Karl Marx etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karl Marx etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2013 Perşembe

Erdoğan 'siz muhafazakar değilsiniz' diye ısrar eden Barlas'ı ikna edemedi!

Başbakan Erdoğan, ATV ve A Haber'in ortak yayınında Mehmet Barlas, Sevilay Yükselir, Mustafa Karaalioğlu, İbrahim Karagül ve Nihal Bengisu Karaca'nın sorularını yanıtladı.

Başbakan Erdoğan programda çok farklı konularda, çok çarpıcı açıklamalar yaptı. Ancak gecenin benim açımdan en dikkat çekici diyalogu Barlas ve Erdoğan arasında yaşandı.

Barlas, Başbakan Erdoğan'ın "muhafazakar" olmadığını iddia ederken, Erdoğan ise "muhafazakar" olduğuna Barlas'ı ikna etmeye çalıştı. Programı izleyince Barlas'ın pek ikna olmadığını gözlemlediğimi de ekleyeyim.

Peki Sabah gazetesi başyazarı, kendisini "muhafazakar demokrat" diye niteleyen Erdoğan'a neler dedi?

Mehmet Barlas, "muhafazakar" teriminin Fransız İhtilali'nden sonra, kendilerinde de bir ihtilal olmasından çekinen İngizlilerce üretildiğini, bu bağlamda, Erdoğan'ın muhafazakar olamayacağını söyledi.

Barlas şöyle devam etti:

"Bütün tabuları yıkıyorsunuz, bütün statükoyu alt üst ettiniz ve kendinize muhafazakar diyorsunuz. Türkiye'deki statüko dediğimiz, statik resmi ideolojinin sahipleri de kendini devrimci olarak sunup sizin muhafazakarlığınıza karşı devrimi savunuyorlar"

Başbakan  Erdoğan ise şöyle yanıt verdi:

"Muhafazakarlık noktasında Fransızların ve İngilizlerin tanımı ile bizimkisi farklı. Biz kendi kültür ve tarihimizi koruma noktasında muhafazakarlıktan bahsediyoruz. Biz bu yapı içerisinde geleceğimizi olgunlaştırmak istiyoruz. Başbakanlık olarak attığımız adımların yanlış anlaşılması sonrası gerekli yapılacakları atıyoruz. Ahlak hukuk ile iç içedir." 

Barlas'ın halihazırda kullanılan bir tanımı "bu şu dönemde şu anlamla kullanılmaya başlanmıştır, siz o dönemde yaşamadığınıza göre size böyle denilemez" diye yorumlamasına ne diyebileceğimi bilemiyorum.

Ama adam "ben muhafazakarım" derken, üstelik gerçekten de yapıp ettikleriyle muhafazakar olduğunu ortaya koyarken ona "sen muhafazakar değil devrimcisin" diyene gülerler. Ha unutmadan söyleyelim, Karl Marks ve Friedrich Engels, Manifesto'da "Burjuvazi, tarihte son derece devrimci bir rol oynamıştır" der. Ancak onların kasdettiği burjuvazinin "dinsel ve siyasal gözbağlarıyla üstü örtülü sömürünün yerine, apaçık, utanmaz, dolaysız, çıplak sömürüyü geçirmesi"dir. Üstelik Burjuvazinin devrimciliği kendi mezar kazıcısı proleteryanın "kendi için sınıf" olarak ortaya çıkışına kadardır.

Sabah başyazarının Erdoğan'a yüklediği devrimcilik ile "sakallılar"ın sözünü ettiği devrimcilik arasında hiç bir bağlantı olmadığın altını kalın kalın çizelim de yanlış anlaşılma olmasın.

17 Nisan 2013 Çarşamba

Tönbekici neden Rant'ı böyle savunuyor?

"Para diye bir şey var. Rant diyorlar, rant ayıp bir şey değil. Bu binanın restorasyonu pahalı ve o firma bunun parasını kazanmak zorunda."

Böyle diyor Vatan gazetesinin anlı şanlı kadın yazarı Mutlu Tönbekici, geçenlerde katıldığı bir televizyon programında. Hem de bağıra çağıra, kendisine yüksek sesle yanıt verildiği için elinin ayağının dolandığını, rahat konuaşmadını söylediği sırada, sesi giderek daha çok artarken böyle diyor.

Konu Emek sineması. Bir süredir yıkılacağına kesin gözle bakılan, ancak bir umut belki yıkılmaz diye düşünülen Emek sinemasının da içinde olduğu, İnci Pastanesinin ve hatta SESAM'ın bir dönem konuşlandığı Circle d' Orient (Serkaldoryan) binasının neden yıkılması gerektiğini anlatırken böyle söylüyor Tönbekici:
 
"Beyoğlu'nun ortasında bir bina cesediyle yaşıyoruz, biz ne biçim sinemalarda izliyoruz diye protesto etmiyor, leş gibi kokusu vardı. En son bu sinema kendi kendine kapandı, rekabet edemedi. O kadar seviyorlardı da niye gitmiyorlardı. Bakımsız, bir sürü sebeplerden dolayı olmadı. Ben buranın Paris'teki gibi bir kültür merkezi olmasını isterim. Para diye bir şey var. Rant diyorlar, rant ayıp bir şey değil. Bu binanın restorasyonu pahalı ve o firma bunun parasını kazanmak zorunda."





4 Şubat 2013 Pazartesi

Hem Mevlevi olup hem de kredi kartı reklamında oynanılır mı?

Geçenlerde Taraf gazetesinin yazısına sansür uygulaması nedeniyle istifa eden Barbaros Altuğ, Cumartesi günü Ayşe Arman'a röportaj verdi. 

Ayşe Kulin, Ahmet Altan, Perihan Mağden, Hasan Ali Toptaş, Latife Tekin, Kürşat Başar, Buket Uzuner, Canan Tan, Celil Oker, Murat Somer, Aslı Erdoğan, Hatice Meryem gibi isimlerin "Edebiyat Ajanı" olan Altuğ ilginç bir çıkışla hissettiklerime tercüman oldu.

Burada medya üzerine yazıp çizmeye çalışıyorum ama bir yandan medyatik karakterlere dönüşen iki yazarla ilgili olduğu için es geçmeyeyim dedim. 

İşte Barbaros Altuğ'un Orhan Pamuk ve Elif Şafak için röportajda söylediği sözler:

27 Ocak 2013 Pazar

Türkiye'ye hakim olan "Püriten Ahlak"

Fransız Le Monde gazetesi geçenlerde Türkiye ile ilgili ilginç bir habere yer verdi. Gazete bir yandan 2 bin kadar yayını etkileyen kitap sansürünün Ocak ayında yürürlüğe giren bir düzenleme ile kaldırılması üzerine on yıllarca yasaklanmış 450 kadar eserin yeniden yayınlanabileceğine dikkat çekiyor. Diğer yandan da sansürün Türk yargı alanında devam ettiğini savunuyor ve çarpıcı bir tespite yer veriyor: "Komünizmle mücadelenin yerini püriten ahlak aldı". 
ANKA haber ajansı imzalı ve Cumhuriyet gazetesinde de bir özeti yayınlanan habere göre, Le Monde, "İstanbul'da Artık Marx Sansürlenmiyor" başlıklı haberinde aralarında yeniden yayınlanabilecek 450 kadar eserin, "darbeler ve Ankara'daki bürokrasinin" tutumu nedeniyle uzamış olan bir "kara listede" bulunduklarını kaydetti.