ergun babahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ergun babahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2013 Pazartesi

Ergun Babahan otoparkçı oldu...

[Oda TV'nin haberi... Alıntılamakta fayda var...]

Bir dönemin genel yayın yönetmeniydi.

Sonra koltuğundan oldu; olmamak için bugün Star gazetesindeki köşesinden küfür ettiği Doğan Grubu'nun kapısından hiç ayrılmadı.

Sonra iktidara yakınlaştı; yandaş oldu.

Yandaşlık günümüzde hayli ekonomik getirisi olan bir siyasal terminolojinin adıydı.
Kimi tv'lerde program yaptı kimi gazetemlerde yazarlık yaptı.

Bugüne kadar yandaşlığın medya dışında gazetecilere gelir kapısı yarattığını duymamıştık.
meğer o da oluyormuş...

Ergun Babahan otoparkçı olmuş.

Ergun Babahan lokantacı olmuş.

Bilgi Üniversitesi'nin otoparkını Ergun Babahan işletiyor.

Bilgi Üniversitesi'nin lokantasını Ergun Babahan'ın sahibi olduğu şirket çalıştırıyor.

Bir eski genel yayın yönetmeninin düştüğü duruma bakınız; bir yanda makale yazıyor diğer yanda otoparkçılık yapıyor.

Fazla yoruma gerek var mı?

Bir dönem bir reklam vardı; "sağolasın izocam" diye bağırıyordu apartman kapıcısı.
Ergun Babahan "sağolasın" diye kime şükranlarını sunuyordur acaba şimdi? "Sağolasın yandaşlık" olabilir mi?

İşte Ergun Babahan'ın Bilgi Üniversitesi işletmelerinin belgesi:






http://www.odatv.com/n.php?n=ergun-babahan-otoparkci-oldu

2 Ocak 2013 Çarşamba

Emrullah Uslu o yazıyı neden yazdı?

Taraf yazarı, eski polis Emre (Emrullah) Uslu, 26 Aralık'ta köşesinde “Başbakan Erdoğan’ın giderek Ergenekoncu çizgiye doğru kaydığını” yazdı.

İlk bakışta çok kafa karıştırıcı bu iddia için Uslu'nun gerekçeleri de var tabi:

“Başbakan’ın ofisinde dinleme böcekleri bulunmuş. Medyaya yansıyan bilgilere bakılırsa bu böcekler geçen şubat ayında bulunmuş. Benim merakım şu: Acaba böcek aramasının kamera kaydı var mı? Kamera kaydı yoksa, pekâlâ o aramayı yapan kurum da olmayan böcekleri çıkarıp Erdoğan’ı maniple etmek isteyebilir. Dünya siyaset tarihi bunun yüzlerce örneğiyle dolu.
Erdoğan umarım varsa o video kaydını incelemiştir. Yoksa bir başbakanı, odanda böcek bulduk deyip maniple etmek kadar kolay bir şey yoktur. Bunu dış istihbarat servisleri de yapar Başbakan’ı bir yöne kanalize etmek isteyen başka servisler de…
Bu bağlamda sorulması gereken soru şu: Böceklerin çıktığı tarih ile Erdoğan’daki değişimin tarihi örtüşüyor mu? Erdoğan’da son bir yılda görülen tuhaf değişimin, giderek Ergenekoncu çizgiye doğru kayışının ofislerinde çıkan böceklerle ilişkisi olabilir mi? Varsa nasıl?”
Uslu'nun Emniyet'in Gülen Cemaati'ne yakın duran kanadında olduğu ve MİT'e yönelik sert bir tavrı olduğu biliniyor. "Başbakan'ı manüple ediyor olabilirler" dediği kurum da şu sıralar Başbakan Erdoğan'ın eski müsteşarı Hakan Fidan'ın başında olduğu MİT.

Peki Başbakan Erdoğan'ı "son bir yılda Ergenekoncu çizgiye kaydı" diyen Emre Uslu bugün köşesinde ne yazdı? Alıntılar ile yazının bir kısmını burada paylaşalım:

Ergun Babahan bana Today’s Zaman’da ‘Mr. %10’ diye bir yazı yazdın, Erdoğan’ın her gelen ihaleden yüzde 10 pay aldığını yazdın” diye iftira atmasa belki de hiç haberim olmayacaktı.
Meğer Tayyip Erdoğan’a yakın kişiler benim Erdoğan’la ilgili “Bay %10” diye bir yazı yazdığımı, ve Erdoğan’ı ihalelerden yüzde 10 pay almakla itham ettiğim fitnesini yayıyormuş. Bu fitne ile AKP kaynıyormuş, yazmadığım bir yaz AKP ile Cemaat arasında kavga çıkarmış, ama haberim yok. (...)

7 Mayıs 2012’de, AKP-Cemaat kavgasının en zirvede olduğu dönemde, yazdığım ve Erdoğan’ı Atatürk’le kıyaslayıp baştan sona övdüğüm bu yazının Erdoğan’ın çevresince nasıl bir fitne malzemesine dönüştürüldüğünü öğrenince şok oldum.

Meğer bu yazının üstüne Akif Beki ile Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni arasında Medya Derneği’nin toplantısında büyük kavga çıkmış.

Babahan ve orada bulunan diğer gazetecilerden öğrendiğim kadarıyla, Akif Beki Bülent Keneş’e gelip “Emre Uslu, ‘Erdoğan ihalelerden yüzde 10 rüşvet alıyor’ yazıyor siz de bu yazıları yayımlıyorsunuz” diye çıkışmış. Keneş “Bizde böyle bir şey olmaz böyle bir yazı bizde çıkmaz” deyince herkesin önünde Beki “Ben aptal mıyım, ne okuduğumu ve nerede okuduğumu bilmez miyim, İngilizce yazmış ve o yazıyı Today’s Zaman’da okudum” demiş. (...)

