8 Mayıs 2013 Çarşamba

Mehmet Altan Fethullah Gülen'in elini öptü mü?

Gülen'i ziyaret eden gazetecilerin kimliği ve yapılan konuşmalar medya gündemini meşgul ediyor. Yarkadaş, sitesinde Mehmet Altan'ın Gülen'in elini öptüğünü, "yeter artık Erdoğan'a karşı yumruğunuzu masaya vurun" dediğini yazmıştı.
  
Mehmet  Altan, ABD'de Fethullah Gülen'i ziyaret eden grupla ilgili olarak Yarkadaş'ın öne sürdüğü iddiaları yalanladı.

Altan, Gülen'in elini öptüğü iddiasını da içeren Yarkadaş'ın yazısı için "deli saçması" ifadesini kullandı ve "Gazetecilik bu kadar mı iğrençleşti" dedi.

 Mehmet Altan, Yarkadaş’ın yazısındaki iddialara ilişkin olarak T24'e şu açıklamayı yaptı:
 
"Birincisi bir gazetecilik tekniği açısından yanlış. İsmi verilmeyen bir kişinin verdiği bilgi olarak söz ediliyor.  Biz oradaki Balkan göçmen derneklerinin daveti üzerine gittik. Davetin programlarından birinde de Gülen ile görüşme vardı. Orada bulunan gazetecilerden hiçbiri bunu yazmadı. Yazmaya çalışan ise adı verilmeyen bir gazeteciye göre bunu anlatıyor.

Benim üzerimden bir yalan dolan ürüyor. En baştan alırsak zaten isimler yalan. O toplantıda Harun Tokak ve Mustafa Yeşil yoktu. İlk yalan dolan buradan başlıyor. Sonra yok efendim el öpmüşüm filan. Deli saçması bir durum. El öpmek, el öptürmek adetim değildir. Ben 60 yıldır bu ülkede yaşıyorum. Beni bilen bilir. İftira kampanyası… Üstelik ben demişim ki, yumruğunuzu vurun... Benim derdim iktidar kavgaları değil, sistemin demokratikleşmesi. Ben gerçek demokrasinin peşinde birisiyim. Bunu söyleyeceksem kendim söylerim.

Sonra Taraf’ta yaşananları Fethullah Gülen görüşmesine bağlıyor. Yani ben iktidar savaşını kışkırtıyorum, sonra Taraf’ta operasyon yapıyorum… Abuk sabuk şeyler… Akşama da Obama’ya telefon edeceğim!

Bu Türkiye’de barış ve demokrasi isteyenlere karşı hamam böceği operasyonu. Ürküntüm gazeteciğin ne hale geldiği… Bunun engeli yok,  bunun denetimi yok…  İsimlerden başlayan yalan baştan aşağı yalan, katılanlar bile yalan ama yazılabiliyor… Bu nasıl bir gazeteciliktir. Bu nasıl karakterdir. Kim bu kadar yalandan medet umuyor? Gazetecilik bu kadar mı iğrençleşti?

Benim üstümden neden bir iftira kampanyası üretiliyor? Ben Türkiye’de kalıcı barış ve demokrasi istiyorum. Diktatörlük peşinde olanlar var. Benim derdim  iktidar kavgaları değil, bu 12 Eylül anlayışının değişmesi."

Gülen'i ziyaret edip elini öpen gazeteciler kim?

Son günlerde Gülen'in, kendisini ziyaret eden bir dizi gazeteciye Başbakan Erdoğan'ın "güç zehirlenmesine uğradığı"nı söylemesi AKP ile Gülen Cemaati arasındaki gerilimin yeniden konuşulmasına neden oldu.

Peki kim o gazeteciler ve neler konuşuldu?



İddiaya göre o gazeteciler  Mehmet Altan,  Mahmut Övür, Ekrem Dumanlı, Amberin Zaman, Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Yavuz Oğhan ve Ardan Zentürk.
 
