27 Haziran 2013 Perşembe

Bir bilanço denemesi: Gezi Parkı Eylemlerinde yaralanan gazeteciler - 2

Gezi Parkı'nda başlayan ve dalga dalga tüm Türkiye'ye yayılan eylemleri medyanın başlangıçta görmezden gelmesi,yayınlamaması tepkilerin zaman medyaya yönelmesine de neden olurken, 
Televizyon kanalları önünde yapılan protestolar ve camları kırılan, ters çevrilip yakılmaya kalkılan canlı yayın araçları bir yana kimi zaman gazeteciler göstericilerin şiddetli tepkisiyle de karşılaştı.  
Ancak yaralanmaların büyük bir kısmı polisin zaman zaman hedef gösterdiği düşüncesini doğuran şiddet kullanımı yüzünden gerçekleşti. Biber gaz tüfeği ile kafatası ya da kol ve bacağından yaralanan gazeteciler dışında plastik mermi ile vurulan, kör olma tehlikesi geçiren meslektaşlarımız da var.

Gezi Parkı Eylemlerinin 16. gününde böyle yazmıştım gaz, cop ve plastik mermi ile  yaralanan gözaltına alınan   gazetecilerin listesini verirken. Eylemler yoğun polis müdahalesi ile ve -literal olarak- orantısız güç kullanılarak sonlandırıldı denilebilir. TGC'nin çalışması ise herhalde devam ediyor. 

Şimdilik Gezi Parkı eylemleri çerçevesinde yaralanan, dövülen, gazdan etkilenen, plastik mermi ile vurulan meslektaşlarımızın listesi ise şöyle: 


26 Haziran 2013 Çarşamba

Akşam gazetesi Post-Taraf olur mu?

Akşam gazetesi TMSF'nin, Mehmet Emin Karamehmet'in ödemediği borçlarına mahsuben Çukurova grubuna  el konulması  sonrasında en ciddi dönüşümü yaşıyor. 

TMSF, gazeteyi 2005 yılından beri yöneten İsmail Küçükkaya'nın yerine yeni bir isim atanması kararını verdi.

İsim henüz netleşmedi ama çok büyük bir ihtimalle AK Parti eski milletvekili Mehmet Ocaktan. Ocaktan medya dünyasının yakından bildiği bir isim. Medya siteleri Ocaktan'ın künyesini şöyle yazıyor:

25 Haziran 2013 Salı

RTÜK üyeleri ne kadar maaş alıyor? Kurum üyelerine ne kadar kira ödüyor?

Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, RTÜK üyeleri için kiralanan konutların, kira bedellerini açıkladı. 7 bin 320 liralık net maaşları asgari ücretin 10 katına yakın olan RTÜK üyelerinin ev kiraları da karşılanıyor. En yüksek kira bedeli, aylık 2 bin 560 lira ile BDP'li üye için ödeniyor.


Buna göre, en yüksek kira bedeli aylık 2 bin 560 lira ile, BDP kontenjanından seçilen üye, Ahmet Yıldırım için ödeniyor.


RTÜK ÜYELERİ AYLIK NET 7 BİN 320 LİRA ALIYOR

T24'te yer alan habere göre Arınç, CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun bu konudaki soru önergesini cevaplandırdı ve RTÜK üyelerinin aylık net 7 bin 320 lira ücret aldıklarını belirtti. Arınç, RTÜK üyelerinin, lojman olarak kiraladıkları evlerin bedellerinin de karşılandığını bildirdi.

BAŞKAN VE BAŞKAN VEKİLİ'NE LOJMAN
Buna göre, mülkiyeti RTÜK'e ait olan Ankara'daki iki lojmanda Başkan Davut Dursunve Başkanvekili Taha Yücel kalıyor.

KİRA YARDIMI 2 BİN 420 LİRADAN BAŞLIYOR
Üyelerin kiraladıkları konutlara ise, Esat Çıplak ve Süleyman Demirkan için 2 bin 500'er lira, Vahap Darendeli için 2 bin 100 lira, Hamit Ersoy için 2 bin 485 lira, Tahsin Fendoğlu için 2 bin 420 lira ve Ahmet Yıldırım için de, aylık 2 bin 560 lira aylık bedel ödeniyor.

24 Haziran 2013 Pazartesi

Anadolu Ajansı Genel Müdürüne Satıldı!

Cumhuriyet'in Ankara Bürosunun emektar ismi Işık Kansu, bugün gazetesindeki köşesinde Anadolu Ajansı ile ilgili ilginç bir süreci okurlarıyla paylaştı.

Bilindiği gibi Anadolu Ajansı hükümetten bağımsız olarak yapılandırılmış ve bir anonim ortaklık olarak kurulmuştu.  Ajansın, yüzde 47.75 hissesi Hazine'ye, diğer kısmı da ajansı kuran Atatürk'ün arkadaşlarının vârislerine aitti.

