Son günlerde Gülen'in, kendisini ziyaret eden bir dizi gazeteciye Başbakan Erdoğan'ın "güç zehirlenmesine uğradığı"nı söylemesi AKP ile Gülen Cemaati arasındaki gerilimin yeniden konuşulmasına neden oldu.
Peki kim o gazeteciler ve neler konuşuldu?
İddiaya göre o gazeteciler
Mehmet Altan, Mahmut Övür, Ekrem Dumanlı, Amberin Zaman, Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Yavuz Oğhan ve
Ardan Zentürk.
İddiayı ortaya atan
Barış Yarkadaş, Taraf gazetesinde yaşananların ardında Mehmet Altan'ın
olduğunu öne sürdü. "Mehmet Altan'ın Fethullah Gülen'in elini öptüğünü"
söyleyen Yarkadaş,
"Altan, Fethullah Gülen'e kendisi dışındaki sekiz
gazetecinin yanında Türkiye'yi anlatırken, 'Artık yeter, elinizi masaya
vurun' anlamına gelecek sözler sarf ediyor. Yani; Gülen Hareketi'nin
liderinin AKP'ye karşı harekete geçmesini istiyor" dedi.
Yarkadaş, yazısında,
"Gülen, yaklaşık iki sat süren toplantıda,
Türkiye'de yaşanan gelişmelerden kaygı duyduğunu, Türkiye'nin dikta
rejimine gittiğini ve Erdoğan'ın güç zehirlenmesi yaşadığını açık açık
dile getiriyor" ifadelerini kullandı.
Barış Yarkadaş'ın
www.gercekgundem.com sitesinde yayınlanan (07.05.2013) yazısı şöyle:
Pazar günü kaleme aldığım ''Milli Merkez ve Fethullah Gülen'in
sohbeti...'' başlıklı yazı gündemi sarstı. Yazıda yer alan analiz ile
kulis bilgileri, ulusalcı kesimlerden Atatürkçülere, Fethullah Gülen
Hareketi'nden AKP tabanına uzanan geniş bir yelpazede tartışıldı.
Medyadaki gelişmeleri haber veren internet siteleri ise özellikle yazıda
yer alan "Fethulah Gülen'in sohbeti'' başlıklı kısmı öne çıkardı.
Birçok internet sitesi, "Gülen'in toplantısına hangi gazeteciler
katıldı?'' diye sordu.
Dört gazeteciyi yazmıştım
Zira; ben o yazıda, Gülen'in ABD'deki evinde bir süre önce gerçekleşen
ziyarete, dokuz gazetecinin katıldığını, bunların dördünün Mahmut Övür,
Mehmet Altan, Ekrem Dumanlı ve Amberin Zaman olduğunu yazmıştım. Diğer
beş gazetecinin isimlerini ise öğrenememiştim!
Bakın kimler varmış?
Dün gece sohbet ettiğim Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen bir
tanıdığım, "Keşke bana sorsaydın...'' dedi. "Sorsaydın, herkesin bir sır
gibi sakladığı isimleri ve sohbeti anlatırdım'' diye de ekledi. Hemen
ardından ise, benim eksik bıraktığım isimleri sıraladı: ''Gazeteciler ve
Yazarlar Vakfı'ndan Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav,
Gazeteci Yavuz Oğhan ve Ardan Zentürk...''
Çok sert sözler
Gülen'in daveti üzerine ABD'ye götürülen bu dokuz gazeteci, yaklaşık 15
gün önce gerçekleşen bu ziyarete ilişkin hiçbir şey yazmadı! Belli ki;
Fethullah Gülen'in "Türkiye bir diktatörlüğe gidiyor'' tespitini yazmak
istemediler... Çünkü; bunu en başta Ekrem Dumanlı'nın istemediği
biliniyor.
Hatırlarsanız, bir önceki yazıda, Dumanlı'nın Fethullah Gülen'in
yanında, "Bu sözler yazılmasın'' dediğini aktarmıştım. Dumanlı, mevcut
statükosunu koruma adına, Gülen'in sözlerini kamuya duyurmamaya ve
''AKP'yle yaşanan çelişkiyi derinleştirmemeye'' çalışıyor.
Gülen'in sözleri kamudan saklanıyor
Zira; Dumanlı ve çevresi, AKP ile açıktan girilecek bir kavganın,
mevcut statükolarını sarsacağını görüyor. Bunun yerine, kendi
tabanlarına "Her şey yolunda, AKP güzel şeyler yapıyor, merak etmeyin''
mesajı veriliyor. Gülen'in "barış ve çözüm süreci''ne ilişkin dile
getirdiği kaygılar ile çok sert eleştirileri ise ısrarla saklanıyor.
Oysa ki; Fethullah Gülen'in medyadan sır gibi saklanan sözlerine
yansıyan öfke, işlerin Zaman Gazetesi ve çevresinin anlattığı gibi
gitmediğini gösteriyor. Toplantıya katılan ancak buna ilişkin tek satır
bile yazamayan gazeteciler, yakın çevrelerine "Gülen, AKP ile gönül
bağını tamamen koparmış'' diyor. Tabii aynı kişilerin, bu gerçeği
bilmelerine rağmen, köşelerinde tam tersini yazdıklarını da not düşmek
gerekiyor...
