22 Eylül 2011 Perşembe

Facebook, Twitter tamam da internete ne oluyor?

"Televizyon, Twitter, Facebook, internet benden uzak durun!"

Yanda da gördüğünüz bu slogan -belki şaşırtıcı gelecek ama- Zaman gazetesi'nin Ramazan'ın ilk Cumasında yayınlanan ekinde kendisine yer buldu.

Şaşırtıcı gelecek dedim çünkü 3 Kasım 1986'da yayınlanmaya başlayan Zaman, kendisini tanımlarken İnternetin ilk Türk gazetesi sloganını kullanmayı da tercih ediyor.

Gazetenin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı kimi zaman "internetin olanaklarını ilk keşfeden gazetenin başında olmanın keyfi ile konuşuyor"


Ardından gazetesinde "internet benden uzak dursun" yazan notlar yayınlıyor. Sonra da aynı gün kişisel Twitter hesabından, eski ramazanları nasıl keyifli yaşadığını, nostalji sosuna bulayıp anlatıyor 15 binin üzerindeki takipçisine.

Ne diyeyim. İnternet sadece kendi gazetesi okunduğu zaman iyi, twitter sadece kendi mesajları okunduğu zaman güzel geliyor demek ki Zaman genel yayın yönetmenine...


[Oldukça gecikmiş bir yazı oldu bu... Halbuki Ağustos'un ilk haftası kaleme alınmıştı. Şimdi tamamlayıp yayınlayabildim.]

19 Ağustos 2011 Cuma

Milliyet'in F-4 Fantom'u iyi bilmesi lazım!

Kandil'e Türk Hava Kuvvetler tarafından düzenlenen bombardıman, gazetelerin birinci sayfalarını Savunma ve Havacılık Dergisine benzetmiş durumda. Bombaların özellikleri, uçaklara yükelenbilen bomba miktarı, teknolojinin en ölümcül yönünü gözler önüne serdi.


Birinci sayfasında bombardımana katılan uçakların resimlerine, uçakların füzelerine, onların özelliklerine yer veren gazetelerden birisi de Milliyet.

DAHA ÇOK BOMBA OLAN FOTOĞRAFI KULLANDI AMA

Milliyet'in gazetede ve internet sitesinin manşetinde kullandığı haberin görselinde kelimenin tam anlamıyla bomba sevdası hakim.
Haberde Diyarbakır'a konuşlanmış 181. Filo'ya ait 15 adet F-16'nın Kandil'e bomba yağdırdığı söylenirken, fotoğrafta aslında çok iyi bilmesi gereken F-4 Fantom'un görüntüleri kullanıldı.
Milliyet Fantom'ları çok iyi bilmeli aslında, çünkü 80'li yılların sonunda gazete verdiği karton araçlar ve karton ev maketleriyle tiraj topluyordu. 31 Ağustos 1988'de F-4 Fantom maketi verdiği zaman Milliyet ilk defa 1 milyon'dan fazla tiraja kavuşmuştu. Normalde tirajı 200 binlerde dolaşan gazete için bu tiraj müthiş bir başarıydı.
Bu nostaljik göndermenin ironik boyutunu bir yana bırakırsak, maket F-4'ün fotoğraflardakindan farkı fotoğraftaki bombaların ve tüm gazetelerimiz gibi Milliyet'in bomba sevgisinin gerçek olması.

3 Temmuz 2011 Pazar

Büyük medya, Ergenekon, büyük fotoğraf...

Kısa bir süre önce, Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş'ün Büyük Medyada Ergenekon Haberciliği isimli iki ciltlik çalışmasını okuyup bitirdim. İçeriği ile ilgili değil ama biçimsel, okuyanlar için pek dikkat çekmeyen, benim açımdan ise önemli olduğunu düşündüğüm bir eleştiri yapacağım.

Alper Görmüş'ün kim olduğunu yazmaya bile gerek yok. Halen tutuklu Oramiral Özden Örnek'e ait günlükleri ve o günlükler içinde yer alan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven gibi darbe planlarını yayınladığı için, baskına uğrayan, ardından da kapatılan Nokta dergisinin genel yayın yönetmeni...

GÖRMÜŞ'ÜN KİTABI 'KÖTÜ' BİR KİTAP MI?