İddiayı ortaya atan Barış Yarkadaş, Taraf gazetesinde yaşananların ardında Mehmet Altan'ın olduğunu öne sürdü. "Mehmet Altan'ın Fethullah Gülen'in elini öptüğünü" söyleyen Yarkadaş, "Altan, Fethullah Gülen'e kendisi dışındaki sekiz gazetecinin yanında Türkiye'yi anlatırken, 'Artık yeter, elinizi masaya vurun' anlamına gelecek sözler sarf ediyor. Yani; Gülen Hareketi'nin liderinin AKP'ye karşı harekete geçmesini istiyor" dedi.

Yarkadaş, yazısında, "Gülen, yaklaşık iki sat süren toplantıda, Türkiye'de yaşanan gelişmelerden kaygı duyduğunu, Türkiye'nin dikta rejimine gittiğini ve Erdoğan'ın güç zehirlenmesi yaşadığını açık açık dile getiriyor" ifadelerini kullandı.

Barış Yarkadaş'ın www.gercekgundem.com sitesinde yayınlanan (07.05.2013) yazısı şöyle:
Pazar günü kaleme aldığım ''Milli Merkez ve Fethullah Gülen'in sohbeti...'' başlıklı yazı gündemi sarstı. Yazıda yer alan analiz ile kulis bilgileri, ulusalcı kesimlerden Atatürkçülere, Fethullah Gülen Hareketi'nden AKP tabanına uzanan geniş bir yelpazede tartışıldı. Medyadaki gelişmeleri haber veren internet siteleri ise özellikle yazıda yer alan "Fethulah Gülen'in sohbeti'' başlıklı kısmı öne çıkardı. Birçok internet sitesi, "Gülen'in toplantısına hangi gazeteciler katıldı?'' diye sordu.

Dört gazeteciyi yazmıştım 

Zira; ben o yazıda, Gülen'in ABD'deki evinde bir süre önce gerçekleşen ziyarete, dokuz gazetecinin katıldığını, bunların dördünün Mahmut Övür, Mehmet Altan, Ekrem Dumanlı ve Amberin Zaman olduğunu yazmıştım. Diğer beş gazetecinin isimlerini ise öğrenememiştim!

Bakın kimler varmış? 

Dün gece sohbet ettiğim Fethullah Gülen'e yakınlığıyla bilinen bir tanıdığım, "Keşke bana sorsaydın...'' dedi. "Sorsaydın, herkesin bir sır gibi sakladığı isimleri ve sohbeti anlatırdım'' diye de ekledi. Hemen ardından ise, benim eksik bıraktığım isimleri sıraladı: ''Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Gazeteci Yavuz Oğhan ve Ardan Zentürk...''

Çok sert sözler


Gülen'in daveti üzerine ABD'ye götürülen bu dokuz gazeteci, yaklaşık 15 gün önce gerçekleşen bu ziyarete ilişkin hiçbir şey yazmadı! Belli ki; Fethullah Gülen'in "Türkiye bir diktatörlüğe gidiyor'' tespitini yazmak istemediler... Çünkü; bunu en başta Ekrem Dumanlı'nın istemediği biliniyor.
Hatırlarsanız, bir önceki yazıda, Dumanlı'nın Fethullah Gülen'in yanında, "Bu sözler yazılmasın'' dediğini aktarmıştım. Dumanlı, mevcut statükosunu koruma adına, Gülen'in sözlerini kamuya duyurmamaya ve ''AKP'yle yaşanan çelişkiyi derinleştirmemeye'' çalışıyor.