Yakın bir zamanda pek çok atılım yapan, Kürtçe, Arapça gibi servisleri hizmete koyan, bir şirket mantığı ile sok fotoğraf satışına başlayan, savaş gazeteciliği eğitimleri veren, görüntülü servisini güçlendiren ancak tüm bunlar olurken, daha önceki kadrolarını da tasfiye eden Anadolu Ajansı'nda sermaye artırımına gidildi.

21 Haziran 2013 Cuma

Medya üçe bölündü: Çoğunluk, ikinci çoğunluk ve azınlık...

Hıdır Geviş köşesinde diyor ki:

Erdoğan Türkiye’deki medya sektörünün sahibi değil belki ama kontrol eden kişi. Gezi’yle birlikte bu etkiyi açıkça gördük. Medya üçe bölündü, her biri hükümetin propaganda kalaşnikofuna dönen çoğunluk, habercilik hissini kaybetmiş ikinci çoğunluk, ve gerçekleri göstermekten sakınmayan azınlık medya...

Başlayalım mı saymaya: Star gazetesi AK Parti’nin Pravdası gibi... AK Parti’yi az ya da çok destekleyen bütün isimlerin yazar kadrosuna alındığı bir gazete... Grubun kanalı 24 ise sözkonusu Pravda’nın televizyon versiyonu. Oranın başında atanmış bir anchor-vali var. Sabah grubu- atv- a haber, “günaydın efenim, hizmetinizdeyiz” der gibi güne başlıyor. Kanal 7 yine öyle, CİNE5 öyle... Yeni Şafak çok iyi yazar ve gazetecilere sahip olmakla birlikte masabaşı delilsiz haberleriyle iktidar politikalarının en kuru savunucularından biri olmuş durumda. TRT’nin bütün kanalları ile Anadolu Ajansı’na ise zaten diyecek laf bulamıyorum... Show TV ve Habertürk gubu üzerindeki iktidar etkisini biliyoruz. Show’a bir anchor-vali atadılar. Bereket bu diğeri gibi değil, haysiyetli ve beyefendi... Bunun dışında Doğan ve Milliyet grubu içine aralara sıkıştırılan Akif Beki gibi kaymakam düzeyinde hükümeti temsil eden denge figürler var... Daha saymadığım varsa da siz ekleyin, ben yoruldum...

Medyanın iktidar tarafından bu kadar domine edilmesi uzun vadede medyaya ciddi zararlar verecektir. Bir kere halk daha şimdiden onlardan umudunu kesmiş durumda... Bu durum belki iyi bir gelişmeye vesile olacak ve dijital medya, dijitali habercilikte atılım yapacak... Bu konuda küçük şirketler ortaya çıkacak ve büyüyecek.

Gezi olayları sırasında her biri birer gazeteciye dönen yurttaşları gördünüz. İletişim konusunda büyük medya kurumlarına ihtiyaç bile duyulmadı... Twitter üzerinden bilenler bilmeyenlere, şahit olanlar olmayanlara her şeyi iletti... Telefonuyla resim çeken, video çeken, iki satır bilgi yazıp kitlelerle paylaşan sıradan insanlar gazetecilik yaptı... Kimbilir, yeni medya da belki yurttaş gazetecilik üzerine kurulacak. İnşallah da öyle olur...

Yurttaş gazeteciliği ile ilgili tespitler doğru. "Konvansiyonel" medya tespitleri ise geliştirmeye muhtaç... Üzerinde düşünüp devam edeceğim...

20 Haziran 2013 Perşembe

Ne değişti de Oğuz Haksever bu kadar değişti?

Bir yanda dönemin Polis Akademisinden İdris Bal'a canlı yayında posta koyan bir Oğuz Haksever var, öbür yanda ise konuğu Fatmagül Berktay'ı susturmak için üzerine yürümeye kalkan bir Oğuz Haksever...

Polis Akademesi Öğretim Görevlisi İdris Bal (ki sonra AK Parti milletvekili olmuştur),  Aralık 2010'da üniversite öğrencilerinin protesto gösterilerini "ülkeyi istikrarsızlığa sürükleme amacıyla" yaptıklarını söyleyerek söze başlayınca ve ardından da  öğrencilerin gösterisini "illegal" olarak niteleyip, gösterinin 'organize' olmasını da eleştirince Oğuz Haksever konuğunu "bozmuş" ve bir protesto gösterisinin 'organize' olması kadar doğal bir şeyin olmadığını söyleyip 'İllegal gösteri ne demek?' diye sormuştu. 

Haksever, 'Protesto gösterisinin illegal olması ne demektir? Cahilliğimi bağışlayın ama hukukta illegal gösteri diye bir şey yok' diyerek Bal'a tepki göstermişti.

O ANLARI BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Aynı Oğuz Haksever 11 Haziran 2013 gecesi konuk ettiği İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Fatmagül Berktay'ın, "Birçok kanal doğruyu söylemiyor diye Gezi parkı için CNN İnternatioal seyrediyoruz" şeklindeki sözleri üzerine sesini yükselterek ve "CNN İnternational çok doğru söyler. Amerikan savaşında olduğu gibi değil mi" demişti. Berktay'ın sözünü kesmek için ayağa fırlayıp kameranın önünden geçtiğini bile farketmeyen Haksever, Berktay ile diyalogunda şunları diyordu:

"BİRİLERİ O ATEŞİ BESLİYOR"
 
Fatmagül Berktay: Bizim en iyi öğrencilerimiz evlatlarımız orada. Çok kaygılıyım. Malesef Sayın Valinin "sevgili yurttaşlarımız" açıklamasına inanmıyorum. Ekranlardan bu manzaraalrı gören hiç kimsenin de inanmayacağını düşünüyorum.

