip Erdoğan sevdalısı" olarak niteleyen Sancak, tarihe ve ineklere meraklı.  Star Gazetesi'nin ve Kanal 24'ün sahibi de olan Sancak, bir dönem medyadan uzaklaşmış,  "Erdoğan'ı desteklemek için medyaya girdim, bana ihtiyaç kalmadığı için de gazete ve televizyonumu sattım" diye açıklamıştı.

Sancak son olarak Sky360, 24 TV, Star gazetesi ve Akşam gazetesinin sahibi durumunda.
Ancak bu kısa cümlenin ardında pek çok tartışma ve ilginç düşünceler yatıyor.

FİKİR GAZETECİLİĞİNDEN RENKLİ MEDYAYA

Türkiye'de fikir gazetesi denilince akla gelen ilk gazete, çok uzun zamandır bu özelliğini yitirmiş olmasına rağmen Cumhuriyet'ti. 12 Eylül sonrasında Türkiye'nin serbest piyasa ekonomisiyle tanışması, televizyonun renklenmesi, tüketim toplumunun hükümetin yol verdiği "prensler" sayesinde inşaası medyayı da dönüştürdü.

Eskiden "renkli gazete" diye eleştirilen gazeteler merkez medyaya hakim olurken Cumhuriyet gibi siyah beyaz, uzun yazılarla kaplı gazeteler gözden düştü. 1991 yılında Hasan Cemal ve ekibinin İlhan Selçuk ve arkadaşlarına bayrak açarak Cumhuriyet'i liberal bir çizgiye oturtma çabası da bu dönemin ilginç olaylarından biriydi.

LIGHT CUMHURİYET SENDROMU

Ancak belli ki medya dünyasına yatırım yapan isimlerin aklında her daim "fikir"leri ile anılan, renkli fotoğrafları, slogan başlıkları ve bulmacaları dışında ürettiği düşünceler ile adından söz ettiren gazeteler kurmak düşüncesi vardı.

İzmir'den İstanbul'a gelip ucuz, renkli, erotik duygulara hitap eden bol resimli, bir gazete çıkaran ve bunu okura kabul ettirip en çok satan gazete haline getirmeyi başaran Dinç Bilgin bile bu fikre bir şekilde ikna olmuştu.

Cumhuriyet'ten ayrılan Hasan Cemal'in ikinci adamı Okay Gönensin Sabah tesislerinde, "Light Cumhuriyet" diye anılan bir gazete çıkartacaktı. 1994 yılında yayımlanmaya başlayan gazetenin adı da yeni dönem ile örtüşüyordu: Yeni Yüzıl.

İSMİ DIŞINDA RADİKAL OLMAYAN BİR GAZETE

Yeni Yüzyıl projesi Babıali'den İkitelli'ye taşınmış olan Türk medyasını çok etkiledi ve Dinç Bilgin'in en büyük rakibi Aydın Doğan hemen hazırlıklara başladı. Fikir gazeteciliği yapılacaksa Doğan Grubu bu alanda en iyisini yapar diyen Mehmet Y. Yılmaz, yanına İsmet Berkan'ı da alarak yeni bir gazete çıkarmak için kolları sıvadı: Radikal.

İsmi dışında hiç bir "radikal"liği olmayan gazete Yeni Yüzyıl'ın ardından piyasaya çıkınca önce fiyat kırarak tutunmaya çalıştı. Ancak en büyük şansı, piyasaya çıktıktan 1,5 ay kadar sonra  devletin tüm kirlerini gözler önüne seren Susurluk kazasının meydana gelmesiydi. Bu dönemde entelektüel birikimi ile değil "habercilik" ile okurların gözüne girdi Radikal.

Doğan Grubu basım tesislerine yaptığı yatırımın karşılığını alabilmek için sosyal demokrat/liberal okura seslenen Radikal'in yanına bir de İslamcı/muhafazakar okur için Yeni Ufuk isimli bir gazete daha çıkardı. Tüm bu gazetelerin amacı okura entelektüel bir fikir ortamı sunabilmekti.

GAZETEDEN DAHA ÇOK SATAN EK

Gazetelerin hedeflediği bu amaca ulaşamadığı satış rakamlarından belli oluyordu ancak ilginçtir bir dergi formatında çıkan Radikal'in pazar eki Radikal 2 hepsinden daha çok ilgi çekti. Akademisyenlerden gazetecilere, entelektüellerden siyasetçilere pek çok kişi için hem gündeme dair söz söyleme hem de demokratik bir tartışma ortamı sağlayan Tuğrul Eryılmaz yönetimindeki Radikal 2, doğrusu ya Radikal'in kendisinden daha çok satıyordu.