Gülen'in sözleri kamudan saklanıyor 

Zira; Dumanlı ve çevresi, AKP ile açıktan girilecek bir kavganın, mevcut statükolarını sarsacağını görüyor. Bunun yerine, kendi tabanlarına "Her şey yolunda, AKP güzel şeyler yapıyor, merak etmeyin'' mesajı veriliyor. Gülen'in "barış ve çözüm süreci''ne ilişkin dile getirdiği kaygılar ile çok sert eleştirileri ise ısrarla saklanıyor.
Oysa ki; Fethullah Gülen'in medyadan sır gibi saklanan sözlerine yansıyan öfke, işlerin Zaman Gazetesi ve çevresinin anlattığı gibi gitmediğini gösteriyor. Toplantıya katılan ancak buna ilişkin tek satır bile yazamayan gazeteciler, yakın çevrelerine "Gülen, AKP ile gönül bağını tamamen koparmış'' diyor. Tabii aynı kişilerin, bu gerçeği bilmelerine rağmen, köşelerinde tam tersini yazdıklarını da not düşmek gerekiyor...

Altan'ı dinlerken şaşırmışlar

O toplantıdan dişarıya sızan bilgilere göre, sohbetteki en ateşli ismin Mehmet Altan olduğu görülüyor. İddiaya göre, Mehmet Altan, Gülen'in odasına girerken, "Hocaefendi''nin elini öpüyor! Yıllardan bu yana "Birey, birey, birey'' ve "2. Cumhuriyet...'' deyip başımızın etini yiyen Mehmet Altan'a ilişkin anlatılan bu iddia eğer doğruysa, Altan'ın bundan sonraki sözlerinin hiçbir hükmü kalmıyor...

Gülen'e sesleniyor


Altan'ın ''ateşli'' tavrı, kuşkusuz bununla sınırlı değil... Altan, Fethullah Gülen'e kendisi dışındaki sekiz gazetecinin yanında Türkiye'yi anlatırken, "Artık yeter, elinizi masaya vurun'' anlamına gelecek sözler sarf ediyor. Yani; Gülen Hareketi'nin liderinin AKP'ye karşı harekete geçmesini istiyor. Diğer gazeteciler ise hem Altan'ı, hem de Gülen'i sessiz sedasız izliyor. (Geri döndüklerinde tek bir satır dahi yazmadıklarını hatırlatmama gerek yok sanırım...)
Gülen, yaklaşık iki sat süren toplantıda, Türkiye'de yaşanan gelişmelerden kaygı duyduğunu, Türkiye'nin dikta rejimine gittiğini ve Erdoğan'ın güç zehirlenmesi yaşadığını açık açık dile getiriyor. Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Erkam Tufan Aytav, Gazeteci Yavuz Oğhan, Ardan Zentürk, Mahmut Övür, Mehmet Altan, Ekrem Dumanlı ve Amberin Zaman ise bunları biraz da şaşkınlıkla dinliyor. Ekrem Dumanlı, ''hocaefendi''nin sözlerinin dışarı yansıyacağını anlayınca, "Bunlar yazılmasın'' diyerek müdahale ediyor. Mahmut Övür ise "Tabii ki; zaten aile içi sohbet ediyoruz'' karşılığını veriyor.

Taraf birdenbire karıştı


Bu görüşmenin hemen ardından, Taraf Gazetesi'nde ilginç gelişmeler yaşanıyor. TV Net'teki Muhalif programında da anlattığım üzere, ''Taraf Gazetesi'ndeki operasyonun, Mehmet Altan tarafından gerçekleştirildiği'' söyleniyor. Altan'ın gazetenin yeni yayın çizgisini belirlediği ve yeni dönemde kimlerin yazacağına karar verdiği iddia ediliyor. Cemaate yakın bir isim, bana bu gelişmeyi değerlendirirken, "Taraf'ın yeni misyonu, AKP'yi yerel seçimler öncesi terbiye etmek'' sözlerini sarf ediyor. Görüşmeye katılan Amberin Zaman'ın Taraf'a yazar olması, Mehmet Altan'ın demeçlerinin birinci sayfaya taşınması, ilginç gelişmeler olarak değerlendiriliyor.

ABD'deki görüşmelere tekrar dönersek...