Kitap, Görmüş'ün 25 Ocak 2008'den, 1 Nisan 2011'e kadar Taraf gazetesinde yazdığı köşe yazılarından derlenmiş. Görmüş'ün kitabının yeni bilgi içermemesinden ötürü eski mesai arkadaşı Ahmet Şık'ın İmamın Ordusu isimli tamamlanmamış kitap taslağı ile ilgili söylediği "yakışıksız" benzetmeyi bu anlamıyla Görmüş'ün kitabı için de kullanabiliriz: Görmüş'ün kitabı kötü bir kitaptır.

30 Haziran 2011 Perşembe

Sabahattin Ali'nin katilleri bulundu mu?

"Birgün kadrim bilinirse
İsmim ağza alınırsa
Yerim soran bulunursa
Benim meskenim dağlardır"

Dağlar isimli şiirinde kendisi için böyle yazıyordu Sabahattin Ali. Gerçekten de meskeni dağlar oldu. Öldürüldü. Her ne kadar cinayetin faili bulunup, yargılanıp, mahkumiyet aldıysa da; kolektif bilinçte faili meçhul olarak kaldı.

Mayıs ayında Zaman gazetesinde çıkan bir haber Sabahattin Ali cinayeti ile ilgili farklı bir iddiayı ortaya attıysa da, ne yazık ki kimse konunun üzerine gitmedi. Belki yoğun siyasi gündem buna izin vermedi. Ancak görünen o ki bu iddia da Sabahattin Ali cinayetindeki pek çok iddia gibi sönüp gidecek.

Sabahattin Ali cinayetinin gerçek sorumlularının bulunmasını talep etmek, sadece siyasi bir tavır olmamalı. Yalnızca usta bir edebiyatçı değildi öldürülen. Muhalif bir gazeteci cinayetin üzeri de örtülmüştü... Bunların hepsinin çözülmesi anlamına gelecek Sabahattin Ali'nin katledilmesinin emrini verenleri tespit etmek. Sadece bir faili meçhulün ortaya çıkması değil, gazeteci cinayetlerinin hiç birinin failinin meçhul kalmaması yönünde bir adım olacak belki de...

29 Haziran 2011 Çarşamba

TRT'de Türkçe bilen bir tane personel yok mu?

Sinan Albayrak, Sezin Akbaşoğulları, Alican Yücesoy, Bulut Aras, Serdar Orçin'in başrollerini oynadığı, Türkan Derya'nın yönettiği, Özgür Evren Heptürk'ün senaryorunu yazdığı TRT dizisi Sen de gitme diğer diziler gibi Sezon Finalini yaptı ve TRT1 ekranlarından izleyicisine veda etti.

Etti etmesine ama diziyi ve tekrarlarını sık sık ekrana getiren TRT'nin karnesine düşük notlar yazmayı da ihmal etmedi.

Dizinin kendisinde, prodüksiyonda bir hata yok gerçi. Karnesini zayıfla dolduran TRT'nin kendisi oldu.

28 Haziran 2011 Salı

Milliyet'e göre hangi Susurlukçu intihar etti?

Dün yaşanan bir intihar vakası bugün iki gazetenin, Milliyet ve Taraf'ın manşetinde. Susurluk sürecinde işlenen pek çok cinayete adı karışan Özel Harekatçı Polis Memurunun intiharı manşetlerde verilecek kadar önemli bir haber ama Milliyet haberi öyle bir sundu ki görenler gözlerine inanamadı.

Milliyet'in manşetinde Susurluk İntiharı başlığı ile verilen haberde habere ayrılan yer ile aynı büyüklükte bir Ayhan Çarkın resmi yer alıyordu.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Taraf yazarından Ahmet Şık'a çok garip suçlama

Taraf gazetesi Ankara Temsilcisi Lale Kemal, bugün köşesinde Şık'ın ibretlik gazeteciliği başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazının başlığına bakıp "Taraf yazarı 100 küsür gündür cezaevinde olan Ahmet Şık'ın gazetecilik meziyetlerini sıralayacak" sanmayın sakın.


Türkiye'de savunma sanayi ve TSK konusunda en tecrübeli isimlerden biri olan Lale Kemal, köşesinde Ahmet Şık'ın gazeteciliği üzerine belki de yorum yapabilecek en yetkin kişilerden biri olduğunu ileri sürdü ve gerekçe olarak da şunları yazdı:

AHMET ŞIK YÜZÜNDEN YARGILANDIM

Niye mi, derseniz, sorumsuz ve ilkesiz gazeteciliği yüzünden 301'den yaklaşık iki yıl yargılandım. Sonunda beraat ettim ama kendisini gazeteci diye tanımlayan bu şahsın, sorumsuz haberciliği yüzünden maddi ve manevi kayıplar yaşadım.