Oğuz Haksever: Neden inanmıyorsunuz?

Fatmagül Berktay: Çünkü gördük. Gezi Parkı'nın içine müdahale var.

Oğuz Haksever: Hayır! Ateş var orada. Birileri o ateşi besliyor.

Fatmagül Berktay: Hayır az önce...

Oğuz Haksever: Hayır efendim merdivenlerin kenarı.

Fatmagül Berktay: Parkın içine gaz sıkıldığını...

Oğuz Haksever:Yani biraz daha ortamı sakinleştirici...

... : Ama gerçeği söylemek lazım.

GERÇEĞİ SÖYLEYİN AMA GÖRDÜĞÜNÜZ GERÇEĞİ SÖYLEYİN
Oğuz Haksever:Tamam elbet gerçeği söyleyin. Ama gördüğünüz gerçeği söyleyin.

Fatmagül Berktay:Herkes CNN International seyrediyoruz. Hiçbir kanal doğruyu söylemiyor diye haber veriyor. Malesef biz tecrübelerimizle çok doğru olduğunu biliyoruz.

Oğuz Haksever:CNN International çok doğruyu söyler zaten. Amerikan savaşında filan. Operasyonlar yapılırken...

Fatmagül Berktay:Valla herkes kendine demokrat ama, bu güne ilişkin olarak doğru söyleme ihtimali çok fazla. Dolayısıyla ben sevgili yavrularım söyleminin inanılacak bir şey değil. CNN International'i boş verin, bu gördüğümüz manzalaral demokrasilerde göreceğimiz manzaralar değil.

Oğuz Haksever:Bunu da demiyebilirdi vali.

Fatmagül Berktay:Bu ancak totoliter demokrasi dediğimiz oksimoronda ya da mutlak saltanat rejimlerinde görülebilecek bir görüntü.

Oğuz Haksever:Sayın Berktay, ...

Mustafa Akyol: Ben böyle düşünmüyorum...

"BEN SİZE BIRAKIYORUM SÖZÜ"
 
Oğuz Haksever:(Mustafa Akyol'a) Ben size bırakıyorum sözü, çünkü bu ortalığı yakanlara da bir şeyler söylemek gerekiyor. Mustafa Bey'e geleceğim...

Fatmagül Berktay:Bir dakika ama ben daha sözümü bitirmedim. Hükümet bunu başından beri yurttaş eylemlerini doğru yönetemedi.




Peki aradan üç yıl geçmeden neredeyse benzer olaylarda bu kadar farklı tavır sergileme nedeni nedir Oğuz Haksever'in?

Kişisel olarak düşüncemi söyleyeyim. Haksever'i eskiden de sevmezdim. Haber spikeri olarak tecrübeleri olan bir isim ancak, "tecrübeli" demek çalıştığı seneler ile değil, ekranı yönetme başarısıyla ilgili bir şey olmalı. "O Anlar" için şiirsel cümleler kurmak tecrübeli olmak için yeterli değil... Hele bir de Mehmet Barlas ile müzik programları yapma çabası, geçmişe anlamsız övgüler ve kötü müzisyenleri usta isimler gibi anlatmaya çalışması beni kişisel olarak iyice uzaklaştırıyor kendisinden.

Lakin bu kişisel yorumlar az önce sorduğum soruya yanıt olmuyor. Ne oldu da değişti Oğuz Haksever bu kadar? Herhalde tek bir yanıt var... Doğuş Grubu bu geçen sürede biraz daha eklemlendi hükümete... Tabi kraldan çok kralcılar da biraz daha belli etmeye başladı kendini...

18 Haziran 2013 Salı

Yaşar Nuri Öztürk konuştu Show TV programı bitirdi

Show TV TMSF'nin elkoyması ve Ciner Grubuna satılmasının ardından kanalın demirbaşı haline gelmiş bazı yapımlar hızlı bir şekilde final yapmaya başladılar.

Yaz sezonuna resmen girilmedi ama geçtiğimiz cuma günü Saba Tümer'in programı son bölümünü yayınladı. Saba Tümer ile birlikte cuma günleri ekrana çıkan Yaşar Nuri Öztürk, program başladıktan 15 dakika kadar sonra hükümeti, AK Partiyi ve Başbakan Erdoğan'ı isim vermeden sert bir şekilde eleştirip bir de üstüne konuyu  Gezi Parkı'nda başlayan eylemlere bağlayıp "direnişin üzerine panzerleri salıyorsun Nereye kadar götüreceksin bunu, bağırıp çağırıyorsun, gözlerini faltaşı gibi açıp…" diyince olanlar oldu.