Ayrıntılarına dün ulaşabildiğim bu görüşme ve sohbet, AKP'ci ve cemaatçi yazarların, hem kendi tabanlarına, hem de kamuya doğru bilgi vermediklerini gösteriyor. Bunun medyadaki karşılığı, ''karartma''dır. Ekrem Dumanlı, bu tavrıyla, hiç kimseye medya etiği dersi veremeyeceğini bir kez daha gösteriyor! Zira; Ekrem Dumanlı haberi saklıyor ve kamuya karşı olan görevini yerine getirmiyor. Aynı tespit, diğer yazarlar için de geçerli...
Gazetecinin görevinin kamuya doğru bilgi vermek olduğunu hatırlatmaya gerek duymak çok acı... Dokuz gazetecinin bulunduğu bir ortamda, haberin saklanması ve gerçeğin üzerinin örtülmesi, medyamızın içine düşürüldüğü durumu göstermesi açısından net bir tablo olarak karşımızda duruyor...

Fethullah Gülen kime 'küstahlaşıyor' dedi?


Neyse ki; ben pazar günü bu görüşmenin bir kısmını yazdıktan 24 saat sonra internet sitesine bir video yükleyen Fethullah Gülen, düşüncelerini artık içinde saklamayacağını ilan ediyor.
Fethullah Gülen, benim önceki yazımda yer alan ifadeleri doğrularcasına, "Küstahlaşma ve edindiği güç yüzünden kendini kaybetme'' üzerine esaslı bir vaaz veriyor. Gülen'in sözlerinin hedefinin kim olduğu çok açık... Egemen Bağış bu yüzden, Gülen'in ismini vermeden, Başbakan'ı koruyan bazı tweetler atmak zorunda kalıyor. Mehmet Baransu ise Bağış'ın sözlerinin yer aldığı tweetlerin, Fethullah Gülen'e karşı yazıldığı tespitini yapıyor. Baransu, tweetinde bunu açıkça söylüyor.
Bu meseleye; gerek duyarsak önümüzdeki günlerde yeniden devam ederiz...

Uğur Dündar'ın yeni kanalı "muhalif" mi olacak?


Altan Ertürk'ün sahibi  Tuncay Mollaveisoğlu’nun CEO'su olduğu ve Haber Dairesi Başkanlığı’nı Uğur Dündar’ın yürüttüğü Artı 1 TV ( ya da +1 TV) kısa süre önce yayına başladı. 

YENİ KANALDA KİMLER VAR?

Ceo: Tuncay Mollavesioğlu Haber Dairesi Başkanı: Uğur Dündar
Haber Danışmanı: Prof.Dr. Haluk Şahin
Haber Genel Yayın Yönetmeni: Mustafa Sağlamer
Haber Müdürleri: Tamer Durak ve Sedat Bakıcı
Programlar Müdürü: Uğur Tutçuoğlu
Program Koordinatörü: Murat Gürman
Sabah Haberleri: Turgut Erat
Sabah Haberleri Editörü: Şenol Konukçu
Hafta sonu Haberleri: Özlem Gürses
Canlı Yayın Muhabirleri: Salvo Kohen, Onur Aksoy, Başak Tuncer
Muhabirler: Yavuz Karakoç ve Gökmen Ulu
Program yapacak isimler: Banu Güven, Ece Temelkuran, Ayşe Önal, Bilge Egemen, Barbaros Şansal

PATRON "MUHALİF MİSİNİZ" SORUSUNA NE DİYOR?

Ekran yüzleri ve farklı içeriğiyle uzun zamandır gündemde olan +1 TV, önümüzdeki günlerde yayın hayatına başlıyor. +1 TV’yi ‘haberleriyle öne çıkan eğlence kanalı’ olarak tanımlayan yönetim kurulu başkanı Altan Ertürk kanalın içeriği ve yayın politikasını MediaCat dergisine anlattı. Ertürk: ‘Medyadaki boşluğu dolduracağız’ diyor. Ancak röportajdaki "muhalif" vurgusuna da ısrarla karşı çıkıyor.

Ne tür bir içerik sunacaksınız?