Fitne çarkı dönmeye başlayınca Erdoğan’ı övdüğüm bir yazı bile Erdoğan’ın en yakınları tarafından fitne aracı olarak kullanılıyor, kavga sebebi yapılıyor. Adı aklımdan bile geçmeyen adam hakkında yazılar yazdığım iftirası atılıyor.

Erdoğan’ın çevresindeki fitne çarkı böyle çalışıyor: Cemaat-AKP kavgasının heyheyli günlerinde, yazdığım ve baştan sona Erdoğan’ı övdüğüm o yazıyı bile Erdoğan’ın çevresindeki insanlar tarafından çarpıtılıp fitne çıkarmak için yayıyorlar.

Gazetecilerin önünde kendi uydurdukları yalanlar ve fitne için kavga ediyorlar. Yazıyı okuma ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Çünkü fitneye o kadar inanmışlar ve şartlanmışlar ki benden, o heyheyli günlerde, Erdoğan’ı övecek bir yazı beklemiyorlar. Görünce abandone olup yeni yalanlar uydurup manipülasyon yapıyorlar.

Orada olan tüm gazeteciler de benim Erdoğan’ı yüzde 10 rüşvet almakla itham ettiğim yönünde bir yazı yazdığımı düşünüyor. Bu fitne sadece Akif Beki tarafından değil Erdoğan’ın en yakın çevresi tarafından anlatılıyor. Muhtemelen Erdoğan’a da böyle aktarılmış. Ergun Babahan gibiler de bu fitnenin üstüne sörf yapıp hem Cemaat ve AKP’yi birbirine düşürmeye çalışıyor.
6 gün önce Erdoğan'ı Ergenekoncu olmak ile itham ediyordu. Bugün ise Akif Beki ve şu sıralar gözden düşmüş olan Babahan'ı fitnecilik ile suçluyor.

Ancak bir süredir kendisi ile ilgili yürütülen kampanya yazısında andığı bu suçlamalardan çok daha çarpıcı. Kendisinin İsrail ve CİA bağlantılı bir organizasyonun elemanı olduğu iddiasını (herhalde) yanıtlayacak kadar bile ciddiye almıyor olacak ki, o eleştirilere değinmek yerinde "Erdoğan'a Mr.%10 demedim" yazısı yazıyor.

Bakalım gelen günler, medya kulislerinde nelere gebe?

26 Aralık 2012 Çarşamba

Babahan Darbeler Komisyonunda nasıl günah çıkarttı?

Babahan'ın medyatik incilerine değinince, bunları da hatırlamadan olmaz...

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu, PKK terör örgütü üyesi Şemdin Sakık'ın, Mehmet Ali Birand ve Cengiz Candar'ın isminin de geçtiği ''Sahte ifadesi'' ile ilgili haberi manşet yapan Ergun Babahan'ı 19 Ekim'de görüşlerine başvurmak için çağırmıştı. 

Sabah Gazetesi eski Genel Yayın yönetmeni Zafer Mutlu komisyonda, ''Şemdin Sakık ifade vermiş. Birand ve Çandar'a para verildiğini söylüyor. İkisi de o dönemde bizde çalışıyordu. Deli saçmasıydı. Ertuğrul Özkök'ü aradım. 'Allah aşkına girme' dedim Sonra benim yerime Ergun Babahan'ı (Dönemin Sabah Gazetesi yöneticisi) aramış, "Uğur Dündar'a da gitti o veriyor" demiş. Akşam bangır bangır haber sunuldu'' demişti.

25 ve 26 Nisan 1998 günü Sabah ve Hürriyet Gazetelerinde ''Korkunç ifşaat-Dehşet itiraflar'' başlığı ile ifadesi yayınlanmış ve gazetede şunlar yazılmıştı:

Ergun Babahan'dan medyatik inciler

O dönemde sık sık medya savaşları patlak veriyordu ve taraflar birbirleri hakkında çok ağır suçlamalara yer veriyorlardı. İstanbul Bilgesi Aydın Boysan şöyle demişti; “Bunların birbirleri hakkında söyledikleri her şeye inanın, kendileri hakkında söyledikleri hiçbir şeye inanmayın.”  [Haluk Şahin (2012) Kim Korkar Soruşturmacı Gazeteciden...]
  
Ergun Babahan, AK Parti iktidara geldikten sonra, yazdıklarıyla kendini ispatlamak için uğraşan yazarlardan biriydi. Sabah gazetesindeki yöneticiliği sona erdikten sonra Star gazetesinde yazmaya başladı. Ardından da Gülen Cemaati'nin İngilizce gazetesi Today's Zaman'da...

Yazdığı yazılardaki imalar nedeniyle Star gazetesinin MHP'li bir grup tarafından basılmasına neden olan Babahan, Mayıs ayında Fenerbahçe-Galatasaray maçının hemen ardından attığı "Bu kupa Amerika'ya girsin" Tweet'i yüzünden köşelerinden oldu.

Her ne kadar "o kelimeyi ben yanlış yazdım" diye özür dilese de, hatta Fethullah Gülen'in “Kat’iyen kırgın değilim. Sizin incinip üzülmenizi de istemem. Sizi medyada yazılıp çizilen şeylerle değil beraber çay içtiğimiz ve iyi dilekler teatisinde bulunduğumuz bir arkadaş olarak hatırlayacağım” cümleleriyle son bulan bir mektup yazsa da Babahan köşelerine geri dönemedi.