ÖLÜMÜNE YÜRÜYEN FİKİR GAZETECİLİĞİ

Yeni Yüzyıl ölü doğmamıştı gerçi ama uzun yaşamadı. Dinç Bilgin medyadan çekilince 1998 yılında Korkmaz Yiğit'e satıldı. Yiğit'in Mafyatik ilişkileri ortaya çıkınca 11 Haziran 1999 tarihinde Tadilat Nedeniyle Kapalıyız adlı başlıkla son sayısı yayımlandı. 2000 yılında aynı ekiple yerine kurulan Yeni Bin yıl ise 1 yıl bile yaşamadı Ocak 2001'de kapandı.

Yeni Ufuk gazetesinin macerası da çok uzun sürmezken, Radikal uzun süre direnir. Önce Referans gazetesi ile birleşir, boyutu küçülür. Son olarak da 2014 yılında kağıda veda ederek bir internet gazetesine dönüşür.

Görünen o ki Türkiye'de okur, fikir gazeteciliğine çok da ilgi duymamaktadır. Ya da fikir gazeteciliği diye yapılanlarda bir yanlışlık vardır.

Ama gazete patronlarının gözünde fikir gazetecilği kavramı değerini hiç kaybetmez.

AÇIK GÖRÜŞ'TEN YENİ GAZETEYE

Star gazetesinin eki Açık Görüş de biraz bu düşünceyle çıkarılmış bir ek. Özellile İslami çevrelerden entelektüellerin fikir tartışması yapabileceği, konuların derinlikli yazılıp, çarpıştırılacağı bir ortam olsun diye çıkıyor. Bir diğer amacı da gazeteye yazar devşirmek.

İşte Açık Görüş ekinden devşirilecek yazarlar, bundan böyle Etyen Mahçupyan'ın genel yayın yönetmeni olduğu gazetede yazacaklar. Kulislerde konuşulanlara göre, Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, proje hayata geçirilecek ve sonbaharda okurla buluşacak.

Aslen kimya mühendisi olan ancak 1997'de Radikal Gazetesi'nde köşe yazarı olarak çalışmaya başlayan Mahçupyan, 2000'de Radikal gazetesinden ayrılıp bir süre Yeni Binyıl gazetesinde yazmıştı. Ardından Mayıs 2001'de Zaman Gazetesi'nde köşe yazarlığına geçti. 2007'de Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından bu gazetedeki sürekli yazılarını sonlandırmış ve Agos gazetesinin genel yayın yönetmenliğini üstlenmişti. Bu görevini 2010 Kasım'da bırakmış, Mayıs 2014'te ise Zaman gazetesinden ayrılmıştı. Halen Akşam gazetesinde yazan Mahçupyan tüm bu tecrübesini yeni patronunu kendisini başına getirdiği gazetede bakalım nasıl gösterecek.

FARKLI GÖRÜŞLERE İZİN VERİLECEK Mİ?

Zaman zaman gazete yazarlarınını gazete yönetiminden farklı düşündüğü için köşelerinden olduğu da düşünülürse, entelektüel birikimi dolayısıyla alınan ve fikirlerin çarpıştırılması için köşe verilen yazarlar yeni gazetede farklı fikirleri nasıl dile getirecek sorusu da akıllara takılıyor. Bu durumun son örneklerinden biri de Mustafa Akyol'du. Halen İnternethaber'de yazan Akyol'un Star gazetesindeki köşesine farklı görüşleri nedeniyle geçtiğimiz aylarda son verilmişti.
  
Ayrıca yukarıda da söz ettiğimiz gibi "fikir gazeteciliği ile Türkiye'de bir gazete ne kadar satar ?" sorusunun yanıtı çok da olumlu değil. Bakalım Sancak ve Mahçupyan bu olumsuz genellemeyi kırabilecek mi?

29 Nisan 2013 Pazartesi

Medyada dudak uçukladan maaşlar...


Asgari ücret 16 yaşından büyükler için brüt: 978,60 TL
Asgari ücret 16 yaşından büyükler için net:   773,01 TL

Emekli Albay  maaşı: 3.750 TL
Emekli Milletvekili maaşı: 7.000  TL

Görevdeki  Cumhurbaşkanı maaşı: 37.000 TL.

Peki Türk medyasında maaşlar ne alemde? Tabi sıradan muhabirin maaşından söz etmiyorum bu soruyu sorarken. Sorum gazete ve televizyonların tepe isimleri için...