Sadece bir haber kanalı değiliz. Haberleriyle öne çıkan bir eğlence kanalıyız. Ancak bütün eğlence programlarımız birbirinden iddialı. Formatlarımız ve ekran yüzlerimiz de öyle. Kadına ve gençliğe yönelik içeriklerimiz de var. Tartışma programlarının en iyisini sunacağız. Bilgiye, bilime inanan; çatışmayı değil, uzlaşma kültürünü topluma vermeye çalışan programlar yapacağız. İnsanlar en kaliteli, entelektüel seviyesi en yüksek tartışma programlarını burada izleyecek.

Ana akım medya tarafından muhalif görüşleri nedeniyle dışarıda bırakılan isimleri buluşturan bir kanaldan bahsediyoruz. Sizi bu kanalı kurmaya iten, medyadaki muhalif sesin eksikliği miydi?

Kesinlikle hayır. Muhalefet amaçlı kurulan bir kanal değiliz. Bu ticari olarak başarılı olacağına inandığımız bir proje. Evrensel basın yayın ilişkileri çerçevesinde, tarafsız ve ilkeli yayıncılığı amaç edinen bir proje. Bazı muhalif isimlerin ya da öyle adlandırılan bazı isimlerin kanalda bulunması aslında konjonktürel olarak bizim avantajımız. Bu insanların hiçbiri gazetecilik ya da televizyonculuk mesleklerini kötü yaptıkları için işsiz kalmadılar. Konjonktürel olarak maalesef işsiz kaldılar. Bu insanların işsiz kalmalarını gerektirecek bir durum yoktu. İşlerini iyi yapıyorlardı ve burada da bunu gösterecekler. Fakat medyada durumdan vazife çıkartan, ‘bu insanlara iş vermezsek iktidara daha sevimli görünürüz’ diyecek olan yöneticiler, patronlar olabilir. Bu yüzden işsiz kalma konusunda yalnızca iktidar baskısını göstermek yanlış olur. Ben bu noktada kabahatin çoğunu medyada, medya yönetici ve patronlarında buluyorum. Biz burada ‘doğru yayıncılık nasıl yapılır’ bunu göstereceğiz. Türkiye’nin ve hatta iktidarın böyle bir şeye ihtiyacı var. İnsanların doğru habere ulaşma hakkını, medyanın doğru haber verme özgürlüğünü kullanarak sağlayabilirsiniz.


7 Mayıs 2013 Salı

İBDA-C, Salih Mirzabeyoğlu ve silahlı hareket...

İzzet Salih Erdiş! Ya da herkesin daha iyi bildiği ismiyle Salih Mirzabeyoğlu.

Bolu F Tipi Cezaevi’nde tek kişilik hücrede yatmakta olan ve 15 yıldır cezaevinde bulunan Mirzabeyoğlu, Türkiye'deki İslami hareketin kendine has isimlerinin başında geliyor. 28 şubat döneminde medyaya en çok yansıyan isimlerden biriydi Mirzabeyoğlu. AK Parti'nin ve Başbakan Erdoğan'ın sık sıkandığı Necip Fazıl'ın tezlerinden yola çıkan ve farklı bir noktaya ulaşan bir isim kendisi...

İslami hareketler ile en ilgili isimlerden biri olan Ruşen Çakır, Mirzabeyoğlu için şunları yazıyor:

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Taraf gazetesi geçen yıl ne kadar zarar etti?

Taraf gazetesini daha çok yazıyorum son günlerde. Daha da çok yazmalı belki de... Olan biteni anlamanın yolu yazılan söylenenleri hiç olmazsa ard arda, yan yana getirip büyük resme öyle bakmak olmalı belki de.

Taraf gazetesinin Ahmet Altan'ın istifası ve Oral Çalışlar'ın genel yayın yönetmenliği koltuğuna oturması sonrasında tirajındaki "şaşırtıcı" artışı bir kaç defa yazmıştım.