Altan'ı dinlerken şaşırmışlar
O toplantıdan dişarıya sızan bilgilere göre, sohbetteki en ateşli ismin
Mehmet Altan olduğu görülüyor. İddiaya göre, Mehmet Altan, Gülen'in
odasına girerken, "Hocaefendi''nin elini öpüyor! Yıllardan bu yana
"Birey, birey, birey'' ve "2. Cumhuriyet...'' deyip başımızın etini
yiyen Mehmet Altan'a ilişkin anlatılan bu iddia eğer doğruysa, Altan'ın
bundan sonraki sözlerinin hiçbir hükmü kalmıyor...
Gülen'e sesleniyor
Altan'ın ''ateşli'' tavrı, kuşkusuz bununla sınırlı değil... Altan,
Fethullah Gülen'e kendisi dışındaki sekiz gazetecinin yanında Türkiye'yi
anlatırken, "Artık yeter, elinizi masaya vurun'' anlamına gelecek
sözler sarf ediyor. Yani; Gülen Hareketi'nin liderinin AKP'ye karşı
harekete geçmesini istiyor. Diğer gazeteciler ise hem Altan'ı, hem de
Gülen'i sessiz sedasız izliyor. (Geri döndüklerinde tek bir satır dahi
yazmadıklarını hatırlatmama gerek yok sanırım...)
Gülen, yaklaşık iki sat süren toplantıda, Türkiye'de yaşanan
gelişmelerden kaygı duyduğunu, Türkiye'nin dikta rejimine gittiğini ve
Erdoğan'ın güç zehirlenmesi yaşadığını açık açık dile getiriyor. Harun
Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Gazeteci Yavuz Oğhan, Ardan
Zentürk, Mahmut Övür, Mehmet Altan, Ekrem Dumanlı ve Amberin Zaman ise
bunları biraz da şaşkınlıkla dinliyor. Ekrem Dumanlı, ''hocaefendi''nin
sözlerinin dışarı yansıyacağını anlayınca, "Bunlar yazılmasın'' diyerek
müdahale ediyor. Mahmut Övür ise "Tabii ki; zaten aile içi sohbet
ediyoruz'' karşılığını veriyor.
Taraf birdenbire karıştı
Bu görüşmenin hemen ardından, Taraf Gazetesi'nde ilginç gelişmeler
yaşanıyor. TV Net'teki Muhalif programında da anlattığım üzere, ''Taraf
Gazetesi'ndeki operasyonun, Mehmet Altan tarafından gerçekleştirildiği''
söyleniyor. Altan'ın gazetenin yeni yayın çizgisini belirlediği ve yeni
dönemde kimlerin yazacağına karar verdiği iddia ediliyor. Cemaate yakın
bir isim, bana bu gelişmeyi değerlendirirken, "Taraf'ın yeni misyonu,
AKP'yi yerel seçimler öncesi terbiye etmek'' sözlerini sarf ediyor.
Görüşmeye katılan Amberin Zaman'ın Taraf'a yazar olması, Mehmet Altan'ın
demeçlerinin birinci sayfaya taşınması, ilginç gelişmeler olarak
değerlendiriliyor.
ABD'deki görüşmelere tekrar dönersek...
Ayrıntılarına dün ulaşabildiğim bu görüşme ve sohbet, AKP'ci ve
cemaatçi yazarların, hem kendi tabanlarına, hem de kamuya doğru bilgi
vermediklerini gösteriyor. Bunun medyadaki karşılığı, ''karartma''dır.
Ekrem Dumanlı, bu tavrıyla, hiç kimseye medya etiği dersi veremeyeceğini
bir kez daha gösteriyor! Zira; Ekrem Dumanlı haberi saklıyor ve kamuya
karşı olan görevini yerine getirmiyor. Aynı tespit, diğer yazarlar için
de geçerli...
Gazetecinin görevinin kamuya doğru bilgi vermek olduğunu hatırlatmaya
gerek duymak çok acı... Dokuz gazetecinin bulunduğu bir ortamda, haberin
saklanması ve gerçeğin üzerinin örtülmesi, medyamızın içine düşürüldüğü
durumu göstermesi açısından net bir tablo olarak karşımızda duruyor...
Fethullah Gülen kime 'küstahlaşıyor' dedi?
Neyse ki; ben pazar günü bu görüşmenin bir kısmını yazdıktan 24 saat
sonra internet sitesine bir video yükleyen Fethullah Gülen,
düşüncelerini artık içinde saklamayacağını ilan ediyor.
Fethullah Gülen, benim önceki yazımda yer alan ifadeleri
doğrularcasına, "Küstahlaşma ve edindiği güç yüzünden kendini kaybetme''
üzerine esaslı bir vaaz veriyor. Gülen'in sözlerinin hedefinin kim
olduğu çok açık... Egemen Bağış bu yüzden, Gülen'in ismini vermeden,
Başbakan'ı koruyan bazı tweetler atmak zorunda kalıyor. Mehmet Baransu
ise Bağış'ın sözlerinin yer aldığı tweetlerin, Fethullah Gülen'e karşı
yazıldığı tespitini yapıyor. Baransu, tweetinde bunu açıkça söylüyor.
Bu meseleye; gerek duyarsak önümüzdeki günlerde yeniden devam ederiz...