Peki tirajı artan, (hatta buna bağlı olarak hisseleri de borsada değer kazanan) Taraf geçen yıl ne kadar kar etti? Ya da şöyle diyeyim? Kar etti mi?

Belki şaşırtıcı gelecek ama hayır kar etmedi, aksine zarar etti. Ancak ilginç olan bu zararın, kağıt üstünde bir zarar olması. Nasıl mı? Açıklayayım:

Halka açık şirketlerin bilançoları da kamuoyuna açıklanıyor.  Taraf gazetesi, 2012 yılına ait bilançosuna göre geçtiğimiz yılı 9.2 milyon TL zararla kapattı.

Ancak aynı bilançoya göre Taraf’ın 2012 satış geliri, 2011 rakamıyla hemen hemen aynı seviyede 15 milyon 589 bin TL oldu.

Taraf’ın zararının gerekçesi ise ayrıntılarında gizli:  “Diğer faaliyet giderleri” kaleminde 2011’de 1.1 milyon TL olan gider, 2012’de 13.4 milyon TL’ye fırladı.

Mali bilanço raporunun detaylarına göre bu artışın nedeni Mürekkep Matbaacılık Medya Basım Radyo ve Televizyon İşletmeciliği A.Ş.’nin hisselerinin yüzde 99.9’unun, 15 milyon 440 bin TL bedelle satın alınması.

Mürekkep Matbaacılık şirketi nedir diye sorarsanız yanıtlayayım. Bu şirket  Taraf’ın basıldığı matbaanın sahibi olan şirket. 2009 yılında kurulan şirketin sahibi ise Taraf’ın da patronu olan Başar Arslan. Yani patron, kendisinin olan matbaayı, kendisinin olan gazeteye satarak gazetenin kağıt üstünde kar etmesini engellemiş durumda. Bu da Taraf zarar ediyor denilerek çalışanlara maaş zammını engelleyecek bir faktör olarak görünüyor.


Taraf gazetesini Gülen Cemaati mi bitirdi?

Taraf gazetesi kurulduğundan bu güne Gülen Cemaatinin açık desteğini almak, hatta cemaatin yayın organı olmak ile itham edildi.

Gazetenin kurucu babası Ahmet Altan'ın "çantacı" ve "fırıncı" diye tanımladığı "abi"leri ile yaptığı görüşme dışında Taraf ile Cemaatin arasındaki ilişkinin çok farklı boyutları vardı.

İlişki sadece Cemaat'e mensup olduğunu gizleyen ya da gizlemeyen pek çok yazarı olmasından kaynaklanmıyor. Gerçi bu ilişkilendirme Cemaat dahail pek çok kişiyi de rahatsız ediyor. Öyle ki Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı 2012 başında kaleme aldığı bir yazı ile Taraf gazetesinin üç yazarının ismini vererek "Cemaatin kalemleri" olarak nitelenmelerinden rahatsızlığını dile getirmişti:

"Mehmet Baransu, Emre Uslu, Önder Aytaç, hatta bazı Zaman yazarları... Bazı gazeteciler ne yazsa ne söylese hepsi 'cemaat'ten biliniyor. Aslında o gazeteciler defalarca açıkladı, "Biz cemaat sözcüsü değiliz; kendi düşüncelerimizi yazıyor, konuşuyoruz." dediler. Maalesef bazılarının umurunda bile değil. Varsa, yoksa cemaat! Tam bir paranoya ile karşı karşıyayız.

Hal böyle olunca bu yanlış algıya muhatap insanlara da büyük sorumluluk düşüyor. Keşke onlar üzerinden yürütülen psikolojik harbin değirmenine su taşımasalar ve bazı art niyetli kişilere fırsat vermeseler; sonuçta büyük bir kitlenin zan altında bırakılması da büyük bir vebaldir..."

Taraf gazetesinin  "abone olun gazeteniz kapınıza gelsin"  sloganı ile başlattığı abonelik sistemine en büyük desteğin Zaman gazetesinden geldiği de biliniyor.

Tüm bunları ardarda koyduktan sonra gelelim Taraf gazetesinin Oral Çalışlar'ın istifaya zorlanması sonrasında Cemaat ile ilişikli yorumlara.

Kavga ve bölünmenin arkasında "barış" mı "demokrasi" mi dualizmi yatıyor. Cemaat de yorumlara göre bu ikileme içinde kendine göre bir 'taraf' tutuyor. Peki orası neresi?

İlk ilginç yorum Milliyet'in yeni yazarı Nagehan Alçı'dan geldi. Alçı'nın eşi Rasim Ozan Kütahyalı'nın da Taraf'ın eski yazarı olduğunu hatırlayalım.  Alçı, Taraf'tan olaylı bir şekilde ayrılan Melih Altınok [Melih Altınok için ayrı ve uzun bir değerlendirme yazmayı da planlıyorum... Şimdiden yazma sözünü vereyim...] ile görüşmüş ve söylediklerini köşesinde okurlarıyla paylaşmıştı.

Taraf'taki ayrışmayı "barış" istemeyen Gülen Cemaati'ne bağlayan Altınok'un iddialarını aktarmakla yetinmeyen Alçı, Cemaat adına konuşmaya kendini yetkin gören bir isim (kim olduğu belli değil) ile de görüşmüş ve o iddialara yanıt da almıştı.

Alçı'nın köşesinden okuyalım:
Geçtiğimiz günlerde gazetesinden istifa eden Taraf yazarlarından Melih Altınok da yukarıdaki değerlendirmeyi destekliyor.

Hatta daha da ileri giderek bu yaşananların arkasında Pensilvanya'nın olduğunu söylüyor:

"Barış ve çözüm sürecine destek veren bizleri tasfiye planının arkasında Fethullah Gülen ve cemaat var. Gülen çözüm sürecine karşı çok mesafeli. Yaşananlardan memnun değil. PKK'ya karşı mücadeleye devam edilmesinden yana. (...)

Fethullah Gülen'in endişeleri

Taraf ve Pensilvanya iddialarını sormak için muhatapları aradım. (...) Gülen Hareketi ile ilgili iddialar için de hareketin ileri gelenlerinden birine sordum. Şu yorumu yaptı:

"Bunlar spekülasyon. Taraf'ta yaşananlarla hiç alakamız yok. Hocaefendi 'Sulhta hayır vardır' düşüncesiyle barış ve çözüm sürecine destek vermişti, hatırlarsanız. Hala o desteğin arkasında. Ancak bazı endişeleri var. Burada endişe kelimesinin altını çizmek istiyorum... Hocaefendi geçtiğimiz hafta bazı gazetecilerle görüştü. Mehmet Altan da oradaydı. Ben de bu görüşmenin tanığıyım. Asla Taraf'a dair bir şey konuşulmadı. Biz Oral Çalışlar'ı severiz, Taraf'ta yaşananlara çok üzüldük. Neşe Düzel, Çalışlar'dan daha iyidir demeyiz. İkisi de ayrı ayrı önemlidir. İddialar 'Her Taşın Altında Cemaat Var' paranoyasının bir ürünü."

Bu yorumlamalar ve yanıtları çarpıcı elbette ama Alçı'nın iddiasının bir kaç saat içinde boşa çıktığını da ekleyelim.  Metin Altınok  twitter hesabından Negehan Alçı'nın yazısındaki sözleri söylemediğini belirterek şöyle yazdı:

"Bugün Nagehan Alçı'nın yazısında yer alan "taraf operasyonun arkasında Gülen var" sözleri bana ait değil. Nagehan gerekli açıklamayı yapacak Taraf olayıyla ilgili çok çeşitli iddialar ortalıkta biz siz de duyuyorsunuz, ama benim "bu işin arkasında cemaat var" demem mümkün değil. Nagehan'la konuştum, cemaatle ilgili bana atfettiği sözlerle ilgili tekzibimi yayınlayacağını. programında da anlatacağını söyledi"

Taraf'tan kim ayrıldı, kim kaldı?

Taraf gazetesinde Oral Çalışlar'ın istifa ettirilmesi ve Neşe Düzel'in yeni Genel Yayın Yönetmeni olması medyanın ilgisini Taraf'a çekiyor. Ancak gazete içinde de sular durulmuyor.

Taraf son birkaç gündür  gazetesine veda eden yazarların ayrılık mesajları ile dolu. Kurtuluş Tayiz'in yazı işlerindeki görevden alınması ile başlayan krizde, Genel Yayın Yönetmeni Oral Çalışlar patron tarafından istifaya zorlanmış, Çalışlar'ın istifasının ardından Yıldıray Oğur istifa ederken gazete yazarlarları da ortak bir bildiri kaleme almıştı.

19 YAZAR BİLDİRİ İLE İSTİFA ETTİ

Oral Çalışlar'ın, 26 Nisan'da Taraf gazetesi Genel Yayın Yönetmenliği görevinden ayrıldığını açıklamasının ardından, 30 Nisan'da ortak bildiri yayınlayarak filen istifa eden 19 köşe yazarından sonra Oya Baydar, Doğan Akın, Bekir Ağırdır gibi isimler  de gazeteden ayrıldığını bildirdi.

Köşe yazarları, ortak açıklamada "Barışın politik aktörlerini demokrat kamuoyu gözünde aşındırmayı, barışın desteklenmesinden daha önemli bulanlar Taraf'ı köklerinden kopartmayı göze aldılar. Artık onları ilkeler değil, politik hesaplar ilgilendiriyor. 'Demokrasi olmadan barış olmaz' sloganının cilasını kazıdığınızda ortaya çıkan budur. Bizler aklı ve vicdanı olan her yurttaş gibi, sorunların silahla değil, siyasetle çözülmesini ve insan yaşamını en yüksek değer olarak görüyor; barışın demokrasiye giden yolu kısaltacağına inanıyoruz" ifadelerine yer vermişti.

Ancak istifalar devam etti. Taraf yazarları içinde bildiriye imza atmayan bazı isimle de son iki gündür gazetede veda yazıları kaleme alıyor.

Konu üzerine çalışan ve çalışacaklar için kolaylık olsun diye Taraf'tan ayrılan ve kalan yazarların bir listesini hazırladım. Taraf'tan ayrılanların sayısı son sayıma göre 24. İşte o yazarlar...

İŞTE TARAF'TAN İSTİFA EDENLER

Oral Çalışlar
(26 Nisan)

Yıldıray Oğur (28 Nisan)

Cihan Aktaş (29 Nisan)

Ceren Kenar
(29 Nisan)

Gürbüz Özaltınlı
(30 Nisan)

Mithat Sancar
(30 Nisan)

Kurtuluş Tayiz
(30 Nisan)
Gülengül Altınsay
(30 Nisan)

Markar Esayan
(30 Nisan)

Alper Görmüş
(30 Nisan)

Demiray Oral
(30 Nisan)

Ferhat Kentel
(30 Nisan)

Cahit Koytak
(30 Nisan)

Vahap Coşkun
(30 Nisan)

Oya Baydar
(1 Mayıs)

Roni Marguiles
(1 Mayıs)

Halil Berktay(1 Mayıs)

Doğan Akın (2 Mayıs)

Erol Katırcıoğlu (2 Mayıs)

Bekir Ağardır (2 Mayıs)

Hidayet Sefkatli Tuksal (2 Mayıs)

Sivilay Abla (Turgay Oğur) (2 Mayıs)

Tuncer Köseoğlu
(3 Mayıs)

Melih Altınok
(3 Mayıs)


VE TARAF'TA KALANLAR

Neşe Düzel

Murat Belge

Mehmet Baransu

Sezin Öney

Emrullah Uslu

Cengiz Aktar

Namık Çınar

Hıdır Geviş

Hadi Uluengin

Ali Abaday